Mevlüt Özben

Mevlüt Özben

9.1/10
7 Kişi
·
14
Okunma
·
1
Beğeni
·
507
Gösterim
Adı:
Mevlüt Özben
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, 1973
1973 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1992-1996 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. 1996-2002 yılları arasında Rize ve Erzurum’da öğretmenlik yaptı. 1997-2001 döneminde yüksek lisans ve 2002-2007 yılları arasında doktorasını aynı üniversitede sosyoloji bilimi üzerine gerçekleştirdi. 2002 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde okutman olarak akademik kariyerine başladı. Halen aynı kurumda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Özellikle din, modernlik, kimlikler ve günümüz modern toplumlarının tanımlanmasında öne çıkmaya başlayan risk kuramı üzerine yayımladığı makalelerinin yanı sıra Yapay Kutsallıklar adlı yayıma hazır bir kitabı da bulunmaktadır.
"Kokuların beş duyumuz içinde belleğe en yakın olanı olması ne garip. Modern yaşamlarımız yönelim olarak giderek görselleşmiş olsa da, belleği harekete geçirmek söz konusu olduğunda göz, burunla asla rekabet edemiyor işte."
"Oysa insan mutluluğu için gerekli olan şeylerin en az yarısının bir fiyatı yok ve mağazalarda satılmıyor."
Günümüz toplumlarıyla ve diğerleriyle karşılaştığımızda avcı ve toplayıcı topluluklarında oldukça az eşitsizlik söz konusudur. Bunun nedeni söz konusu topluluklarda temel gereksinimlerini karşılamak için kullandıkları aletler dışında bir servet birikiminin olmamasıdır. Bu bakımdan denilebilir ki avcı ve toplayıcı topluluklar ‘sahip olmakla’, koşullar gerektiği için, çok az ilgili olmuşlardır.
Mevlüt Özben
Sayfa 65 - Phoeniz, Sosyoloji, Sosyolog, Sahip Olmak
Bir dava uğruna insanca günahlardan vazgeçme; sadece şeytanca günahlardan uzak dur! Çocuksu arzular için yaramazlık ne ise, insanca arzular için de günahlar odur. Unutma bunu! Sadece Allah’a sadakat göster; sadece ona hesap ver ve sadece ondan iste. Başkalarının sözde cenneti için yaşamını feda etme. Gerçek iyiliğin mutlak günahsızlıkla mümkün olacağını iddia edenler var ya; onlar ya aptaldır ya da şeytanca günahlarla dolu gizli bir ajandaları vardır.
Mevlüt Özben
Sayfa 122 - Phoenix, Sosyoloji, Sosyolog
"Marx için kapitalizm sadece adaletsiz ve yetersiz bir ekonomik sistem olmayıp, aynı zamanda ahlak dışı, sömürücü ve insani gerçekliği yadsıyan, hatta onu kendi emeğinin ürünlerinden kopararak diğer insanlarla karşı karşıya getiren bir sistemdir."
İnsan eylemlerinin kendilerinden daha uzun yaşayan sonuçları vardır ve toplumsal değerler bu sonuçlardan biridir.
Mevlüt Özben
Sayfa 101 - Phoenix, sosyoloji, sosyolog
''Hocam, herkes hoşgörü, barış, insanların kardeşliği gibi değerlerden söz ederken, siz bize kişinin ait olduğu grubu, yani ''bizi oluşturanın 'ötekiler' (onlar) oluğunu söylüyorsunuz. Bu söyledikleriniz hoşgörü ve barışı, insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı zedelemez mi?''
Mevlüt Özben
Sayfa 84 - Phoeniz, Sosyoloji, Sosyolog, Sahip Olmak
Güvenliğimizi ve huzurumuzu devlete borçlu olduğumuza inanırız, ancak bazen de devletin özel hayatımıza olur olmaz müdahale etmesinden rahatsız olur, kısıtlandığımız hissine kapılırız. Bu yüzden devletten, aynı anda, hem hoşlanır hem de hoşlanmayız.
Mevlüt Özben
Sayfa 95 - Phoenix, sosyoloji, sosyolog
İnsan ne denli çok güç sahibi ise seçim ufku da o kadar geniş ve gerçekçi olarak verebileceği karar miktarı da o kadar fazla olur. Daha az güçlü ya da güçsüz olmak insanın hayallerine sınırlar koyması anlamına gelir. Gündelik dilde çok kullandığımız ‘haddini bilme’’ bazı bakımlardan güç konuş ile ilgilidir. ‘Haddini bilmek’’ hayallerimizi sınırlar koymamız gerektiğini bize hatırlatan acımasız uyarıdır.
Mevlüt Özben
Sayfa 96 - Phoenix, sosyoloji, sosyolog
Kitapçıdaydım, kitapları içinden bir iki sayfa ve arka kapak kısmını incelerken...

