Kemal Bek

Kemal Bek

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.6/10
634 Kişi
·
130
Okunma
·
2
Beğeni
·
931
Gösterim
Adı:
Kemal Bek
Unvan:
Eleştiri ve çeviri yazarı
Doğum:
1946 İstanbul
1946’da İstanbul’da doğdu. 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği görevine 1973’te Bolu’nun Mengen Lisesi’nde başladı (1973-75); Özel Darüşşafaka (1974), Özel Doğuş (1989-1990) ve Özel Ayazağa Işık liselerinde (1991-1997) çalıştıktan sonra, 1997’de emekli oldu. Koç ve Maltepe Üniversitelerinde “Türk Dili” ve “Çağdaş Türk Yazını”; Yeditepe Üniversitesi’nde “Türk Dili ve Edebiyatı” ve “Metin Çözümü Teknikleri” dersleri verdi. 2013’ten beriye yalnızca okumakla, yazmakla uğraşıyor.

Öğretmenlik yıllarında Yeni İstanbul gazetesiyle Yeni Ortam ve Milliyet Çocuk dergilerinde düzeltmen ve yazar; Meydan Larousse, Gelişim Hachette, Théma Larousse gibi ansiklopedilerde madde yazarı ve redaktör olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra, Donkişot ve Bordo-Siyah yayınevlerinde editörlük ve redaktörlük yaptı.

Yazı yaşamına, 1969’da Yelken dergisinde yayımlanan eleştirisiyle başladı; Yelken, Soyut, Fikir ve Sanatta Hareket, Edebiyat Cephesi, Agora, Türk Dili Dergisi, Ludingirra şiir dergisi, Yaşasın Edebiyat, Varlık, Gösteri, Cumhuriyet Kitap, Virgül, Kitap-lık gibi dergilerde şiir, öykü ve roman eleştirileri ve kitap yazıları yayımladı. Özgür Yayınları’nda Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın tüm yapıtlarının yeni basımlarını ve Bordo Siyah Türk Klasikleri dizisinde çok sayıda Türk klasiğini günümüz diline uyarlayarak yayıma hazırladı.
360 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Servet-i Fünun Dönemi romancısı Mehmet Rauf'un eseri olan "Eylül", edebiyatçılarımız tarafından edebiyat tarihimizin ilk "Ruh çözümlemesi " kitabı olarak kabul edildiğinden "İlk Psikolojik Roman" olarak ta kabul edilir.

Evli bayan ile bekar bir erkek arasındaki yasak aşkın anlatıldığı romanda, kişi sayısı ve yaşanan olaylar oldukça az. Dil yazıldığı dönem göze alındığında akıcı ve sade denilebilir. Yazarın Eylül ayı ile ilgili betimlemeleri ( #57192616 ) eylülü hüzün ve ayrılık ayı olarak gören şair ve yazarlara esin kaynağı olmuş olabilir mi acaba?

İyi okumalar
365 syf.
·2 günde·7/10
3-4yaşlarında öksüz ve yetim kalmış bir çocuk...

Teyzesinin konağında her sınıftan bolca kadın
arasında büyümüş.Evin büyük hanımları,küçük
hanımları,halayıkları,dadıları,hizmetçileri...
Hepsiyle de arası çok iyiydi sanırım. Belki de
daha çocuktur diye Hüseyin Rahmi'yi
önemsemiyorlar,yanında her türlü sırlarını açık
ediyorlardı.

Hüseyin Rahmi bütün bu kadınları giyimlerini süslenmelerini,kitap okumalarını,müzik aleti çalmalarını,dua okumalarını,dedikodu etmelerini,kendi aralarındaki iletişimlerini ve erkekler hakkındaki düşüncelerini izliyordu.
İleride yazacağı eserler için malzeme biriktiriyordu.

Yoksa kadınları nasıl böyle iyi anlatabilecekti?

Onun eserlerinde birçok kesimden erkekler de
var.Ama bana göre kadını anlatma becerisi
daha yüksek.Konaklarda,yalılarda,yoksul evlerinde kendilerine bir dünya kurmuş,
sürekli konuşup duran kadınları...


SOKAĞI EDEBİYATIMIZA TAŞIYAN YAZAR:


Hak edilmiş bir ünvan.Hüseyin Rahmi,
Namık Kemal'in başlattığı Ahmet Mithat
Efendi'nin başarıyla devam ettirdiği "Halk için
sanat"ekolüne bağlıdır.Bundan başka da hiçbir
gruba bağlı değildir.O yıllarda(19.yy sonu-20yy
başı)edebiyat dünyasında var olmak biraz da
belli bir çevreye dahil olmakla mümkündü.
Halka ulaşmak için eserlerinin yüksek tirajlı
gazete ve dergilerde basılması önemliydi.
Edebiyat grupları da belli dergiler ve gazeteler
etrafında şekillenirdi.Hüseyin Rahmi, çağdaşlarının oluşturduğu gruplara girmemiş
yoluna bir "bağımsız"olarak devam etmiş.
Sadece Ahmet Mithat Efendi'yi örnek almış
ve ondan da destek görmüştür.

