İrem Kutluk

İrem Kutluk

Çevirmen
8.4/10
1.488 Kişi
·
3.844
Okunma
·
1
Beğeni
·
350
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Hacı Seydaoğlu
Hacı Seydaoğlu Otostopçunun Galaksi Rehberi'yi inceledi.
@haciseydaoglu·05 May 2015·Kitabı okumadı
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 5 kitabının bir arada olduğu basım. Öncelikle söyleyeyim çok uzun bir kitap. 900 küsur sayfa. Benim gibi uzun kitaplara alışkın değilseniz, bir de bilim-kurgu pek ilgi alanınıza girmiyorsa okurken çok zorlanabilirsiniz. Ben ancak ilk iki kitabı okuyabildim. Başlarken hepsini okumayı düşünüyordum. Açıkçası hepsini okumaya gücüm yetmedi. Ne olursa olsun kitapları yarım bırakmayı sevmiyorum. Bu nedenle araya kitaplar koyarak bitireceğim sanırım.

Kitabı okumadan önce ekşi'de ve 1000kitap'ta yorumlara bakmıştım. Bir çok yorum anlam itibari ile şöyleydi: "Çok saçma bir kitap ama yarım da bırakamıyorsunuz. Sizi içine hapsediyor." Bu tür yorumları görünce şaşırmıştım. Ama biraz okuduktan sonra aslında kitaba pek uyan yorumlar olduğunu fark ettim.

Yazar kendi kafasında bir evren yaratıyor -kim bilir belki de gerçektir-. Sizi karakterlerle beraber bu evrenin bir ucundan diğer ucuna sürüklüyor. Ufkunuzu çok genişletecek bir kitap. Pek çok yerde durup tekrar tekrar düşünmek zorunda kalıyorsunuz. En basitinden insanlar fare üzerinde deneyler yapar ya, yazarımıza göre aslında fareler insanlar üzerinde deneyler yapıyor. Veyahut evrende Dünyadan başka gezegenler var ve buralarda başka ırklar da yaşıyor. Dünya ise diğer ırkların yaşamı sorgulamak, yaşamın anlamını bulmak gibi sorulara cevap verebilmesi için üretilen bir robot. Biz insanlar da aslında bu robotun birer parçasıyız. Neyse çok spoiler vermeyeyim. Sonuç olarak 'saçma' da olsa bir olay örgüsü var ve ister istemez merak ediyorsunuz sonunu.

Çeviri olmasına rağmen yazarın değişik dil kullanımının tadına varabiliyorsunuz. Çevirmenlere puanım 10 bu bakımdan.

Ülkemizin ziyaretçi sayısı bakımından en iyi 8. sitesi olan, dünyada kendi alanında bir ilk olan ve 1999'da kurulan ekşi sözlük'ün kurucusu Sedat Kapanoğlu siteyi bu kitaptan esinlenerek oluşturduğunu belirtmişti. Açıkçası bu nedenle kitaba olan merakım baya da artmıştı. Kitabı okuduğum kadarıyla Douglas Adams yıllar önce, internet bu kadar yayılmamışken, hatta insanların internetin kendisini bile kavramakta zorlanırken sözlük modelini kafasında yaratması ne kadar zeki, ilerigörüşlü olduğunu gösteriyor. Dediğim gibi ufku gerçekten de katlayan bir kitap. Özellikle bilim-kurgu seven okurların ve yeni bir şeyler denemek isteyen okurların okumasını tavsiye ediyorum.

dipnot: en uygun
zamanda kalan 3 kitabı da okuyup yorumumu ve puanımı güncelleyeceğim.
-En önemlisi insana cesareti öğretip sevdiriyor.Cesaret ve aptallığın farklı kavramlar olduğunu ve aradaki o ince cizgiyi fark etmemizi sağlıyor bence bu kitabı okumak için önemli bir sebep.Düşünsenize bir kac saatte ailenizi,evinizi,paranızı hatta ve hatta gezegeninizi kaybediyorsunuz ve otostop cekerek o uzay gemisinden diğer uzay gemisine,bir gezegenden dğer gezegene savruluyorsunuz.Tabi tüm bunlar bize cok fantastik gelen şeyler ama bir düşünsenize bir daha Mc Donals'tan birşey alamadığınızı bir daha Starbucks'dan birşey içemediğinizi ;(