Daha ilk incelememde sayfaları okurken heyecanlanmaya başlamıştım. Neredeyse ev adresimi tarif edecekti. Romanda ilgimi çeken sadece adresti. Açıkça yazabilirim. Bizim mahalleden yazar mı çıktı? Neyin kafası bu?

Nilüfer adlı bir sosyoloji öğrencisinin üniversitenin ilk yıllarında derste öğrendiklerini İstanbul sokaklarında gezerek okura Sosyolojik Düşünmeyi öğretiyor. Türkiye’nin ilk sosyal bilimler romanıdır. Sosyolojinin edebiyata işlenmesi bana Sofie'nin Dünyası adlı kitabı hatırlattı. Diğer bir yandan Göğü Delen Adam adlı kitabı okuyup beğenenler sosyolojiye ilgisi olduğunu düşünüyorum. Sosyolojik Kafa ile ülkemizin sosyolojik değerlendirmelerini okumaktan keyif alacaklarını tahmin ediyorum.
Sosyolog ve adayları, ilgi duyanların baş tacı olacağını iddia edebilirim. Her bölümünde her sayfasında coşkun çaylar gibi bilgi akıyor. Altını çize çize bakkal defterine dönecekti kitabım  Not almaya başladım, bu sefer parmaklarım ağrımaya başladı. Kısacası ben bu romanda çok şey öğrendim, servetim olan kitaplığımda yer edindi.

Alıntıları paylaşamadım, çünkü anakartım yandı. Gerçi önemi yok, pek de ilgilen yok sanırım :D
Sosyolojiye dair fikriniz olsun olmasın keyifle okunacak bir kurgusal sosyolojiye giriş kitabı :) Nilüfer'in sosyolojiyle tanışmasını, fikirlerinde, yaşamında gerçekleşen değişimlere tanık olacaksınız. Bu tanıklık kesinlikle sizde de değişime yol açacak. Mevlüt hocamız sade dili ile öğrencilere ve vatandaşa sosyolojiyi sevdirmeye çalışmış.
Temelde Sosyoloji bilimi, bildiğimiz bazı şeylerin "aslında öyle olmadığını" göstermeye çalışır. Ardında yatan sebepleri, motivasyonları, tetikleyicileri ortaya dökmeye çalışır.
Çünkü doğru diye kabul ettiğimiz, "doğası bu" dediğimiz, hep "öyle olduğuna" inandığımız bir çok şey; aslında öyle değildir.
Bu kitapta da din olgusuna bu bakış açısı ile yaklaşılıyor.