Zaten çağdaşlarına göre farklı.Ona gelene
kadar henüz 40-50senelik bir roman ve öykü serüvenimiz var.Bu eserler de çoğunlukla üst
kesimden kişiler konu edinilmiş,alt kesimden
kişilere ise şöyle bir dokunulup geçilmiş.

Hüseyin Rahmi de ise herkes var:

İstanbul tek başına bir insan gibi bütün semtleriyle,çamurlarıyla,ürkütücü
mezarlıklarıyla,yangınlarıyla,koynunda
uyuttuğu dilencileriyle,satıcılarıyla sokak
sokak gözlerimizin önüne seriliyor...Hem de
o zamana göre görülmemiş bir gerçeklikle.

Sanatçının bütün çabası halk.Çağdaşlarına da
kızıyor"Siz edebiyat elit kesimin tekelinde
olsun "diyorsunuz diye.


#55424271

Hurafeler,din sömürüsü,kadının kapalı kapılar
ardındaki yaşamı,ahlaklı görünüp ahlaksız
olan aileler,yobazlık,kültürüne yabancılaşma
en çok işlediği konular.

Yazar,seksen yaşında ölmüş,Osmanlı'nın son
dönemlerini ve cumhuriyetin ilk yıllarını
yaşamış.Yaşadıgı dönem Batı etkisinin hızla
nüfuz ettiği ve çarpık uygulandığı yıllar...
Savaşlar,kıtlıklar hiç bitmiyor. Zor yıllar...
Hüseyin Rahmi bu yılları mizah unsurlarıyla
çok güzel anlatabilmiş.Okurken insanların
cahilliğine hem üzülüyor hem de tebessüm ediyorsunuz.

O, belki günümüzde yaşasaydı bu kadar dikkat
çekmezdi.Ama bir asırdan önce yazdığı
eserleri bir döneme gerçekçi şekilde tanıklık ettiği için çok mühim.Bunu nükteli bir şekilde başarması da bana göre takdir edilesi.

Eserlerini okuyanlar fark etmiştir ki kurgu
bozuklukları vardır:Tesadüfler,kaderin cilveleri
olayın akışını kesip ahlak dersi vermeler...

Bence bunları göz ardı edin.Kendinizi Hüseyin
Rahmi'nin küçük insalarıyla dolu eski İstanbul'una salın.

Hüseyin Rahminin eserleri bazen tek tek ,
bazen ikisi üçü bir arada türlü türlü yayınevinden çıkmış.Malesef bazılarının dili
sadeleştirilmiş.Ben diline müdahale edilmiş eserleri ruhunu bozacağı endişesi ile sevmiyorum.

Benim okuduğum eserde de müdahale vardı.

Nimetşinas,Hakka Sığındık romanları ile
Meyhanede Kadınlar başlığı altında topladığı
eserleri vardı yazarın.

Nimetşinas:

"Namus"kavramını irdeleyen bir eser. Bir insanın gerçekten dürüst ise her şartta bundan vazgeçmemesi gerektiğini vurguluyor. Erkeklerin çalıştığı, bazen de mirasyedi olup evini geçindirdiği bir dış dünya...Kadınların efendisinden hizmetçisine kendilerinin kurduğu bir iç dünya...Konuyu sevmedim, yazarın öykünün bitiminde bize açıklamalar yapmasını da.Keşke alacağımız dersi biz kendimiz düşünseydik. Ama insanları kafalarında dönen kırk tilki ile anlatışını çok sevdim...

Hakka Sığındık:

Hikayesi fazla acıklı fakat dönemine göre orijinal.Bir adam insanların dini anlayışlarını, hurafelerini sömürüyor ama bu sefer iyi bir niyetle...Yazarın insanların işine gelince ve dara düşünce nasıl inanır olduklarını anlatması eğlenceliydi.Kimisi de dinin görünen yüzüne öyle dalmıştı ki gerçek dünyayı unutmuş tu. Mesela her türlü borcunu dua yoluyla ödemeye çalışan Hacı Hurşit.