Evet Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okumak için 2. sebep ise gerçekleri istemenin bizim için bir araç değil bir amaç olmasını saglamak.Kısaca gerceklere ulaşarak birşeyleri basarabilmeyi istemek değil de gercekten gercege ulaşmaya calısmayı istemek.Gerçeği bir araç değil bir amaç olarak görmek.Ne de olsa ne gercekten daha gercek olabilir ki?

Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okumak için 3. sebep bir cok internet sitesine ilham vermesi, sonra 42 sayısının hayatın evrenin anlamı olduğunu google'ın da söylemesi,google'a “what is the answer to life, the universe, and everything?” diye arattığınızda karşınıza “42” cevabı ve bir adet hesap makinesi çıkıyor deneyin,ve evreni dolaşan gezginlerin rehberi olan Galaksi Rehberi'nin şuanda biz kullanamıyor olsakta tüm dünyadaki insanların ücretsiz olarak tıklayıp her türlü bilgiye sahip olmasını saglayan WIKIPEDIA ansiklopedisine ilham kaynağı olması,şuanda çogumuzun elinden düşmeyen tabletlere,e- kitaplara ilham kaynağı olması ve daha fazlasıyla hayatımızdaki cogu seye, ELON MUSK dahil birçok kişiye ilham kaynaklığı etmesi.

Ve son olarak kitabın arkasıdaki kocaman ve dostane “Don’t panic” yazısı. Hiçbir durum karşısında panik yapmamamızı söyleyen, hatta gezegeninin iki aptal vogonunun bir hiperuzay inşa yolu kurmak istemesi sebebiyle kül olup yok olması durumunda bile panik yapmamanı söylüyorsa günlük telaşlarımız içinde bu sözü aklımıza getirdiğimizde biraz sakinleşiriz belki.


Hayata daha espritüel bakabilmek ve daha fazlası için kesinlikleee okumanızı tavsiye ederim. KESİNLİKLE OKUMALISINIZ.

Diğer sebeplere buradan göz atabilirsiniz :))
https://www.google.com/...-rehberi/amp/?espv=1
Sena Koçak
Sena Koçak Elveda ve Bütün O Balıklar İçin Teşekkürler'i inceledi.
216 syf.
·8 günde·10/10
Serinin en farklı, beynimi en zorlamadan okuduğum kitabıydı diyebilirim. Adams Douglas'ı ve Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni bu kitap sayesinde tanıdığım için yeri farklı bende. Serinin ilk kitabının başındaki "BU O KIZIN ÖYKÜSÜ DEĞİL." yazısının bu kitaba geldiğimizde
"BU O KIZIN ÖYKÜSÜ." olarak değişmesini çok beğendim ve heyecanlandım. Benim okurken en çok eğlendiğim karakterler Zaphod ve Marvin'di bu yüzden bu kitabın özellikle Arthur'la ilgili olması beni biraz korkuttu çünkü okurken ara ara sıkıldığım karakterlerdendi Arthur. Fakat bu kitabın bir sayfasından bile sıkılmadım, Adams Douglas'ı dinlemeyip son bölüme geçmeden de okudum tüm o ara bölümleri. Bana göre serinin ritmini düşüren bir kitap değildi aksine üçüncü kitap Hayat, Evren ve Herşey'in ardından yine mega mizahıyla, olaylara bakış açısıyla, güzel bir aşk hikayesiyle, yine eğlenceli olaylarıyla bir yükseliş gibiydi. Kitabın sonu biraz tatmin edici olmasa da şu an bu incelemeyi beşinci ve son kitabı okurken yazdığımdan biraz kafalara durgunluk verebilecek şeyler son kitapta gibi görünüyor.

