Korhan Korbek

Korhan Korbek

Editör
7.5/10
55 Kişi
·
178
Okunma
·
0
Beğeni
·
16
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Eseri okurken sanki Yaşar Kemal okuyormuşum gibi geldi. Onun özellikle içinde Çukurova’nın olduğu eserlerinde betimlemeyi anlatımı bu eserde Anton Çehov da bulmuş ve o ortamı yaşadım.

Onun kitaplarında o kırlangıçların kanatları bir başka mavide balkıması, denizin ilk ışıklarıyla ipil ipil menevleşmesi, yeni çekilen levreklerin pulları yalp yalp yanıp yanıp sönmesi gibi, yenik ovalar, tarlalar, tepeler ve yakıcı bir gökyüzünün uzayıp gitmesi, bir keklik sürüsünün havalanması, çayır çekirgelerinin, cırcırböceklerinin otların arasından zıplaması Antov Çehov ile arasındaki benzerlikler.
İyi okumalar...
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okurken aklıma iki tane John Steinbeck eserini getirmeden duramadım. Biri Gazap üzümleri diğeri ise Fareler ve insanlar.

Çehov'un bozkırında ilerlerken Gazap üzümlerindeki gibi kendimi kamyon üstünde hissettim ve upuzun yolculukta karşıma çıkan insanlarda Fareler ve insanlardaki George ve Lennie gibi insanlar gördüm.

9 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatılan bozkırın öyküsü tiyatro eserleri vermiş olan Çehovun tarzının çok dışında bir eser. Okurken arada sırada kitabın kapağına dönüp baktım sahiden ben Çehov mu okuyorum diye.

Bozkır upuzun bitmeyecek gibi geliyor bazen ama eninde sonunda bitiyor. Ama biterken ana karakterimizi de duygusal olarak sürekli değiştiriyor. Bazen gülüyor bazen ağlıyor bazen hüzünleniyor bazen mutlu oluyor. En sonunda ise hayatında yeni bir adım atmak için ailesinden uzak kalıyor. Ne kadar tanıdık bir serüven dimi tıpkı ömür gibi.

Bozkır rengiyle kokusuyla maceramıza ortak olurken karşımıza çıkan farklı tabakalardaki insanlar sayesinde yazar bize hayatın kendi paletinden farklı farklı insanlar resmettiğini anlatmaya çalışmış. Hayat serüvenini ve insanın doğayla olan ilişkisini bir bozkır yolculuğu üzerinden anlatmış. Bence de çok güzel bir eser ortaya çıkarmış.

Hayatı hiç bitmesin ister insan ama sadece bir günü bitirmek için bir sürü şeyle uğraşır. Ömür bir gün bitecek elbet önemli olan bunun bilincine varıp daha çok yaşamak isteğinden vazgeçip daha güzel yaşamalıyız.
120 syf.
·1 günde·8/10
Yine çok harika bal gibi akan bir hikaye okudum. Bir yolculuk hikayesi... adından da anlaşılacağı gibi. küçük bir çocuğun gözünden bozkırı ne de güzel anlatmış yazarımız. Aslında zaten bir olay yok yani. Betimlemelerle dolu düz bir yazı. Ama yazarın dili hiç sıkmıyor. İlla da alın okuyun demem ama yazarı sevenler bu kitabı da sevecektir .
.
120 syf.
·3/10
Ukrayna bozkırındaki bir yolculuk hikâyesinu dokuz yaşında bir çocuğun gözünden anlatmış yazar. Eğitim için annesinden ayrılıyor ve dayısı ile beraber yola koyuluyor.
.
.
#çehov yine beni bezdirdi desem yeridir. Ben bu adamla anlaşamıyorum evet ama inatla da okumaya devam ediyorum. Belki bu kitabını severim diye aldım ama gene zorladı ve sıktı beni. Kısacası da hiçbir şey anlamadım.
#parlakmeltemkitapligi #türkiyeişbankasıkültüryayınları
120 syf.
·Beğendi·7/10
Çehov hikayelerini çok severim. İlk çehov okumam Altıncı Koğuş ile başlamıştı bir haylide sevmiştim. Fakat bu bozkır hikâyesinde biraz olaylar gereksiz uzatılmış buldum. Tabii ki bozkırın betimlemesi -bir bozkır çocuğu olarak- şahaneydi. Yazar samimi olarak söylemek gerekirse bozkırı çok iyi şekilde gözlemlemiş ve betimlemiştir.

Olaya gelecek olursak; Okula yazılmak üzere yola çıkan çocuk, dayısı bir rahip ve arabayı süren kişi yol sürecinde yaşadıklarını bizlere aktarıyor. Rus yaşam stilini, ticaretini gözler önüne seriyor. Belli bir mesafe aşıldıktan sonra dayısıyla yolları ayrılan çocuğumuz farklı bir kafile ile yola koyuluyor. Çeşit çeşit insaları tanıyor, onlardan bilgiler öğreniyor ve hikâye varış yerine gelinmesiyle son buluyor.

İlk başta da belirttiğim gibi; hikâye biraz fazla uzatılmış. Okuyucuyu zaman zaman sıkan diyaloglar baş göstermekte faakt bu tabi ki kitabı yarım bırakacak kadar bir etki göstermiyor bizlere... Kısacası Çehov her türlü okunur, biraz sabrederek okumamızda fayda olacağını görüyorum.

