İrem Kutluk

İrem Kutluk

Çevirmen
8.4/10
2.239 Kişi
·
5,9bin
Okunma
·
2
Beğeni
·
658
Gösterim
Adı:
İrem Kutluk
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 5 kitabının bir arada olduğu basım. Öncelikle söyleyeyim çok uzun bir kitap. 900 küsur sayfa. Benim gibi uzun kitaplara alışkın değilseniz, bir de bilim-kurgu pek ilgi alanınıza girmiyorsa okurken çok zorlanabilirsiniz. Ben ancak ilk iki kitabı okuyabildim. Başlarken hepsini okumayı düşünüyordum. Açıkçası hepsini okumaya gücüm yetmedi. Ne olursa olsun kitapları yarım bırakmayı sevmiyorum. Bu nedenle araya kitaplar koyarak bitireceğim sanırım.

Kitabı okumadan önce ekşi'de ve 1000kitap'ta yorumlara bakmıştım. Bir çok yorum anlam itibari ile şöyleydi: "Çok saçma bir kitap ama yarım da bırakamıyorsunuz. Sizi içine hapsediyor." Bu tür yorumları görünce şaşırmıştım. Ama biraz okuduktan sonra aslında kitaba pek uyan yorumlar olduğunu fark ettim.

Yazar kendi kafasında bir evren yaratıyor -kim bilir belki de gerçektir-. Sizi karakterlerle beraber bu evrenin bir ucundan diğer ucuna sürüklüyor. Ufkunuzu çok genişletecek bir kitap. Pek çok yerde durup tekrar tekrar düşünmek zorunda kalıyorsunuz. En basitinden insanlar fare üzerinde deneyler yapar ya, yazarımıza göre aslında fareler insanlar üzerinde deneyler yapıyor. Veyahut evrende Dünyadan başka gezegenler var ve buralarda başka ırklar da yaşıyor. Dünya ise diğer ırkların yaşamı sorgulamak, yaşamın anlamını bulmak gibi sorulara cevap verebilmesi için üretilen bir robot. Biz insanlar da aslında bu robotun birer parçasıyız. Neyse çok spoiler vermeyeyim. Sonuç olarak 'saçma' da olsa bir olay örgüsü var ve ister istemez merak ediyorsunuz sonunu.

Çeviri olmasına rağmen yazarın değişik dil kullanımının tadına varabiliyorsunuz. Çevirmenlere puanım 10 bu bakımdan.

Ülkemizin ziyaretçi sayısı bakımından en iyi 8. sitesi olan, dünyada kendi alanında bir ilk olan ve 1999'da kurulan ekşi sözlük'ün kurucusu Sedat Kapanoğlu siteyi bu kitaptan esinlenerek oluşturduğunu belirtmişti. Açıkçası bu nedenle kitaba olan merakım baya da artmıştı. Kitabı okuduğum kadarıyla Douglas Adams yıllar önce, internet bu kadar yayılmamışken, hatta insanların internetin kendisini bile kavramakta zorlanırken sözlük modelini kafasında yaratması ne kadar zeki, ilerigörüşlü olduğunu gösteriyor. Dediğim gibi ufku gerçekten de katlayan bir kitap. Özellikle bilim-kurgu seven okurların ve yeni bir şeyler denemek isteyen okurların okumasını tavsiye ediyorum.

dipnot: en uygun
zamanda kalan 3 kitabı da okuyup yorumumu ve puanımı güncelleyeceğim.
-En önemlisi insana cesareti öğretip sevdiriyor.Cesaret ve aptallığın farklı kavramlar olduğunu ve aradaki o ince cizgiyi fark etmemizi sağlıyor bence bu kitabı okumak için önemli bir sebep.Düşünsenize bir kac saatte ailenizi,evinizi,paranızı hatta ve hatta gezegeninizi kaybediyorsunuz ve otostop cekerek o uzay gemisinden diğer uzay gemisine,bir gezegenden dğer gezegene savruluyorsunuz.Tabi tüm bunlar bize cok fantastik gelen şeyler ama bir düşünsenize bir daha Mc Donals'tan birşey alamadığınızı bir daha Starbucks'dan birşey içemediğinizi ;(