**Marvin'e gelecek olursam onu son kez görmemiz beni çok üzdü

"Onca zaman," diyordu "ah onca zaman ve üstelik de acı, onca acı ve üstelik bu acıyı çekecek onca zaman. İçlerinden sadece biri olsaydı belki de dayanabilirdim. Ama beni çökerten şey ikisinin birden olması.."

sözü de aklımdan hiç çıkmayacak sanırım. Hani bazılarına "Ya sen harcanıyorsun burda!" falan deriz ya aynen Marvin'de çok kötü harcandı evrende. Paranoyak Manik Android Evladım öldü gitti. Tüm o zekası da sonsuzluğa karıştı.

** Fenchurch ve Arthur'a gelirsek diğer kitapların aksine bu kitapta işlenen aşk konusunun baş kahramanları. İkisinin de uçabiliyor olması kadar güzel bir şey yoktu. Birlikte Londra semalarında uçtukları kısımda çok eğlenmiştim. Tanışmaları tamamen şans eseri, bir sonraki karşılaşmaları da ikinci şans eseri olsa da komik bir şekilde Fenchurch Arthur'u kendine çekiyordu güzeldi beğendiğim bir ikiliydi.

**Kamyon şoförü -Yağmur Tanrısı'na gelecek olursak adamın her gittiği yere yağmur yağdırması yüzünden karısıyla geçen bir olayında -ona inanmasa bile her eve döndüğünde çamaşırları topluyor- kısmını çok komik buldum. Kendiliğinden Doğan Neden-ötesi Meteorolojik Fenomen hakkında bir şeyler eksik kaldı gibi ne oldu o adama belki de son kitapta bahseder Adams Douglas.

** Ford'un ilk bahsedildiği bardaki hali de biraz traji komikti barda asılı olan "LÜTFEN VERESİYE TALEBİNDE BULUNMAYIN, ÇÜNKÜ AĞZINIZIN ORTASINA YİYECEĞİNİZ BİR YUMRUK SİZİ GÜCENDİREBİLİR." tabelasını çok yaratıcı buldum. Kitabın sonlarına doğru Arthur ve Fenchurch'u alıp dünyadan uzaklaşmaları da baya komikti. Arthur'un onun güvenilirliğinhakkında "Okyanus ne kadar sığdır? Güneş ne kadar soğuktur?" demesi güldürse de biraz nankörlük ettiğini düşünüyorum ne de olsa zamana yolculuk yüzünden eski eski eski çağlardan onu kurtaran Ford'du. Bu bile ondan iyi bahsetmesi için yeterli bir sebep benceee.

Çok eğlenerek okuduğum, serinin yeniden canlandığı bir kitaptı. Hiç otostop yapmadılar ama olsundu. Sema Koçak Akdoğan Bu incelemeyi senin için yazdım. İnsallah begenirsin
280 syf.
·2 günde·10/10
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 2. kitabı Evrenin Sonundaki Restoran ikinci kitap sendromunu kendinde kesinlikle bulundurmuyor. Hiç sıkıcı değil hatta ilk kitaba göre bir kaç tık daha eğlenceli. Yazarın hayran olunası hayal gücü, alttan alttan verdiği mesajlar, aralara serpiştirilmiş felsefi göndermeler kitabın kalitesini arttırdıkça arttırmış.İlk kitaba göre olay örgüsü daha sağlam, kurgusu daha bir oturmuş.Son olarak Evreni yöneten adam kısmı beni benden aldı, adamın verdiği cevaplar alkışlanacak türdendi, anlamak için üzerinde baya düşünülmesi gereken bir bölümdü.Dörtlünün sonlara dogru ayrılması beni üzdü umarım bir sonraki kitapta yine bulusurlar. Ben çok beğendim, okumayan varsa okusun kesinlikle pişman olmazsınız.
868 syf.
·Beğendi·8/10
5 kitabın bir araya gelerek ansiklopedi şeklinde basılmasıyla oluşan bir kitap. İlk başta kitap çok çekici gözüküyor lakin yazıların puntoların küçüklüğünün gözü çok yorması, kitabın kalınlığı, büyüklüğü bir araya gelince, şekil bakımından kitabı okumak çok zor ve işkence haline geliyor. İlk kitap çok güzel, hareketli, komik ve bir çırpıda okunuyor hani. İkinci kitap ise ilkine göre daha sakin olmasına rağmen ilkinin hatrına o da okunuyor. Fakat üzerine üçüncü kitaba devam etmemeniz gerekir, ki en azından ben edemedim. Araya yaklaşık bir yıl gibi bir süre girdi. Sonrasında siteden arkadaşlarım Kemal Hocam ve Nigra Hanım sayesinde kalan iki kitabi birlikte ve daha hızlı bir şekilde okuyabildim. Son kitap içerik açısından daha yoğun ve birbirini takip eden bütünlük içeren olaylar söz konusu. Evet, okunmalı bence ama hepsi bir arada değil :) araya zaman koyarak.
868 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kitaba büyük bir hevesle başladım. Çünkü kitap ilgimi çok çekmişti. Serinin tüm kitaplarını bir kitapta birleştirmişler.Bu yüzden kitap biraz kalın. Kitap bana evreni sorgulamamı ve artık her şeye olabilir gözüyle bakmamı sağladı.