Ve yinelemem gerekirse; Bozkırı bu kadar şahane aktaran bir kitabı daha önce okumamıştım. İyi akşamlar dilerim.
180 syf.
·3 günde·7/10
Edebi değer açısından gerçekten harika bir eser. Tüm o betimlemeler ve bozkır atmosferinin, kopan fırtınaların dinamik olarak aktarılması, kasvetli havanın ve buhranın alışık olmadığımız kadar çarpıcı yansıtılmış olması eserin Rus edebiyatı'nın ustalarından birinin tezgahından çıktığını ilk sayfadan itibaren hal diliyle ifade ediyor. Bunun yanında Rus toplumuna yönelik bir çok sosyolojik tespit bulmak mümkün. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı denkleminde adeta yeni bir bilinmeyen buluyoruz bu kitapta. Kitabın kendisi zaten bir yol hikayesini işliyor. Karakterler kitaptaki tüm öğeler gibi çok gerçekçi düşünülmüş ve yazılmış. Tüm olaylar küçük bir çocuğun gözünden(Yegoruşka) anlatılıyor ve bu çocuksu bakış açısı bir an dahi kaybedilmiyor kitap ilerledikçe. Benim kitapla ilgili tek eleştirdiğim nokta hikayenin alt metninde çok belirgin bir önerme olmaması, yani bir yere varmaması. Hikayenin bazı kısımlarında yazarın verdiği ipuçlarından dolayı beklenmeyen olayların vuku bulacağını düşünüyorsunuz ama esas olarak dişe dokunur bir şey olmuyor. Herkese iyi okumalar
120 syf.
·6 günde·9/10
Uzun bir bozkırda karakterler ile birlikte yolculuk yapmak istiyorsanız mutlaka hikayeyi okumalısınız. Bozkırın sessizliğini, gecenin karanlığını, yanan ateşin çıtırtısını, yapılan sohbetlerin hoşluğunu, yemeklerin tadını, doğanın eşsiz güzelliğini damarlarınızda hissettiren Anton Çehov, kalemine bir kez daha hayran bıraktırıyor.
120 syf.
·2 günde·9/10
Bir yeniliğe, bilinmezliğe, amaca ve daha birçok "şeye" dair yolculuk yapmış olanların kendisinden izler bulacağı bir yapıt. Özellikle taşradan şehre bir yolculuk yapmışsanız üzerinizdeki o utanç veren lâkin bir o kadar da ev gibi kokan o taşra havasını, okuduğunuz satırlarda buram buram hissedeceksiniz. Bu kadar yıl sonra bile hâlâ kitap bizlerde bir yerlere dokunuyorsa yaşadığımız bu çağda bile taşra hayatının kaçınılmaz olgusunu kabul etmek gerekir. Ya da yapıtın her devirde kendini gösteren bir klâsik olduğunu kabul ederiz. Ben seçimimi yine de köyümden yana kullanmak istiyorum.
115 syf.
·28 günde·4/10
Biraz kendime geleyim diye bir hevesle başladığım Bozkır, benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu. Daha önce Çehov'un birkaç kitabını okumuş, özellikle Altıncı Koğuş'u çok sevmiştim. Bozkır'ın da onun kadar güzel olmasını umuyordum ama heyhat.

Durgun ilerleyen, daha çok doğa tasvirleriyle bezeli bir kitaptı. Okurken resmen yoruldum. Normalde uykum açılsın diye kitap okuduğum bile olur ama ilk defa kitap okurken uykum geliyor diyen insanları anlama şansı buldum. Bozkır'dan iki sayfa okumak uyku ilacı almışım gibi bir tesir bıraktı üzerimde, kitabı güçlükle bitirebildim.

Tabii bu benim okur görüşüm, açıkçası edebi yönünü yahut edebiyattaki değerini eleştirecek kadar Rus Edebiyatı'na hakim de değilim. Ben beğenmedim ama belki siz seversiniz, bilemiyorum. Yine de birine Çehov tavsiye edecek olsam Bozkır'ı listeye almazdım.
120 syf.
·1 günde·7/10
Yegoruska 9 yasinda bir yetim ve biricik anaciginin tek evladidir. Annesi oglunun okuyup egitimli biri olmasi icin oldukca uzaktaki okula gondermek icin erkek kardesine (yegoruska'nin dayisi) o tarafa yapacagi ticaret amacli yolculugunda oglunu da okula goturmesi icin yalvarir ve sonunda ikna eder. Ve bizim ufaklik yegoruska, dayisi ivanic, peder hristofor ve arabaci deniska ile birlikte uzun bir yolculuga cikarlar...
Tamam Cehov cok iyi bir hikayeci-novellaci:) betimlemeleri, benzetmeleri essiz ama arkadas cicek bocegi de 2 sayfa boyunca anlatmasan tum bu detayli betimlemeleri cikarsak geriye 3-5 konusma kalir. Birazcik da aksiyon, heyecanli olay vs koysan su hikayeye en az 9 puanlik kitap olurdu benim icin.. gene de herseye ragmen rus edebiyatina devam

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 178 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 104 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.