Maurice Duverger

Maurice Duverger

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
8
Okunma
·
3
Beğeni
·
460
Gösterim
Adı:
Maurice Duverger
Unvan:
Akademisyen, Bilimadamı, Yazar
Doğum:
Angoulême, Fransa, 6 Mayıs 1917
Ölüm:
Fransa, 16 Aralık 2014
Prof. Duverger, Paris Üniversitesinde Siyaset Sosyolojisi, Siyasal Bilimler, Anayasa Hukuku dersleri okutan dünyaca ünlü bir bilim adamıdır. Dikkatli, çalışkan, sabırlı bir bilim adamı olmak nitelikleri yanında Prof. Duverger yazılarıyla günümüzün en çok okunan düşünürlerindendir. Eserleri 15 yıldır Amerikan ve Fransız üniversitelerinde okunması zorunlu kitaplar arasında yer almaktadır.
"Çağdaş diktatörlükler, biraz demokratik bir görünüş kazanmak amacıyla, yetkisiz bir kukla meclis bulundururlarsa da ülkeyi meclissiz yönetirler."
Özne ile nesne arasındaki ilişkiye göre, her toplumsal münasebet yeni karakterler yaratan ve bireyin düşünce yapısını değiştiren bir bütünlük gösterecektir. Bu sürekli bütünlük, fertlerin yapısını bile değiştirebilen bir etkileşim sistemi şeklinde ortaya çıkar.
Sosyal demokrasi, özgürlüğü egemen kılmaktan çok, eşitliği gerçekleştirmeyi amaçlar. Sosyal demokrasi için önemli olan, bazı kişilerin ekonomik yönden başka kişilere köle olmasına, "insanın insanı sömürmesine" son vermek, Anatole France'ın şu cümlesinde hem alaylı, hem de çok acı bir biçimde dile getirdiği toplumsal bir durumu ortadan kaldırmaktı: "Yaşam için gerekli şeyleri, bunları üretenler bulamazken, bunları üretmeyenler bolluk içindeler."
Komünizm, sosyal demokrasiyi kurmak amacıyla siyasal demokrasiyi ortadan kaldırmasına karşılık, faşizm, sosyal demokrasiyi engellemek için siyasal demokrasiyi ortadan kaldırır.
"İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin çöküşü tehlikeyi azaltmadı: çünkü faşizme yol açan nedenler ortadan kalkmamıştır."
"Ya saflık ya da korku nedeniyle birçok kişi, gerçekten çok görünüşe, olgulardan çok metinlere bağlanmakta ve işin kötüsü, otokratik rejimlerin çağdaş biçimlerini demokratik olarak nitelemekte inatla direnmektedir."
"En fenası, kötülüğün varolması değil, onun iyiden ayırt edilmemeye başlanmasıdır."
Kıta Avrupası halklarında ve özellikle Latinlerde, "başkasına saygı" düşüncesinin varlığı pek kesin değildir; oysa Britanya rejimini her türlü bozulmadan koruyan ve sonuç olarak özgürlüğün temelini meydana getiren işte bu saygıdır.
Başkanlık sisteminde Senato, federasyon içinde ayrı ayrı topluluklar olan eyaletleri temsil eder, eyaletin nüfusu ne olursa olsun, her eyalet aynı sayıda delegeyle Senatoda temsil edilir. Tersine Temsilciler Meclisi her eyaletin nüfusu oranında seçtiği milletvekillerinden oluşur; böylece, bu meclis, Amerikan federasyonunun birliğini temsil eder.
... en fena şey, kötülüğün mevcudiyeti değil fakat onun iyilikten ayırdedilememeğe başlanmasıdır. "Fikre karşı işlenen günah" işte budur.
Maurice Duverger
Sayfa 27 - Remzi Kitabevi
Siyasi Rejimler
Siyasi Rejimler kitabı Paris Hukuk ve İktisat Fakültesi Profesörü Maurice Duverger'in küçük bir inceleme kitabı, Duverger'in bu kitabını iki farklı baskıdan takip ettim, birinci olarak Remzi Kitabevinden çıkan Yaşar Gürbüz çevirisi; bu çevirinin dili biraz ağır olabilir ama cümleleri daha düzgün ve kolay anlaşılır ancak benim elimde olan 2. baskıda bir çok basım hataları var, sayfalar tekrar ediyor ve yerine geçtiği sayfa eksik oluyor. Diğer baskısı ise İletişim Yayınları, Cep Üniversitesi serisinden çıkan Teoman Tunçdoğan çevirisi ki bu baskı için de cümlelerinin kelimeleri daha tanıdık ama anlaşılması daha zor diyebilirim, bu baskıda da bir yerde sayfa atlanmış, İletişim Yayınları kitabı Fransız kültür hayatında önemli olarak belirttikleri Ne Biliyorum serisinin Türkçeleştirmesi kapsamında okuyucuya sunuyor. Remzi Kitabevi ise kitabı Kültür Serisi adı altında, Duverger'in 4 yıl öğrencisi olmuş birisinin çevirisiyle sunuyor.