Dünya Vogonlar tarafından bir uzay otoyolu yapımı için havaya uçurulmadan önce bir uzay gemisine otostop çekmeyi başaran Ford Prefect , Arthur Dent ve daha sonra yolları kesişen arkadaşlarını anlatıyor.

"İyi de bizler neden doğduk? Neden ölüyoruz? Neden bileklerimize bu kadar uzun süre dijital saatler taktık? Bütün soruların cevabı yıldızlara doğru başparmağınızı kaldırmanızda yatıyor. Ve yanınıza bir havlu bulundurmayı asla unutmayın."
Çok güzel bir kitap size de tavsiye ederim. :)
292 syf.
·10 günde·7/10
Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Genel olarak benim favorim serim oldu Otostopçunun Galaksi Rehberi. Son kitabı Çoğunlukla Zararsız ile acı bir sona baglandı seri.Artık Zaphod yok, Arthur yok, Ford yok, Marvin yok....... Son kitap diye herhalde daha fazla bilgi verilmisti, daha az olağanüstülük var gibi geldi. Daha toplu bir konusu vardı. Kesinlikle tanışılması gereken bir yazar ve seriydi.
Teşekkürler Arthur. Teşekkürler Zaphod. Teşekkürler Ford. Teşekkürler Marvin. Teşekkürler Trillian. ELVEDA VE BÜTÜN O OTOSTOPLAR İÇİN TEŞEKKÜRLER DOUGLAS ADAMS.
264 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Eğer bir gün biri çıkıp da Evren'in hangi nedenle ve niçin var olduğunu keşfederse, evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini daha garip ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını ileri süren bir teori vardır.

Bir başka teori ise bunun zaten gerçekleştiğini ileri sürer.”


Otostopçununun Galaksi Rehberi serisinin ikinci kitabından merhaba. Değişen pek bir şey yok. Tam gaz eğlence ve buram buram zekâ kokan göndermeler tekrardan her sayfasında mevcut. Buradan sonrası bol miktarda spoiler içerir.




Evrenin Sonundaki Restoranı, ben sürekli genişleyen Evren ile hareket eden bir mekan olarak almıştım öncelikle. Nasıl olsa bu evrende her şey mümkün. Ama Douglas Adams muhteşem bir hareketle bunu zamansal bir mekan olarak tasarlamış kitapta. Nasıl mı? Zamanda yolculuk yaparak gidilebilen, bir kalkanla korunan ve bu nedenle evrenin sona ermesini izleyebileceğiniz bir restoran. Bu seriyi okurken en sık sorduğum soruyu yinelemek durumdayım. Bu neyin kafası ya? Muhteşem.

