Mehmet Ortaç

Mehmet Ortaç

Çevirmen
7.6/10
1.846 Kişi
·
99
Okunma
·
2
Beğeni
·
811
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
192 syf.
·2 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Kendine Ait Bir Oda kitabını ve feminizmi yorumladım: https://youtu.be/2wBw2mNQnck

"Eğer bir kadın edebi bir eser yazmak istiyorsa kendisine ait bir odası ve parası olmak zorundaydı." Virginia Woolf

Virginia Woolf. 1882'de doğdu. Annesi 1895'te öldükten sonra korkunç sesler duymaya başladı ve insanlardan korkmayı öğrendi. 2 yıl sonra sevdiği üvey ablası öldü. 1904'te babası öldü. O dönemin eğitim sisteminde kadınların ikinci planda kalmaları sebebiyle okula gönderilemedi, babası gibi kalemiyle parasını kazanmak istedi. Bütün bu ölümlerin üstüne savaş ve yetenek kaybı korkusu da eklenince 1941'de ceplerindeki taşlarla nehre atlayıp intihar etmesi için başka hangi nedene ihtiyacı vardı?

Erkeklerin toplum içindeki göz çarpıcı üstünlüğü mü?

Girdiği özgürlükçü ortamların etkisiyle feministler içinde neredeyse %5'lik bir kısmı kaplayacak olan lezbiyenliğe adım attı. Feministliğin ilk kez 19. Yüzyıl'da ya erkeklerin kadınsılaşmasını ya da kadınların erkeksileşmesini ifade eden bir tıbbi terim olarak kullanılması gibi hayatının merkezine zıt düşüncelerin ve cinsiyetlerin bir beyinde aynı anda bulunabileceğini diyalektiksel bir şekilde aşılamaya çalıştı.

Biyolojik cinsiyetten ve biyolojik kaderden ayrılmış bir toplumsal cinsiyet kavramını yerleştirmek istedi. Çünkü kadının zamana bağlı olmayan edebi bir saygı kazanabilmesi için kendisine ait odası ve parası olması gerektiğini savundu.

"Benim gözümde sizler utanç verici derecede cahilsiniz. Önemli olarak kabul görecek hiçbir keşifte bulunmadınız. Hiçbir imparatorluğun sarsılmasına neden olmadınız. Hiçbir savaşa ordunuzun başında gitmediniz." dedi dünyanın bütün kadınlarına. Bir feminist. Bir lezbiyen. Bir kadın.

Biyolojinin ve fiziksel gücün kaderciliğini reddetti, her kadının edebiyatla, kalemiyle, çabasıyla kazanabileceğini savundu Kendine Ait Bir Oda'da. Hayatın ve bilginin bütün türlerinde kadınların erkeklerden aşağı ve onlara bağlı olduğu bir toplumda salt çocuk doğurganlığı işlevi yüklenmeye çalışılan, kurumlardaki erkek egemenliğinden fiziksel güç üstünlüğü gerçeğine tümdengelinen bir kadın tanımlanmaya çalışılırdı.

AMA; bu kadının istediği tek bir şey vardı. Kadınla tanımlanmak. Kadının kendi kendisine yetebileceğine, onun potansiyelinin mükemmelliğine, onun kendi Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinin tepesini görebileceğine ikna etmek!

Aslında her kadının bence de kendisine ait bir odası vardır, her ne kadar kadınlar hakkında yüzlerce kitap da çıkarsak, niceliklere sığdırılamayacak zamanlarca onlar hakkında da konuşsak, kadınların her daim kafalarından bir türlü dışarı çıkmayan, ömür boyu içlerinde kalacak, başkalarına anlatamayacağı bir şeyler de her zaman olacaktır.