Evet Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okumak için 2. sebep ise gerçekleri istemenin bizim için bir araç değil bir amaç olmasını saglamak.Kısaca gerceklere ulaşarak birşeyleri basarabilmeyi istemek değil de gercekten gercege ulaşmaya calısmayı istemek.Gerçeği bir araç değil bir amaç olarak görmek.Ne de olsa ne gercekten daha gercek olabilir ki?

Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okumak için 3. sebep bir cok internet sitesine ilham vermesi, sonra 42 sayısının hayatın evrenin anlamı olduğunu google'ın da söylemesi,google'a “what is the answer to life, the universe, and everything?” diye arattığınızda karşınıza “42” cevabı ve bir adet hesap makinesi çıkıyor deneyin,ve evreni dolaşan gezginlerin rehberi olan Galaksi Rehberi'nin şuanda biz kullanamıyor olsakta tüm dünyadaki insanların ücretsiz olarak tıklayıp her türlü bilgiye sahip olmasını saglayan WIKIPEDIA ansiklopedisine ilham kaynağı olması,şuanda çogumuzun elinden düşmeyen tabletlere,e- kitaplara ilham kaynağı olması ve daha fazlasıyla hayatımızdaki cogu seye, ELON MUSK dahil birçok kişiye ilham kaynaklığı etmesi.

Ve son olarak kitabın arkasıdaki kocaman ve dostane “Don’t panic” yazısı. Hiçbir durum karşısında panik yapmamamızı söyleyen, hatta gezegeninin iki aptal vogonunun bir hiperuzay inşa yolu kurmak istemesi sebebiyle kül olup yok olması durumunda bile panik yapmamanı söylüyorsa günlük telaşlarımız içinde bu sözü aklımıza getirdiğimizde biraz sakinleşiriz belki.


Hayata daha espritüel bakabilmek ve daha fazlası için kesinlikleee okumanızı tavsiye ederim. KESİNLİKLE OKUMALISINIZ.

Diğer sebeplere buradan göz atabilirsiniz :))
https://www.google.com/...-rehberi/amp/?espv=1
280 syf.
·2 günde·10/10 puan
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 2. kitabı Evrenin Sonundaki Restoran ikinci kitap sendromunu kendinde kesinlikle bulundurmuyor. Hiç sıkıcı değil hatta ilk kitaba göre bir kaç tık daha eğlenceli. Yazarın hayran olunası hayal gücü, alttan alttan verdiği mesajlar, aralara serpiştirilmiş felsefi göndermeler kitabın kalitesini arttırdıkça arttırmış.İlk kitaba göre olay örgüsü daha sağlam, kurgusu daha bir oturmuş.Son olarak Evreni yöneten adam kısmı beni benden aldı, adamın verdiği cevaplar alkışlanacak türdendi, anlamak için üzerinde baya düşünülmesi gereken bir bölümdü.Dörtlünün sonlara dogru ayrılması beni üzdü umarım bir sonraki kitapta yine bulusurlar. Ben çok beğendim, okumayan varsa okusun kesinlikle pişman olmazsınız.
868 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kitaba büyük bir hevesle başladım. Çünkü kitap ilgimi çok çekmişti. Serinin tüm kitaplarını bir kitapta birleştirmişler.Bu yüzden kitap biraz kalın. Kitap bana evreni sorgulamamı ve artık her şeye olabilir gözüyle bakmamı sağladı.

Dünya Vogonlar tarafından bir uzay otoyolu yapımı için havaya uçurulmadan önce bir uzay gemisine otostop çekmeyi başaran Ford Prefect , Arthur Dent ve daha sonra yolları kesişen arkadaşlarını anlatıyor.