Restoranın bir diğer çılgın hizmeti günün yemeği ile tanışabilmeniz. Sığır şeklindeki bir hayvanının gelip, “belki bir parça kolumdan alabilirsiniz, butum da güzeldir, kollarımı sık sık çalıştırıyorum ve bol bol ot yiyorum o yüzden oradaki etlerim güzeldir, belki bir güvecimi alırsınız” şeklinde öneriler sunup, siparişinizi aldıktan sonra gidip kendini vurduğunu ve garsonların o hayvanın etini masanıza getirdiğini düşünün. Kitapta bu tarz üstüne konuşulacak çok nokta var, hepsine değinmeye kalksam uzadıkça uzar inceleme. Gezegendaşımız olan Arthur’un tepkisi ve ona gelen tepki beni düşündürdüğü için özellikle değinmek istedim. Ben böyle bir durumda ne yapardım, oldukça merak ettim.

“Sadece önümde durup da beni, kendisini yemeğe davet eden bir hayvanı yemek istemiyorum o kadar, dedi Arthur. “Bu insafsızlık.”

“Yenmek istemeyen bir hayvanı yemekten iyidir,” dedi Zaphod.



Ekibimiz ilk kitaba göre oldukça sık ayrı düşüyor. Buradan sonra ikiye ayrıldıkları hikayelerine değineceğim sadece. Tüm olayları beraber yaşasalardı daha fazla malzeme çıkardı gibime geliyor. Ama Adams’ın zekâsından şüphe etmiyorum. Vardır bir bildiği. Yalnız en favori karakterim olan Paranoid Android Marvin’e çok yükleniyor. Yine akıbetini bilmiyoruz sevimli robotumuzun maalesef. Her söyleminde aynı anda hem derinlik hem de bir hüzün saklı. Hastasıyım. Üzmesinler Marvin’i artık.



Zaphod ve ekibinin, Evrenin gerçek hükümdarı ile yani bir nevi Tanrı ile görüşmesi ve Adams’ın ortaya koyduğu tanrı tasviri muhteşemdi. Daha önce birçok kitap, dizi ya da filmde, genelde bir noktadan sonra bezmiş, insanların sürekli yarattığı şeyleri ve kendilerini mahvetmesinden bıkmış ve işleri oluruna bırakmış tanrı tasvirlerine rastlamıştım. Ama en sevdiğim kesinlikle bu oldu. Hiçbir sorumluluk kabul etmeyen, evrenden, yarattıklarından bile ölümüne şüphe eden bir Tanrı kesinlikle hoşuma gitti. Umarım diğer kitaplarda da karşımıza çıkar. Tüm bölümü buraya geçirmek istesem bile, şu alıntıyı paylaşsam sanırım yeterli olur:

#41664772




Bir gezegen halkının hiçbir işe yaramayan üçte birlik kısmını kandırıp, bir gemiye bindirerek başka bir gezegene postaladığı (iyi fikir kabul edelim, ama sonu iyi bitmiyor) o gemiye ışınlanan Arthur ve Ford’un sonrasında yaşadıkları ve yapılan göndermeler yine müthişti. Gönderildikleri mavi-yeşil gezegenin Dünya çıkması ve hiçbir işe yaramayan bu aptalların, insanlığın iki milyon önceki ataları olmasını hiç beklemiyordum. Arthur gibi ben de pek kabullenmek istemedim. Daha hiçbir şey icat etmeden, direkt başka kıtalara savaş açmaya, yakıp yıkmaya, birbirleriyle tartışmaya başladıklarını gördükten sonra maalesef atalarımız olduğundan emin oluyoruz ister istemez.


Hiç bitmesin istiyorum bu seri, o yüzden neler olduğunu çok merak etsem bile tadını çıkara çıkara, araya zaman koyarak okumaya devam edeceğim.



“KIRK İKİ.”
248 syf.
·9 günde·9/10
BÜTÜN BU BİTMEK BİLMEYEN ASIRLARDAN SONRA BENİM TEK ÖZLEMİM HİÇLİK.