Kimi düşünürler, sosyologlar, filozoflar, antropologlar yani bilim insanları dinin insan hayatındaki etkisinin zamana bağlı olarak azalacağını, bu olgunun bir süre sonra kendini tasfiye edeceğini söylemişlerdir. Öyle ya, artık inandığımız, tırnak içinde "taptığımız" bir çok şeye sahibiz; modern toplumda.
Bu, yani bu son cümle, bir sosyolog için tam da üzerine basılması gereken bir yerdir, ki yazar da bu kitapta bunu yapmıştır.
Neşteri eline almış, bir çoğunun hemfikir olduğu bu konuyu boydan boya yarmıştır.
Ve içinden, kimselerin beklemediği bir şey çıkmıştır!
Din, öyle "sanıldığı", "inanıldığı", "hesaplanıldığı", "öngörüldüğü" gibi kendini tasfiye filan etmemektedir. Aksine, içinde yaşadığımız şu zamanda, oldukça güçlü, köklü, baskın bir şekilde hala varlığını korumaktadır.

Bu kitabı okumak, açık kalp ameliyatını izlemek gibidir. Şaşkınlık, dehşet, yer yer endişe ile...

Dili sade, üslubu akıcı, okunması kolay bir eser. Okunması kolay fakat anlaması, hazmetmesi, kabullenmesi zaman istiyor. Bittiği vakit kapağını kapatıp, kenara koyabileceğiniz bir eser değil. Dönüp dönüp bakacağınız, açıp açıp yeniden okuyacağınız bir eser.
Ve öyle ki, okuduktan sonra herkese okutmak istediğiniz bir eser!
Son zamanlarda etrafımdaki insanlardan "Sosyolojiye dair bir şeyler okumak istiyorum ama nereden başlasam bilemiyorum. Bana bir şeyler önersene" şeklinde talepler alıyorum.
İçimden diyorum ki: "İyi ki bu kitap var!"

Bu kitap sosyoloji bilimini roman türünde anlatan, okuyan herkesin anlayabileceği dahası keyif alacağı hem de bilgi sahibi olacağı tek bir eser. Evet, ülkede henüz bunun gibi bir kitap daha yok.

Sosyoloji biliminin ne olduğu ile başlayıp, ortaya çıkışı, tarihsel kökeni, amacı, önemi şeklinde bütün ince noktalara değiniyor. Daha sonra bilimin kurucularını, bilime katkı sağlayanları ve çağdaşları anlatıyor. Fakat tüm bunları Nilüfer isimli bir sosyoloji öğrencisinin hayatı üzerinden, onun gözlerinden, onun zihninden geçirerek yapıyor. Nilüfer ideal bir öğrenci, öğrenme aşkıyla tutuşan, merak eden, soran, sorgulayan!
Aynı zamanda bir insan, sorunları var, çaresizlikleri var.

Kitabın beni en çok etkileyen yönü sanırım bu oldu; sosyoloji bilimi ülkemizde ne yazık ki ne anlaşılmıştır ne de hak ettiği değeri görebilmiştir. Toplumdan ve insandan uzak tutulmuştur hep. Oysa sosyoloji demek toplum demek, insan demek. İşte bu kitap tam olarak bunu yapıyor, sosyoloji olduğu ve olması gerektiği yerde anlatıyor; toplumun içinde.

Bir cuma gecesi başlayıp, çok rahat bir şekilde pazar günü akşam üzeri bitirebileceğiniz enfes bir kitap.
Bitirdikten sonra sosyoloji ile birlikte kendinizi de keşfedeceksiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mevlüt Özben
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, 1973
1973 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1992-1996 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. 1996-2002 yılları arasında Rize ve Erzurum’da öğretmenlik yaptı. 1997-2001 döneminde yüksek lisans ve 2002-2007 yılları arasında doktorasını aynı üniversitede sosyoloji bilimi üzerine gerçekleştirdi. 2002 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde okutman olarak akademik kariyerine başladı. Halen aynı kurumda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Özellikle din, modernlik, kimlikler ve günümüz modern toplumlarının tanımlanmasında öne çıkmaya başlayan risk kuramı üzerine yayımladığı makalelerinin yanı sıra Yapay Kutsallıklar adlı yayıma hazır bir kitabı da bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 14 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 20 okur okuyacak.