Duverger, dünyada üniversitelerde kitapları en çok okutulan düşünürlerdenmiş, ben bu kitabı üzerinden bu özelliğine yorum yapacak olursam; benim açımdan Duverger'in en ilgi çekici özelliği uygulanan yönetim ile yazıtsal kaynaklar bakımından güzel bir ayrımla konuları incelemesi; bunu zaten Duverger kitabının başında belirtiyor, söylüyor ki, bu devirler en çok yasa yapılıp en çok çiğnendiği zamanlardır, o da genelde akademisyenlerin yaptığı sadece bilimsel incelemeyi bırakıp olaylar, tarihsel yapılar tepkiler açısından devlet kurumlarını ve yönetim yapılarını inceliyor.

Kitap ilk başta yönetim, yönetilen, yöneten, demokrasi gibi kelimelerin yoğunlaştığı bir anlatımla rejim incelemesinden çok teorik incelemelere gidiyor, daha sonrasında dünyayı etkileyen İngiliz rejimini genellikle Fransa ve Kıta Avrupası geneliyle karşılaştırarak anlatıyor, burada yaptığı anlatımda, bu ülkede bu yapı şu şekilde düzenlenmiş demek yerine toplumsal farkları, oluşum, gelişim farklarını açığa koyarak okuyucunun zihninde daha mantıklı bir kurgu oluşmasını sağlıyor.

İngiliz rejiminden sonra en uzun süredir uygulanmakta olan Amerikan Anayasasından yine bahsettiğim şekilde oluşum dinamikleriyle, toplumsal süreçleriyle bahsederek bunu da Güney Amerika ülkeleri ve yine Kıta Avrupası ülkeleri açısından karşılaştırarak incelerken bu ülkelerdeki İngiliz etkilerini de göz önüne koyuyor.

Amerikan rejiminden sonra ise SSCB rejimini inceliyor ve bu inceleme sırasında da Balkan ülkeleri ve demirperde rejimlerini soğuk savaş etkisi altında ele alıyor, anlamakta en çok zorlandığım bölüm burası oldu diyebilirim çünkü en çok teknik ayrıntıyı burada vermiş yazar, bunun da nedenini büyük ve yeni doğmuş bir yönetim biçimini iyi açıklama çabası olarak gördüm, kitap yazıldığı sırada SSCB dağılmamış ve yazar bu bağlamda olayları inceliyor, Sovyet tipi yönetimleri ise Faşist rejimlerle karşılaştırıyor, burada da felsefe açısından farklı olsalar da aynı teknikle insanlara baskı kurulduğundan bahsediyor, Duverger. Hatta bunu da (İlk kadın Nobel Edebiyat Ödülü sahibi) Selma Lagerlof'un bir yazısından örnekliyerek açıklıyor, "İsa'nın düşmanı ortaya çıktığı zaman, o da İsa'nın görünüşüne bürünecektir...".

Kitabın sonunda ise Antigone'deki Creon'a atıfla batılı ve sovyet eğilimli rejimlerin davranışlarını benzer bulur, iktidar sahiplerinin Creon'un rüyasındaki gibi insanlara hayvan muamelesi yapma eğiliminde olduklarını belirtir ve kitabı sonlandırır, bu son bana Hayvan Çiftliği'ni hatırlattı...

Kitaba genel olarak baktığımda başarılı bulduğum iki yönünden birisini yukarıdaki açıklamalarımda görüyorum ve tekrarını kısaca yapacağım, teorik ayrımlardan çok uygulama incelemesi yapması ve bunu da bir bilim adamı tarafsızlığıyla yapması benim Duverger'e saygı duymama ve onun eserlerine istekle yaklaşmama yol açacak diye düşünüyorum. Diğer başarılı bulduğum yön ise ince denebilecek bir kitapta bu bilgileri özlü bir şekilde sığdırması, kesinlikle okuduğunuz 100 küsür sayfadan daha çok şey kazanacaksınız bu kitaptan, tavsiye ederim.
Duverger’nin başka çalışmalarından ayrı, bu “hap” kitabı, hem Fransız siyasi bağlamına yerleşir, yazdığı zamanı dikkate alarak hem de siyasi yönetim biçimlerini bu ‘özel’ ve fakat çağlar üstü kavram üzerinden sınıflar. Okumak İçin tam zamanı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Maurice Duverger
Unvan:
Akademisyen, Bilimadamı, Yazar
Doğum:
Angoulême, Fransa, 6 Mayıs 1917
Ölüm:
Fransa, 16 Aralık 2014
Prof. Duverger, Paris Üniversitesinde Siyaset Sosyolojisi, Siyasal Bilimler, Anayasa Hukuku dersleri okutan dünyaca ünlü bir bilim adamıdır. Dikkatli, çalışkan, sabırlı bir bilim adamı olmak nitelikleri yanında Prof. Duverger yazılarıyla günümüzün en çok okunan düşünürlerindendir. Eserleri 15 yıldır Amerikan ve Fransız üniversitelerinde okunması zorunlu kitaplar arasında yer almaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 29 okur okuyacak.