Eğer ilk defa Hüseyin Rahmi okuyacaksınız
bence bu eserlerle başlamayın.Gülyabani,
Şıpsevdi,Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
gibi bana göre daha sağlam ve eğlendirici
kitaplarıyla başlayın.
360 syf.
Kitap kahramanlarını , kahramanların düşüncelerini çok güzel yansıtmış Ancak kitap Konusu çok ağır işletmekte .. Bazı bölümlerde sıkılabilirsiniz.. Konusunu basit buldum . ancak günümüzün sevgi ,aşk , ihanetini göze alırsak.. Aslında yasak bir aşkı hemen hepimiz kötüleriz ancak kitaptaki aşk o kadar farklı ki,
360 syf.
·4 günde·7/10
Kitap, edebiyatımızın ilk psikolojik romanıdır.
Yazar, karakterlerin ruhsal çözümlemelerini başarılı bir şekilde okuyucuya aktarmıştır.

Roman, dönemine göre oldukça cesur bir anlatım sergiler.

Konu olarak işlenen yasak aşk; kahramanların ruh halinden yola çıkarak, aynı zamanda kadın ve erkeğin toplumdaki yerlerini etkileyici bir şekilde okuyucuyla buluşturmuş..

Keyifli okumalar dilerim..
142 syf.
·1 günde
Okuduğum ilk türk klasiği kitabı buydu.. 7. sınıfta okumuştum ve hatırlamadığım için tekrar okuyayım dedim.. gerçekten güzel bir kitaptı.. kısa olmasına rağmen insanda güzel bi his bırakıyor.. tavsiye ederim..
151 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Anthony Storr’un, cinsel kökenli aşağılık ve suçluluk psikolojisinden, fetişizme, eşcinsellikten, teşhircilik ve oğlancılığa kadar cinsel sapmaları incelediği eseri.

Kitabın dili oldukça akıcı ve anlaşılır. Horr, ne demek istiyorsa, lafı dolandırmadan oldukça basit bir şekilde ortaya seriyor. Bu konularla ilgili temel bilgilere sahip olunmasa bile, rahatlıkla okunabilecek bir ilk kitap niteliği taşıyor. Horr, Freud’un çalışmalarına yer yer değinmiş, ama hak vermekten ziyade “Freud bu konuda şu çıkarımları yapmış, ama diğer ruhbilimciler katılmıyor” diyerek, diğer ruhbilimcilerin görüşlerini paylaşıyor. Genellikle alıntı yaptığı kişi, cinsel sapmalar tarihine sadece psikoloji alanında değil, kişisel olarak da adını kazıyan Alfred Kinsey. Zaten cinsel sapmalarla ilgili bir kitapta ‘Kinsey’ isminin geçmemesi pek mümkün değildi.

Öncelikle kitabın artılarından başlarsak, çocuk ve aile psikolojisi ve bu psikolojinin cinsel yaşamı nasıl etkilediği konusundaki çıkarımlarını oldukça etkileyici buldum. Birçok sapmanın sebebinin, genellikle çocukluk döneminden geldiği iddia edildiği için, bu konu kitapta önemli bir yer tutuyor. Sadece bunun için bile okunabilecek bir kitap. Sapmalar konusundaki çıkarımlarına gelirsek psikiyatri alanında uzmanlaşmış çoğu kişi gibi muhteşem bağlantılar kurup, birçok farklı yol çiziyor Horr. Ama çizdiği yolların sonunu, her sapmada doğru bulmadım.

Öncelikle bütün sapmaların, sadece erkeklerde görüldüğü gibi genel bir kanı var kitaptaki görüşlerde. Cinsel sapmalar yaşama konusunda erkeklerin, kadınlara oranla ezici bir üstünlüğü olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ama fetişizm sapmasında dâhi bunun erkeklere has bir sapma olduğu, birkaç örnek dışında kadınların bu sapmayı yaşamadığı söyleniyor. Belki o zamanlar örnekler çok değildi ya da televizyonun yaygınlaşmadığı ve internetin bile bulunmadığı dönemlerde yazılmış olmasından dolayı kadınlar günümüzde olduğu kadar fetişizm sapması yaşamıyordu. Bunlara bağlayabiliriz. Ama bugünlerde kadınların, erkeğin penisinden çok daha fazla odaklandığı bölgeler mevcut. Ayrıca araştırmalarda obje fetişisti kadınların sayısı da oldukça fazla. Araştırmalardan şu an aklıma gelen ilginç obje fetişistliklerinden biri olarak, yatağın ucunda bulunan demir topuzlara, sadece bakarak bile haz duyan ve uyarılan bir kadın örneği var mesela.

Ayrıca Horr’a göre cinsel dikkat sadece cinsel organlara yöneltilirse ona aşk ilişkisi diyebiliriz. En ufak sapmada dâhi aşk, meşk yalan oluyor ya da partner bambaşka konumlara indirgeniyor. Bu görüşe de şiddetle katılmıyorum maalesef.