Otostopçunun Galaksi Rehberinin 3. kitabı Hayat, Evren ve Herşey ilk iki kitaba göre kurgusu en oturmuş olanıydı. Ama sanırım bu sakinlik ve durağanlık yüzünden elimde biraz fazla dolandı. Ford, Arthur, Trillian ve Zaphod son kısımlar hariç bölümde pek haşır neşir değildi, yazar genel olarak hepsinden farklı farklı bölümlerde bahsettiği için biraz sıktı herhalde. Ama yine sıktığı için bırakılacak bir kitap değildi tabii ki. Yazarın olağanüstü hayal gücü, kelimelerle oynayışı, mega mizahı ile kitap okunabilir hale gelmişti.

Zaphod'un bir bölümde Marvin'e benzemesine üzülsem de son bölümde yakınlaşmalarına sevindim. Ford kendini yere doğru fırlatıp yeri ıskalamayı o kadar çok istese de bunu onun yerine Arthur'un yapabilmesi beni çok şaşırttı.Bizim maymun adam Arthur yani. Beklemezdim ondan :)) Birde şu uçma hakkında verilen bilgiler kısmı baya eğlenceliydi. Bir sonraki en eğlenceli kısım ise Arthur'un yaratık ile karşılaşma anıydı. Yaratık "Arthur Dent, benim sonsuz katilim!" derken o kadar haklıydı ki intikamını alamadan Arthur onu yine etkisiz hale getirdi :))

Bu bölümde tüm herkes çok yıprandı aslında Ford kanepe ile Dünya'ya geldiğinde ;

"Bilmek istemiyorum, görmek istemiyorum, duymak istemiyorum," diye bağırıyordu koşarken, "burası benim gezegenim değil, Dünya benim evim değil, burada olmayı ben istemedim, bir şeye karışmak istemiyorum, sadece beni buradan uzaklaştır, beni anlayabileceğim insanların arasına götür!"

sözleri beni çok üzdü. Daha sonra Arthur'un 5 yıl boyunca ilk çağda kimsesiz kalması ve yalnızlığının, çaresizliğinin , boşluğun üstesinden gelmek için en iyi fikrin aklını oynatmak olduğunu düşünmesi beni üzdü ve sonra da şu dedikleri ;(

"Yıllardır hiç kimseyi görmedim," dedi, "tek bir kişi bile. Nasıl konuşulduğunu bile zorlukla hatırlayabildim. Sözcükleri unutup duruyorum. Pratik yapıyorum, anlıyor musun? Şeylerle .... konuşarak pratik yapıyorum .... şeylerle .... onlarla konuşursan seni deli sandıkları şu şeyler nedir? Hani Üçüncü George gibi."
"Krallar mı?" diye önerdi Ford.
"Hayır, hayır," dedi Arthur. "Üçüncü George'un konuştuğu şeyler demek istiyorum. Tanrı aşkına, her yanımız onlarla dolu. Yüzlercesini kendim ektim. Hepsi öldüler. Ağaçlar! Evet, ağaçlarla konuşarak pratik yapıyorum."

Kimse konuşmayı unutacak kadar yalnız kalmadığı sürece yalnızım demesin lütfen:) Zaphod'un ise Trillian'ın onu terk etmesi sonucu gemide bir başına kaldığında aklına evrende kendinden daha mutsuz daha yardıma ihtiyacı olan kişiler için bir şeyler yapması gerektiğini sonra da bu kişinin Marvin olduğunu fark ettiği sırada çok üzülmüştüm. Depresif androidden sadece bir tık iyi hissetmek çok kötü bir duruma benziyordu.

Kitap genel olarak böyleydi. İlk iki kitaba göre daha az felsefikti ya da bana öyle geldi. Hayat, Evren ve Herşey'in cevabı da 4. kitaba kaldı. Kesinlikle okunması gereken bir seri ve bu kitap biraz dönüm noktası gibi yarıda bırakmamak için biraz zorlanıyorsun çünkü dediğim gibi ilk iki kitaba göre bir düşüştü.

Herneyse sonunda bitirebildim ve dördüncü kitap Elveda ve Bütün O Balıklar İçin Teşekkürler'de neler olacak merak ediyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3.844 okur okudu.
  • 447 okur okuyor.
  • 3.810 okur okuyacak.
  • 204 okur yarım bıraktı.