"İyi de bizler neden doğduk? Neden ölüyoruz? Neden bileklerimize bu kadar uzun süre dijital saatler taktık? Bütün soruların cevabı yıldızlara doğru başparmağınızı kaldırmanızda yatıyor. Ve yanınıza bir havlu bulundurmayı asla unutmayın."
Çok güzel bir kitap size de tavsiye ederim. :)
Sena Koçak
Sena Koçak Elveda ve Bütün O Balıklar İçin Teşekkürler'i inceledi.
Serinin en farklı, beynimi en zorlamadan okuduğum kitabıydı diyebilirim. Adams Douglas'ı ve Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni bu kitap sayesinde tanıdığım için yeri farklı bende. Serinin ilk kitabının başındaki "BU O KIZIN ÖYKÜSÜ DEĞİL." yazısının bu kitaba geldiğimizde
"BU O KIZIN ÖYKÜSÜ." olarak değişmesini çok beğendim ve heyecanlandım. Benim okurken en çok eğlendiğim karakterler Zaphod ve Marvin'di bu yüzden bu kitabın özellikle Arthur'la ilgili olması beni biraz korkuttu çünkü okurken ara ara sıkıldığım karakterlerdendi Arthur. Fakat bu kitabın bir sayfasından bile sıkılmadım, Adams Douglas'ı dinlemeyip son bölüme geçmeden de okudum tüm o ara bölümleri. Bana göre serinin ritmini düşüren bir kitap değildi aksine üçüncü kitap Hayat, Evren ve Herşey'in ardından yine mega mizahıyla, olaylara bakış açısıyla, güzel bir aşk hikayesiyle, yine eğlenceli olaylarıyla bir yükseliş gibiydi. Kitabın sonu biraz tatmin edici olmasa da şu an bu incelemeyi beşinci ve son kitabı okurken yazdığımdan biraz kafalara durgunluk verebilecek şeyler son kitapta gibi görünüyor.

**Marvin'e gelecek olursam onu son kez görmemiz beni çok üzdü

"Onca zaman," diyordu "ah onca zaman ve üstelik de acı, onca acı ve üstelik bu acıyı çekecek onca zaman. İçlerinden sadece biri olsaydı belki de dayanabilirdim. Ama beni çökerten şey ikisinin birden olması.."

sözü de aklımdan hiç çıkmayacak sanırım. Hani bazılarına "Ya sen harcanıyorsun burda!" falan deriz ya aynen Marvin'de çok kötü harcandı evrende. Paranoyak Manik Android Evladım öldü gitti. Tüm o zekası da sonsuzluğa karıştı.

** Fenchurch ve Arthur'a gelirsek diğer kitapların aksine bu kitapta işlenen aşk konusunun baş kahramanları. İkisinin de uçabiliyor olması kadar güzel bir şey yoktu. Birlikte Londra semalarında uçtukları kısımda çok eğlenmiştim. Tanışmaları tamamen şans eseri, bir sonraki karşılaşmaları da ikinci şans eseri olsa da komik bir şekilde Fenchurch Arthur'u kendine çekiyordu güzeldi beğendiğim bir ikiliydi.

**Kamyon şoförü -Yağmur Tanrısı'na gelecek olursak adamın her gittiği yere yağmur yağdırması yüzünden karısıyla geçen bir olayında -ona inanmasa bile her eve döndüğünde çamaşırları topluyor- kısmını çok komik buldum. Kendiliğinden Doğan Neden-ötesi Meteorolojik Fenomen hakkında bir şeyler eksik kaldı gibi ne oldu o adama belki de son kitapta bahseder Adams Douglas.