Bir diğer sorun yaşadığım görüş ise tecavüz. Çeviri hatası olup olmadığını bilmemek ile birlikte, kadınların tecavüz fantezileri geliştirmesinin nedenini “bu zevki merak etmeleri” gibi boyun eğme ve eğdirme fantezisine çok bağlayamadığım bir ifade kullanılmış. Daha sonraki bölümlerde ise bir romanda, karısını kaybetmiş yaşlı bir adamın, nehirde yüzen 12 yaşında bir kıza tecavüz etmesi ve debelenen kızı susturmaya çalışan adamın, kızı yanlışlıkla öldürmesi ve bunun pişmanlığıyla kendi canına kıymasına dair bir anlatı mevcut. Ama “adama kızmamızın yanında, adama biraz üzülmemiz de yazarın başarısı” demiş Horr. Oldukça gereksiz ve rahatsız edici buldum bu yorumunu.

Dümdüz, sadece cinsel organlara odaklanmış şekilde bir cinsel yaşantınız yoksa, kesinlikle bir cinsel sapmaya sahipsiniz. Zaten Horr’a göre normal ve sapma arasında bir çizgi çizmek imkansız. Çünkü her insan, ufak ya da büyük, gizli ya da açık bir şekilde sapma tohumlarını taşıyor. O yüzden okurken “ne alaka” diyebileceğiniz bir nokta illaki bulursunuz. Ama dediğim gibi çocuk ve aile psikolojileri arasındaki ilişkiyi incelediği noktalarda oldukça başarılı ve düşündürücü bir kitap.
816 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy,

Kitabı elime aldığımda nasıl bitireceğim diye kaygılanıyordum 800 sayfalık bir yapıttı. Başladım okumaya ve o kadar çok güzel değiniyor ki bazı noktalara hayran kaldım. Safahat'ın kelime anlamı: aşamalar, evreler, gelişmeler demekmiş.
İlk sayfalarda şiirlerini başkalarına armağan ederek geçiyor, ilerleyen sayfalarda hep bir diyalog içinde. Bir çoğu yerde ayetlerle ilgili şiir dizeleri oluşturmuş ve ayetleri daha derin ele almış. Arapça kelimler bayağı yoğun.
En sevdiğim şiiri ise şu;

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım!
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?"

Okumanızı şefkatle tavsiye ediyorum, okumaya değer kitaplar arasında..

Keyifli okumalar
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Beğenerek okuduğum bir Türk klasiği.
Geriye dönüp tarihe bakınca hiç yabancısı olmadığımız bir konusu var.
Yine çalınan hayatlar, kısıtlanılan yaşamlar buna rağmen hürriyete doğru yılmadan verilen mücadele...
Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Kemal Bek
Unvan:
Eleştiri ve çeviri yazarı
Doğum:
1946 İstanbul
1946’da İstanbul’da doğdu. 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği görevine 1973’te Bolu’nun Mengen Lisesi’nde başladı (1973-75); Özel Darüşşafaka (1974), Özel Doğuş (1989-1990) ve Özel Ayazağa Işık liselerinde (1991-1997) çalıştıktan sonra, 1997’de emekli oldu. Koç ve Maltepe Üniversitelerinde “Türk Dili” ve “Çağdaş Türk Yazını”; Yeditepe Üniversitesi’nde “Türk Dili ve Edebiyatı” ve “Metin Çözümü Teknikleri” dersleri verdi. 2013’ten beriye yalnızca okumakla, yazmakla uğraşıyor.

Öğretmenlik yıllarında Yeni İstanbul gazetesiyle Yeni Ortam ve Milliyet Çocuk dergilerinde düzeltmen ve yazar; Meydan Larousse, Gelişim Hachette, Théma Larousse gibi ansiklopedilerde madde yazarı ve redaktör olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra, Donkişot ve Bordo-Siyah yayınevlerinde editörlük ve redaktörlük yaptı.

Yazı yaşamına, 1969’da Yelken dergisinde yayımlanan eleştirisiyle başladı; Yelken, Soyut, Fikir ve Sanatta Hareket, Edebiyat Cephesi, Agora, Türk Dili Dergisi, Ludingirra şiir dergisi, Yaşasın Edebiyat, Varlık, Gösteri, Cumhuriyet Kitap, Virgül, Kitap-lık gibi dergilerde şiir, öykü ve roman eleştirileri ve kitap yazıları yayımladı. Özgür Yayınları’nda Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın tüm yapıtlarının yeni basımlarını ve Bordo Siyah Türk Klasikleri dizisinde çok sayıda Türk klasiğini günümüz diline uyarlayarak yayıma hazırladı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 130 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 140 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları