Meriç Keleş

Meriç Keleş

Çevirmen
8.7/10
244 Kişi
·
386
Okunma
·
0
Beğeni
·
27
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
537 syf.
·5 günde·2/10
Uzun zamandır okurken sinir krizi geçirdiğim, başımı duvarlara vurmak istediğim, içinde sevecek bir şey bulamadıkça goodreads puanını düşünüp bir mantık bulmaya çalıştığım bir kitap olmamıştı. Sevmediğim çok kitap okudum ama beni bu kadar sinirlendireni görmemiştim.

Baştan söyleyeyim, kitabı sevenlere lafım yok. Yalnız bana fan girl modlarında gelmeyin, gelecekseniz de sorularıma cevap vererek yapın bunu, lütfen. Bana kitabı sebepsizce, sebepli ya da başka bir şekilde sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Bu sorun değil. Ama aşağıda yazacaklarımın kitapta olmadığını iddia ederseniz biraz gülerim. Yine de sevinirim. Zira bunlar benim yanlış anlamamsa ve bana doğru halini gösterirseniz benden çok sevineni bulamazsınız.

Kitapla ilgili 35 bölüm boyunca sevdiğim bir yer bulamadım. Ne dil ne karakterler ne kurgu ne uyarlama ne herhangi bir şey bana mutluluk verdi. Bir şeyler olmalı, bu kadar sevildiyse eminim bir şeyler vardır diye düşünerek okudum da okudum. İşin aslı arkadaşımla birlikte okumasaydım bitiremeyebilirdim. Çünkü onunla kitap üzerine parodi sohbetleri yapmak, bu kitabın bana en çok mutluluk veren yanı oldu. 36. bölümden itibaren kitap hafiften canlandı, nihayet başı sonu birbirine bağlı birtakım olaylar meydana geldi de yarım bırakmayıp bitirebildim. O kısım da genel hatalardan muzdaripti ama en azından sıkılmadığımı, cinnet geçirmediğimi söyleyebilirim.

Önce kurgudan başlayıp sırayla karakterlere sövmeyi düşünüyorum. Hazırsak başlayalım.

Kitabın esas fantastik kurgusu güzel olmakla birlikte yazar bunu işleyemediği için gözümde bir değeri kalmadı. Kurguya dair en büyük hata kahraman anlatıcı tercihi olmuş. Bu da insanda acaba kendi kurgusundan çekiniyor mu, sorusunu oluşturmuyor değil. Kitabın en ahmak, en cahil, en sığ ve en boş karakterinin gözünden olayları verirken bu kurguyu işlemek zor olmasa gerek. Ne de olsa pek bilgi vermeniz gerekmiyor. (Tarihi belirsiz bir zamanda, periler ve insanların birlikte yaşadığı bir kıtanın öyküsü üzerine kitap. -Sıcak çikolata, duvar saati, doğum kontrolü, şemsiye var mesela ama at arabası ile yolculuk ediyorlar. Bunlardan ortalama bir zaman tahmin etmek benim için mümkün olmadı. Bu konuda bilgisi olan varsa beni aydınlatması çok güzel olurdu.- Periler ve insanlar bir savaş yapmış, topraklar "duvar" ile ayrılıp insanlar bir köşeye atılmış durumdadır. Periler kendi içlerindeki çekişmeler sebebiyle 7 ayrı Yüce Lord'un yönetimi altında yaşamaktadır. Ne idüğü belirsiz bir "Anlaşma" sebebiyle çok güçlü, ölümsüz periler insanlarla savaşmıyor, kendi hallederinde takılıyordur. İnsanlar hep olduğu gibi fakir, zengin sıradan hayatını yaşamaktadır. Elbette bu durumdan rahatsız olan periler ve insanlar vardır. Bu da serinin başlangıcına açılan kapı olacaktır. Falan filan.)
Araya katılan masal uyarlamasına gelecek olursak, bu yorumdan çıkamayız. Tek diyebileceğim bayağı güldüm. Bayağı. Bu kitapta gülecek bir şey bulduysam, tavsiyem ciddiye almanızdır. Çünkü sinir krizi derken şaka yapmıyordum.

Gelelim karakterlere... Feyre (Kendisine Fairy demeyi yeğliyorum.) ve ailesi en çok konuşacağım kişiler, eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. Ablaları ve babası bencillikte zirveye oynayan, karaktersizlikte emsalsiz, asap bozmakta bir numara insanlardı. En komiği de tüm bu davranışları için Feyre sürekli içinden bahaneler uyduruyor, kendince çıkarımlar yaparak onların bu tavırlarına kulp takıyordu ama nafile. (Kahraman anlatıcı yazmayı beceremeyen yazarın araya kattığı bu detaylar, müneccimleri aratmayan çıkarımlar tabii beni ifrit etmekten öteye gitmedi. Öyle ki ailesine mi de daha gıcık oldum yoksa kızın onlar hakkındaki savunmalarına mı bilmiyorum.)

Feyre ise... Bir bela... Nefret sebebi, insanlıktan soğutan bir karakter. Sözde güçlü bir kadın yazmak isteyip de böylesine sığ birini başka kim yazabilirdi merak ediyorum. Her söylediği, her düşündüğünü, her çelişkili tavrıyla kitaptan soğuttu da soğuttu. Öyle ki Feyre olmasaydı seriyi severdim diye düşünmeye başladım. Size birkaç örnek vereyim. Mesela Feyre ona sebepsiz yardım eden biri ve ölmesini isteyen kişi ile karşı karşıya kaldığında, yardım edenden korkup nefret edebilen ve diğerine sempati duyabilen bir ruh hastası. Ah, o bir çelişkiler abidesi. Yaklaşık 40 sayfalık bir tekrar bölümü var kitabın. Size o kısımdan süzdüğüm, alıntı olmayan cümlelerle hislerimi anlatmak istiyorum. Biraz mübalağa olacak ama kusura bakmayın.

-Buradan kaçmalıyım, gitmeliyim, kurtulmalıyım!
+İstersen gidebilirsin, burada kalmak zorunda değilsin Feyre.
-Yemek yiyip öyle kaçayım. Önce güç toplamalıyım.
+Kapı şurada Feyre, istersen git.
-Beni burada ne kadar tutsak edecekler?
+Feyre, istersen GİT!
-Bir yolunu bulup gitmek için izin alabilirsem diye bir bıçak çalayım, bir çıkın hazırlayayım da elimin altında dursun.

Başka bir tekrar mevzusu...

-Karnım çok aç, yemek yiyeyim.
+Feyre gel, bir şeyler ye.
-Ölürüm daha iyi.
+Sen bilirsin.
-Çok açım. Yiyip öyle mi ölsem?
+Buyur, ye.
-Asla, asla yemeyeceğim!
+Zıkkım ye Feyre.
-En iyisi bir şeyler yiyip güç toplayayım.

Başka bir tane...
(Bu da kendiyle olan halleri)

-O bir ölümsüz, ona asla zarar veremem.
-Ne olur ne olmaz yanıma bir silah alayım.
-Aslında ona silahlarım zarar veremez.
-Şu bıçağı çalayım da elimin altında dursun.
-Ölümsüz ya, ona hiçbir bıçak zarar veremez.
-Umarım masadan bıçak çaldığımı fark etmez.

Şaka yaptığımı sanıyorsanız, kitabı okuyun.

Feyre, saçı başı yolunası bir karakter. Okurken tahammül etmekte o kadar zorlandım ki bunu anlatacak kelime yok. Onun saçmalıkları, çelişkileri bitmek nedir bilmez. Birçok örnek verebilirim ama spoiler olmasın diye yazmıyorum.

Gelelim başka bir mevzuya... Feyre gibi değil roman ya da didaktik bir eser okumak, çocuk kitabı bile okuyamayan ve okul yüzü görmemiş birinin kelime dağarcığı ve çıkarım noktasında bu denli "abartılı" olması acayip abes olmuş. İnsan sadece okuyarak mı gelişir diye düşünebilirsiniz ama eğer hayatı yalnızca yemek bulmak ve ateş yakmak olan bir insandan bahsediyorsak bu önemli bir detay. Kendince alfabe uydurmasına mı gülsem, freskten natürmorttan bahsetmesine mi yansam bilemedim. Bari kızı okuryazar biri yapsaydın yazar, eline ne geçti? Ay bir de buna dertleniyor, tripler falan atıyor işte cahilim ben hadi dalga geçin, tamam diye. Ama eline ne fırsatlar geçiyor da bir kere demiyor, böyle boş boş duracağıma okuma yazma öğreneyim diye. Niye? Çünkü o güçlü bir karakter. Sağlam bir kişiliği var.

Ay, ciddi anlamda yıldım bu yorumu yaparken. Eğlenemiyorum bile.

Tamlin ve Ryhsand'dan da kısaca bahsedeyim de Dex'e bir iki kelam edip yorumu bitireyim. Tamlin, yazarın gazabına uğramış masum bir karakter. Kitabın 35 bölümü boyunca adamın yaptığı hiçbir şey yok. Yine de yazar kurbanını gözüne kestirmiş ve ilk üç yüz sayfa boyunca anlattığı adamla çelişen tavırlar son kısımlarda başlıyor. Ben öyle çok da sevmemiştim kendisini ama yine de böyle gözden çıkarılmasını doğru bulmadım.

Ryhsand ise... Çok merak ettiğim bir karakterdi. Öyle övülüyor ki yıllardır, mükemmel bir erkek karakter beklemedim değil. Eğlenceli ama çok da cezbedici bulmadığım biriydi. Okurken hiçbir şey hissetmedim aslında. Tek sevincim kitaba girişiyle olay getirmesi oldu. Umarım, tabii ben devam edersem, diğer kitaplarda da bize bol bol aksiyon getirir. Eğer hata edip baştan almış olmasaydım seriye devam etmezdim ama sevgili paramın hatırı için zorlayacağım gittiği yere kadar.

Gelelim çeviri ve redaksiyona.... Kitabın içinde "tıpışlamak" ve "tünik" diye iki saçma sapan kelime, benim en taktıklarım. O kadar çok tekrar ediyorlar ki her tünik ve tıpışlamak gördüğümde kan beynime sıçradı. Sağı solu tıpışlamak istedim ama manasını bulamadım. Gözünüzü seveyim, şu organı kullanın. Öyle argo bir çeviri ki okurken inanamadım. Sırf şu çevirilerin korkunçluğu yüzünden dil öğrenmeyi kafaya koydum, yakın gelecekte değil ama bence bunu yapmalıyım.

Bu arada kitabın etiket fiyatı gayet normalken kağıt kalitesinin böylesine yerlerde olması da düşündürdü. Abartmıyorum, kitap elinizde matrix kaşığı gibi büklüm büklüm oluyor. İnsan düşünüyor, acaba bir kağıt yok mu?

Sözün özü, serinin ilk kitabı benim için bir faciaydı. Zihnim de şu an bu enkazın altında çırpınıyor. Eğer detayları görmezden gelebilir, Feyre'i yok sayabilirseniz alabilirsiniz. Aksi halde tavsiye edip de sizden küfür yemeyi göze alamam. :)
552 syf.
·Beğendi·9/10
Ohaa ile yazıma başlamak istiyorum. Bu nasıl bir devam kitabıydı. Resmen yer yerinden oynadı. Asla tahmin etmediğim şeyler oldu. Lanet prens T. Senden nefret ediyorum artık. Yazar harika bir konu bulmuş hayalgücü efsane çevirmenin ellerine sağlık olaylar sanki gözümün önünde. Coookkkk güzel bi kitaptı okuyunnn
540 syf.
·3 günde·6/10
Perilerin gazabından korkan bir insan ırkı, iki ırkı birbirinden ayıran bir duvar ve bu iki ırkı da bilinmeze sürükleyen bir tehlike...

Ana karakterimiz Feyre, 2 kız kardeşi ve sakat babasıyla yaşayan 19 yaşında bir genç kız. Çok fakirler. Öyle fakirler ki Feyre'nin avlayacağı av hayvanlarını yiyerek ve denk gelirse kürklerini satarak hayatta kalıyorlar yıllardır. Ve gün geliyor Feyre, o nefret ettiği perilerin tam göbeğinde buluyor kendini.

Çeviri de beni rahatsız eden bir yere denk gelmedim çünkü yutarak okudum kitabı ve dikkat edemedim. Bana yetersiz gelen oldukça yer var ve kurcaladıkça da daha fazlası çıkmaya devam ediyor ama gençlerimize önerebileceğim bir kitap oldu kendisi.

Benim yere göğe sığdıramadığım kitapları bilen arkadaşlara çok beklentiye girmeyin derim ama bahsettiğim kesimden değilseniz seversiniz. Şahsen yetersizliklerine rağmen seriye devam etme kararı aldım. En kısa zamanda 2.kitabı da okumak niyetindeyim.
647 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Serinin ilk kitabını bitirir bitirmez Sis ve Öfke Sarayı'nı okumaya başladım ve şunu söyleyebilirim ki binlerce kat daha iyiydi.
Meğerse ilk kitapta hiçbir şey olmuyormuş. Bütün olaylar buz dağının görünen kısmı bile değilmiş.
Kitap, ilk kitabı bıraktığımız yerden 3 ay sonrasında başlıyor. Feyre yaptıgı şeyleri unutamıyor, psikolojik ve fiziksel olarak tamamen bitik durumda. Tamlin kendi dünyasında. Yakında düğünleri var. Düğünlerine beklenmedik biri katılıyor ve bununla olaylar başlıyor.
Kitabın her sayfası, her olayı çok heyecanlıydı. Özellikle sonu... Ah o sonu... Üçüncü kitabı beklerken acı çekeğim resmen.
İlk kitabı okuyup beğenmediyseniz bile lütfen devam edin. Enfes bir kitap sizi bekliyor.
540 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dikenler ve Güller Sarayı
Dikenler ve Güller Sarayı 1
Sarah J. Maas
Aman Allah ım nefis bir kitaptı Neydi öyle etkisinden çıkamadım
Her satırı her kurgusu mükemmeldi
uzun zamandır böyle zorlayıcı etkisinden çıkarmayacak bir kitap okumadım sanırım
Gerçekten bu kadarını beklemiyordum
Okudukça Tüylerim ürperdi bazı yerlerinde
Nasıl bir kurgudur bu kadınlardan korkulur arkadaş başka bir açıklaması yok.
Harika şekilde düşünmüş kaleme almış yazar
öncelikle başları ailesi için yapmayacağı şey yok feyre nin
Elinde ki herseyi kullanan bir kız
Yine avlanmaya çıktığında karşısına çıkan bir kurt herseyi değiştiriyor
Periler güzellikler gizem şimdi ne yazsam olmaz sopi olur tek söylemek istediğim fantastikte harika bir iş çıkarılmış ikinci kitabı okumak için deliriyorum
552 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Serinin ikinci kitabını bitirdim ve bayıldım!

Çok çok çok güzeldi. İlk kitapta gözüme batan bütün eksikliklere, klişelere sihirli değnek dokunmuş gibiydi. Kurgusu çok iyiydi. Kitap 650 sayfa ama diğer karakterlere biraz daha yer vermesini isterdim yazarın. Onların hal ve tavırlarını daha fazla kurcalamasını okura aktarmasını isterdim. Ama yazmamış. Kim bilir belki serinin devamına kısmettir.