İşte, bu kitap da kadınların geleceğe seslenebilmeleri ve eser bırakabilmeleri açısından değerli bir kitaptır. Bir motivasyon, bir manevi destek ünitesi, düşünceleri olan bir kadının ürünüdür.
304 syf.
·Puan vermedi
O kadar çok inceledim, araştırdım ki sanırım okumama gerek kalmadı.
Güzel ve etkileyici bir kitap, filmini izlemenizi de öneririm aynı zamanda.
İnsan zihninin tutsaklığı ile beraber içine düştüğü karmaşada verdiği mücadeleler..
Acımasızlık, güce sahip olabilmek için oluşturulmuş çarpık ilişkiler ağı, insanların kendinden zayıf olanlara karşı kurduğu baskı ve yönetme-yönlendirme etkileri..
Ben okumadım ama siz okuyun vesselam :)
304 syf.
·7 günde
Okudum.
Bir kaç gün önce bitirdim kitabı. İnanın ne yazacağımı bilemedim incelemeye. Sonra bende bir anormallik mi var dedim kendi kendime. Tekrar gözden geçirdim kitabı. Yav arkadaş ben gerçekten ahım şahım birşey görmedim kitapta. Yarım bırakmamak için direndim. Belki de bana hitap etmiyordu yazılanlar. Bir sürü sebep olabilir. Çeviride de problem olabilir.

Her neyse...
Beğenmedim açık ve net söyleyeyim.
Ah kafka, boşa geçti bir hafta ...
Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan. Çok güç bunun karşılığını vermek, mektupla hiç verilemez. Eğer bu yakınlarda yüz yüze gelirsek; soluğum kesilmezse söylerim.
320 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Nıetzsche en çok okunan ama bir o kadarda anlaşılmayan bir yazar.Düşünce yapısı, olayları kavrayış biçimi o kadar esrarengiz ki...O beynin içinde yaşamayı çok isterdim.Eser bir öğreti niteliğinde.Ve günümüz şartlarında bile geçerliliğini koruyor.Kitabı yeteri kadar anladığımı söyleyemem ama şunu kolaylıkla ifade edebilirim.Düzenli olarak okunup her defasında içinde kendinize ve yaşama dair bir yol gösterici ögeye rastlayabilirsiniz.Yaşama bağlılık, içinize aşıladığı yaşam sevgisini çok bariz hissedebilirsiniz.
304 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ah Josef K. Anlamalıydın çevrende ki bunca güvensiz insanı ve dinlememeliydin onları, kendi hayatına bakmalıydı. Kadınlara çabuk kandın iradeli biri sanmıştım seni ki öyleydin leni ile karşılasana kadar öyleydin. Akıllı aynı zamanda zeki birisin bunun ayrımını çok iyi biliyorsun ama insan olduğumuzu unuttun sandım bir an yoksa bizler hata yapmaz mıyız sandın? Ne kadar zeki olursak olalım bizler hata yaparız. İyi birisin...
128 syf.
·Puan vermedi
Daha önce oyununa gidecektim fakat öncelikle kitabı okumak istedim. İyi ki okudum. Kitabı okurken önce gerçekten bir delinin kaleminden yazıldığını zannedebilirsiniz .. Okumaya devam ettikçe Gogol’un zekasıyla sergilediği güldürme , hüzünlendirme , düşündürme öğretileriyle kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.. 3 ayrı öykü .. En çok etkilendiğim ‘Palto’ hikayesi oldu . Yazar , düşük rütbeli olan kalem memurunun ,hayatında belki de en mutlu olduğu şeyin (Yeni bir palto’nun )hikayesini anlatırken bana düşündürdüğü şeyleri anlatmam tarifsiz .Okumanın keyfiyle anlamlandırmanın keyfi muhteşem birleşti bu hikayeyle .. Teşekkürler “Gogol”
112 syf.
·Puan vermedi
Birgün dünyaya gözlerinizi açıyorsunuz fakat fiziksel olarak toplumun benimsediği şekilde değil. Nasil mı?
Şöyle ki insanlar doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Bunun tersini düşünün. Yaşlanmış olarak doğuyorsunuz, sonra gençlesip, bebek olarak devam ediyorsunuz,ve bebek iken herşeyi biliyorsunuz .Bana göre kitapta verilmek istenilen mesaj ailelerin özel çocuklara bakış açısıydı. Toplumun özel insanları benimsemekte ki zorluğuydu . Farklılıklar farkındalık olmalı ama ötekileştirme olmamalıdır.
Not:filmi de varmış, ben izlemedim ama izleyenler daha ayrıntılı anlattığını vurgulamış. Konu güzel lakin kitapta yüzeysel değinilmiştir.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 99 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 58 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.