** Ford'un ilk bahsedildiği bardaki hali de biraz traji komikti barda asılı olan "LÜTFEN VERESİYE TALEBİNDE BULUNMAYIN, ÇÜNKÜ AĞZINIZIN ORTASINA YİYECEĞİNİZ BİR YUMRUK SİZİ GÜCENDİREBİLİR." tabelasını çok yaratıcı buldum. Kitabın sonlarına doğru Arthur ve Fenchurch'u alıp dünyadan uzaklaşmaları da baya komikti. Arthur'un onun güvenilirliğinhakkında "Okyanus ne kadar sığdır? Güneş ne kadar soğuktur?" demesi güldürse de biraz nankörlük ettiğini düşünüyorum ne de olsa zamana yolculuk yüzünden eski eski eski çağlardan onu kurtaran Ford'du. Bu bile ondan iyi bahsetmesi için yeterli bir sebep benceee.

Çok eğlenerek okuduğum, serinin yeniden canlandığı bir kitaptı. Hiç otostop yapmadılar ama olsundu. Sema Koçak Akdoğan Bu incelemeyi senin için yazdım. İnsallah begenirsin
292 syf.
PANİĞE KAPILMA! (DON’T PANIC)
Öncelikle bu incelemede sadece ‘Çoğunlukla Zararsız’ kitabı için değil ‘Otostopçunun Galaksi Rehberi’ isimli beş ciltlik üçlemeyi ele alacağım.Eğer zaman ayırıp okursanız teşekkürler...

İlk olarak serimiz aynı ismiyle radyoda yazarımız Douglas Adams tarafından sunulan bir programdı.Ancak beklenti ve dinleyici çok olunca kitap olarak da yazmaya başladı Adams.
1.kitap bana göre seriyi okuyucuya güzel bir şekilde tanıtan eser.’Arthur Dent dünyadaki sorunlarıyla uğraşırken uzaylı arkadaşı Ford Prefect ona havlusunu almasıyla başlayıp otostopla devam edecek bir uzay macerasına dahil ediyor.İlerleyen olaylarda Ford’un kuzeni Zaphod Beeblerox Dünyalı Trillian’ın ve (Atarlı) Marvin’in de katılmasıyla sürükleyici bir eser.’Kitabın bitmesiyle 2.ve hatta 3. kitabı da sipariş etmiştim.
2.kitap ise ‘Evrenin Sonundaki Restoran’ ki serinin açık ara en sevdiğim kitabıdır bana göre.Bu kitapta mekanlar ve karakterler diğer kitaplara göre hep bir aradaydı .Olaylar ise iyice kafa karıştırır olmuş ve daha çok güldürmeye başlamıştı.Kitabın sonunda evet mutlu son bitti falan desem de 3.kitapta olaylardan 4-5 yıl sonra geçiyor ve bu sefer ciddi ciddi kainatı kurtarıyorlardı.Kitap başlarda durağan olsa da sonlara doğru olaylar çığırından çıkmış ve şaşırıp kalmıştım.
Bence biraz zorla yazılmış bir kitap olan 4.kitapta mekan olarak çeşitlilik ve karakter bakımından da az olmasıyla dikkatimi çekti.Ancak ilk üç kitapta dünyada geçmeyen olaylar en azından bu kitapta ve son kitapta bolca vardı.
Son kitap ve Rehber’e veda kitabında karakterlerin son sayfalarda eski günlerdeki gibi birleşmesi seriye güzel bir nokta koydu benim için.Ayrıca bu son kitabı bitirmemek için uğraştım baya.Çünkü böyle bir seriye veda etmek beni üzdü.
Genel olarak ele aldığımda kitaplar bir o kadar güldüren şaşırtan beni halden hale sokan kitaplardı.Ayrıca ALFA Yayınları’nın yeni basımlarının kapakları çok hoş.Eğer zaman ayırıp okuduysanız tekrardan teşekkürler.Herkese iyi okumalar:)
709 syf.
·Beğendi·9/10 puan
8 mart 1978’de BBC radyo 4’de saat 22.30’da bir radyo oyunu olarak ilk bölümü yayınlanan bu hikaye zaman içerisinde hiç kimsenin düşünemeyeceği bir efsaneye dönüşecekti. Radyo oyunları o kadar çok ilgi gördü ki daha sonra bu hikâye kitaplaşmak zorunda kaldı. İlginin büyüklüğü serinin devamlarının da yazılmasına ve 5 kitaplık harika bir eserin ortaya çıkmasına neden olmuştu.