Aslında kitap hakkında yazmak istiyorum ama spoiler vermeden zor gibi. O yüzden tavsiyeme uyunuz ve okuyunuz deyip bitireceğim.
552 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okuyunca neden bu kadar bekledim diye sordum kendime.NEDEN ?? Kitabin başları durağan gelse de bu yazarın romanları nda öyle birşey var ki kendinizi alamıyorsunuz.Bitirmek icin sayfalar ard arda çevriliyor.Bu kitabi ilkine gore cok daha fazla sevdim.Her kitap ayri guzel ama RHYSAND konulu bir kitap ne kadar kötü olabilir ki Feyre'nin gucune,Rhys'in merhametine ve daha dahasina herseye hayran kaldım. Yeri geldi ağladım yeri geldi güldüm fakat kitaptan cok zevk aldım. AKLINIZDA SORU ISARETI VARSA MUHAKKAK ALIN diyorum.Cok guzel bir seri diger kitabi okumak icin can atiyorum :)
552 syf.
·3 günde·9/10
İlk kitap olan Dikenler ve Güller Sarayı’nın ardından hemen Sis ve Öfke Sarayı’na başladım. İlk kitap için yazmış olduğum yorumun sonlarında bahsettiğim masal birden değişti, farklı ve içerisinden çıkılmaz bir hal aldı. Sevdiği adam ve Periler diyarındaki lanetin kalkması uğruna ölümü göze alan Feyre bu kitapta kendisini bulacak.
Hayal kırıklıkları ile, güzelliklerle ve gerçek aşkla harmanlanmış bir dünyaya yeni bir bedenle, ölümsüz olarak gözlerini açacak Feyre. Yaşadığı olayların üzerindeki etkisi Feyre’yi oldukça sarsıyor ilk başlarda, fakat yeni dostluk ve arkadaşlıkları ile bunun üstesinden geliyor. Yaşadıklarının bir yalandan ibaret olduğunu, özgürlüğünün elinden alındığını ve gerçeğin peşine düşmesi gerektiğini zor koşullar altında kalarak öğreniyor.
İç dünyasının karmaşıklığı ve fiziken bir ölümsüz olmasının getirdiği yeniliklere adapte olmaya çalışmasının dışında savaş kapıda ve her şeyin anahtarı da Feyre gibi görünüyor. Yeni kendisini keşfetmek, eski kendisi ile vedalaşmak için çok az zamanı var. Sis ve Öfke Sarayı'nda ilk kitaptaki baş belası olan Amarantha’nın ölmesi ile lanet kalkıyor fakat ondan daha da kötü bir durumla karşı karşıya kalıyor kahramanlarımız. Kral’ın duvarları yok edip yüzyıllar önceki anlaşmayı bozarak savaş hazırlıkları yapması karşısında Feyre ve arkadaşları insanlık ve Peri diyarı adına harekete geçiyorlar. Gerçekten nefesimi tutarak okudum kitabın çoğu bölümünü.
Bahsetmeden geçemeyeceğim bir konu var, benim de takip ettim Goodreads’ta 2016 Goodreads En İyi Genç Yetişkin Fantastik Ve Bilimkurgu Ödülüne layık görülmüş Sis ve Öfke Sarayı. Yazarın bir önce yazmış olduğu Cam Şato serisinin methini duymuştum yıllar evvel. Şimdi bana düşen kitapları edinip okumak olacak çünkü böyle kalemleri seviyorum.
Kitap ile ilgili çok fazla detay vermek istemiyorum fakat öyle bir yerde bitti ki, üçüncü kitap halihazırda çevrilmiş olsaydı hemen okuyacaktım. Şimdi sevgili yayın evinden tek ricam serinin devam kitaplarını geciktirmeden dilimize çevirmeleridir. Bir çok seri var başlayıp sıkılıp bıraktığım, bir çok seri var çok beğendiğim fakat devamının gelmesini beklemekten yorulduğum. Lütfen bu seri de devamı gelmeyenler serisi olmasın.
Bu arada yazarın bu serisini George R. R. Martin’in Taht Oyunları ile karşılaştırıyorlarmış. Ben taht oyunlarının kitabını okumadım fakat diziyi bir ara takip etmiştim. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum tanıtımlarında bundan bahsediliyordu ben de eklemek istedim.
Sarah J. Maas’ın Sis ve Öfke Sarayı yine DEX yayınlarından çıkmış. 2017 yılı basımı olan kitabın çevirisini yine Meriç Keleş yapmış ve sayfa sayısı 552. Bir bu kadar daha olsa da okusam modunda bitirdim kitabı ve yorumumu. Keyifle okuyabileceğiniz bir seri.
Not: Şubat 2018'de üçüncü kitabın müjdesini verdi yayınevi.
Kitap +18 içeriklidir.
540 syf.
·15 günde
Seri kitaplara başlarken yaşadığım sıkıntıyı Dikenler ve Güller sarayına başlarken de yaşadım. (Her ne hikmetse Başlarken sıkıntı ettiklerim sonrasında en sevdiklerim haline geldi.)
Hikayenin başı ve peri diyarına gittiği ilk anlarda (çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir durum) bir türlü verilmek istenen duygunun içine dahil olamadım. Evet, bir şeyler var ve kendini okutturuyor ama devamı nasıl olacak diye merakta ettiriyor. Tamlin' i seviyorum. Ryhs'ı ve onunla yaşanacakları da merak ediyorum. Sırf Feyre Tamlin' den vazgeçecek ve Tamlin'i kötü gösterecek diye kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Feyre' nin iyiliği için Rhys' ın önünde diz çöken Tamlin görüntüsü aklımdan çıkmıyor.

Feyre ne zaman insan diyarına dönüş yaptı; işte olaylar bundan sonra çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Olaylar zincirinin bir yerden sonra açıklığa kavuşması için 350 sayfa mı bekletilmek gerekiyordu? Ah Tamlin ah ne fedekarlıklar yapıp, nelere göğüs germişsin? Son 150 sayfa da dişlerimi sıkmaktan ve nefesimi tutmaktan tükendim resmen...

Feyre mükemmel bir karakterdi. Kalbimi defalarca kez paramparça etti. Son zamanlarda okuduğum en harika kız karakterinden biriydi. Verdiği kararlar, içine gömdüğü istekleri ve bastırdığı hisleriyle kitabı kendisinin ağzından okumaktan muazzam keyif aldım. Diğer bakımdan kitap karar veremeyeceğiniz kadar çok harika erkek karakterleri barındırıyordu. Rhysand karakterinden önce nefret ettim ama yazar onun içini bize gösterdikçe ikinci kitapta onu okumak için bile sabırsızlanıyorum. Kitabın kurgusu son 100 sayfayla gönlümü fethetti ve muazzamdı. 
540 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok tavsiye edilen bir kitap oldugu için tercih ettim. Çok akıcı bir dili var ancak çevirmen hatası oldukça fazla yine de okurken fazla takılmıyorsunuz. Bilindik bir öyküden çıkılmış konu güzel ve çirkin masalını bambaşka bir noktaya taşımış keyifliydi sıkılmadan merakla okudum tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 386 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 246 okur okuyacak.