5 kitabın bir arada bulunduğu oldukça kalın olan bu kitap Arthur Dent’in evinin saçma sapan bir neden ile yıkılacağını öğrenmesiyle başlar. Ama keşke her şey bununla sınırla kalsa. Zira birkaç saat geçmeden Dünya adlı gezegen galaksiler arası bir yol çalışması nedeniyle yok edilecektir.

Hayatın anlamının neden 42 olduğu, uzayda dolaşan bir otostopçu için havlunun neden bu kadar önemli olduğunu bu kitap sayesinde öğreneceksiniz. Bilim kurguyu alışılmadık bir mizah dili ile kurgulayan Douglas Adams sizi inanılmaz bir yolculuğa çıkaracak.

Bu kitap ile ilgili son söyleyeceğim şey de şu. Bu kitabı ya çok seveceksiniz ya da vakit kaybı olduğunu düşüneceksiniz. Ortası yok.
264 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Eğer bir gün biri çıkıp da Evren'in hangi nedenle ve niçin var olduğunu keşfederse, evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini daha garip ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını ileri süren bir teori vardır.

Bir başka teori ise bunun zaten gerçekleştiğini ileri sürer.”


Otostopçununun Galaksi Rehberi serisinin ikinci kitabından merhaba. Değişen pek bir şey yok. Tam gaz eğlence ve buram buram zekâ kokan göndermeler tekrardan her sayfasında mevcut. Buradan sonrası bol miktarda spoiler içerir.




Evrenin Sonundaki Restoranı, ben sürekli genişleyen Evren ile hareket eden bir mekan olarak almıştım öncelikle. Nasıl olsa bu evrende her şey mümkün. Ama Douglas Adams muhteşem bir hareketle bunu zamansal bir mekan olarak tasarlamış kitapta. Nasıl mı? Zamanda yolculuk yaparak gidilebilen, bir kalkanla korunan ve bu nedenle evrenin sona ermesini izleyebileceğiniz bir restoran. Bu seriyi okurken en sık sorduğum soruyu yinelemek durumdayım. Bu neyin kafası ya? Muhteşem.

Restoranın bir diğer çılgın hizmeti günün yemeği ile tanışabilmeniz. Sığır şeklindeki bir hayvanının gelip, “belki bir parça kolumdan alabilirsiniz, butum da güzeldir, kollarımı sık sık çalıştırıyorum ve bol bol ot yiyorum o yüzden oradaki etlerim güzeldir, belki bir güvecimi alırsınız” şeklinde öneriler sunup, siparişinizi aldıktan sonra gidip kendini vurduğunu ve garsonların o hayvanın etini masanıza getirdiğini düşünün. Kitapta bu tarz üstüne konuşulacak çok nokta var, hepsine değinmeye kalksam uzadıkça uzar inceleme. Gezegendaşımız olan Arthur’un tepkisi ve ona gelen tepki beni düşündürdüğü için özellikle değinmek istedim. Ben böyle bir durumda ne yapardım, oldukça merak ettim.

“Sadece önümde durup da beni, kendisini yemeğe davet eden bir hayvanı yemek istemiyorum o kadar, dedi Arthur. “Bu insafsızlık.”

“Yenmek istemeyen bir hayvanı yemekten iyidir,” dedi Zaphod.



Ekibimiz ilk kitaba göre oldukça sık ayrı düşüyor. Buradan sonra ikiye ayrıldıkları hikayelerine değineceğim sadece. Tüm olayları beraber yaşasalardı daha fazla malzeme çıkardı gibime geliyor. Ama Adams’ın zekâsından şüphe etmiyorum. Vardır bir bildiği. Yalnız en favori karakterim olan Paranoid Android Marvin’e çok yükleniyor. Yine akıbetini bilmiyoruz sevimli robotumuzun maalesef. Her söyleminde aynı anda hem derinlik hem de bir hüzün saklı. Hastasıyım. Üzmesinler Marvin’i artık.



Zaphod ve ekibinin, Evrenin gerçek hükümdarı ile yani bir nevi Tanrı ile görüşmesi ve Adams’ın ortaya koyduğu tanrı tasviri muhteşemdi. Daha önce birçok kitap, dizi ya da filmde, genelde bir noktadan sonra bezmiş, insanların sürekli yarattığı şeyleri ve kendilerini mahvetmesinden bıkmış ve işleri oluruna bırakmış tanrı tasvirlerine rastlamıştım. Ama en sevdiğim kesinlikle bu oldu. Hiçbir sorumluluk kabul etmeyen, evrenden, yarattıklarından bile ölümüne şüphe eden bir Tanrı kesinlikle hoşuma gitti. Umarım diğer kitaplarda da karşımıza çıkar. Tüm bölümü buraya geçirmek istesem bile, şu alıntıyı paylaşsam sanırım yeterli olur:

#41664772




Bir gezegen halkının hiçbir işe yaramayan üçte birlik kısmını kandırıp, bir gemiye bindirerek başka bir gezegene postaladığı (iyi fikir kabul edelim, ama sonu iyi bitmiyor) o gemiye ışınlanan Arthur ve Ford’un sonrasında yaşadıkları ve yapılan göndermeler yine müthişti. Gönderildikleri mavi-yeşil gezegenin Dünya çıkması ve hiçbir işe yaramayan bu aptalların, insanlığın iki milyon önceki ataları olmasını hiç beklemiyordum. Arthur gibi ben de pek kabullenmek istemedim. Daha hiçbir şey icat etmeden, direkt başka kıtalara savaş açmaya, yakıp yıkmaya, birbirleriyle tartışmaya başladıklarını gördükten sonra maalesef atalarımız olduğundan emin oluyoruz ister istemez.


Hiç bitmesin istiyorum bu seri, o yüzden neler olduğunu çok merak etsem bile tadını çıkara çıkara, araya zaman koyarak okumaya devam edeceğim.



“KIRK İKİ.”
868 syf.
·Beğendi·8/10 puan
5 kitabın bir araya gelerek ansiklopedi şeklinde basılmasıyla oluşan bir kitap. İlk başta kitap çok çekici gözüküyor lakin yazıların puntoların küçüklüğünün gözü çok yorması, kitabın kalınlığı, büyüklüğü bir araya gelince, şekil bakımından kitabı okumak çok zor ve işkence haline geliyor. İlk kitap çok güzel, hareketli, komik ve bir çırpıda okunuyor hani. İkinci kitap ise ilkine göre daha sakin olmasına rağmen ilkinin hatrına o da okunuyor. Fakat üzerine üçüncü kitaba devam etmemeniz gerekir, ki en azından ben edemedim. Araya yaklaşık bir yıl gibi bir süre girdi. Sonrasında siteden arkadaşlarım Kemal Hocam ve Nigra Hanım sayesinde kalan iki kitabi birlikte ve daha hızlı bir şekilde okuyabildim. Son kitap içerik açısından daha yoğun ve birbirini takip eden bütünlük içeren olaylar söz konusu. Evet, okunmalı bence ama hepsi bir arada değil :) araya zaman koyarak.

Yazarın biyografisi

Adı:
İrem Kutluk
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 5,9bin okur okudu.
  • 653 okur okuyor.
  • 5,3bin okur okuyacak.
  • 350 okur yarım bıraktı.