Mustafa Arpat

Mustafa Arpat

Çevirmen
8.3/10
105 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
128
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Dünya tarihinin önemli dönüm noktaları vardır ve bunlardan biri de Fransız Devrimi'dir. Kral alaşağı edilip Cumhuriyet'in temelleri atılmaya başlanmıştır. Ve bu baya kanlı olmuş. Cumhuriyet'e karşı olanlar, soylular hiç düşünülmeden giyotinin altına yatırılmış. Arada çokça masum insan da öldürülmüş. Romanda ailesi yüzünden yargılanan bir gencin hikayesi var. O dönemin iç yüzünün anlatıldığı bir başyapıt... Kesinlikle tavsiyedir. Okuyun...
384 syf.
·13 günde·Beğendi·4/10
Adını çok duyduğum için merak edip okumaya karar verdim ama kitabı okurken çok sıkıldım diyebilirim. Sonlara doğru olaylar biraz haraketlendi. Baş karaktetler değil yan karakterler daha ön plandaydı buna beni sıktı.
384 syf.
Kitabı büyük bir beklentiyle okudum, fakat beklentimi karşılayamadı. Çoğu yerlerde sıkıldım, fazlaca ayrıntı vardı(bence).
Yine de kütüphanemde yerini aldı.
350 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Eski bir tüccar olan Goriot Baba tüm hayatını,servetini kızlarının mutluluğu için harcar fakat nankör kızlarına ve damatlarına bir türlü yaranamaz ve bir pansiyonda yaşamaya mecbur bırakılır.Yasadığı bu nankörlüğe rağmen Goriot Babanın kızlarına sevgisi hiçbir zaman azalmaz.
Kitabın ilk bölümünde karakter sayısının ve betimlemelerin çok fazla olması kitabı okumayı biraz zorlaştıyor.İnanılmaz bir evlat vefasızlığını anlatan okuyanı biraz sinirlendiren biraz hüzünlendiren bu kitabı okumanızı tavsiye ederim
478 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Kitap çok güzel içindeki konu ,karakterlerin yaşamı ve birbirine bağlılıkları çok iyi anlatılıyor
Zamanında halkın baskaldirmasiyla ele geçen yönetim ve o yönetimin bı sürü insanı giyotinden geçirmesi .o sırada kahramanın ülkesini terkettiği ve evlendikten sonra tek başına gelerek yonetimin onun üzerine el koyması sonrasında idama mahkum etmeleri ama sonra eşinin babası yardımıyla kurtarılan . Tabi kızın babasının da efsane bı hikayesi var .kısaca okunmaya değer bı kitap.
506 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Yazara romanımızın konusunu yakın arkadaşı olan Puşkin önermiştir ve Dante'nin İlahi Komedya'sı örnek alınarak yazılmıştır.3 ciltten oluşan eserin 2. ve 3.ciltlerini bir buhran anında yakmıştır.Daha sonra bu bölümleri tekrar yazmıştır.
Kitabın konusuna gelecek olursak yazar 19.yy Rusyasını ele almış.Kahramanımız Çiçikovun babasının vermiş olduğu öğüt ve aldığı eğitimle şekillenen kişiliğine dikkat çekilmiştir.Çiçikov babasından servet kalmadığı için sıfırdan zengin olmak ve çocuklarına bırakabileceği bir servet oluşturmanın peşinde bir çok hata yapıyor.Memuriyetinde hırsızlık ve rüşvete karışıyor.Memuriyetinden atılan Çiçikov kolay yoldan zengin olmanın bir yolunu bulmuştur.O dönemde çiftlik sahipleri köylü sayıları kadar devlete vergi vermekteydi ve kredi yardımı da alabiliyordu.Çiçikovda bu yasadan yararlanmak için iki sayım arasında ölmüş olan köylüleri çiftlik sahiplerinden alıp zengin olmak istiyordu. İnsanlarla nasıl konuşulması gerektiğini bilen tatlı dili ve sempatik hareketleriyle çiftlik sahiplerinin gönlünü kazanıp ölü canları toplamak için çeşitli çiftlikler gezer ve başından geçenler konu almıştır.
Kitapta yer yer Rus halkının kültürü hakkında yazar bizleri bilgilendirir.Dönemin rusyasındaki memur kesimi eleştirir. Zenginlerin, çiftlik sahiplerinin gösterişli yaşamının yanında köylünün (kölelerin) açlık ve sefaletle boğuşmalarına da değinmiştir.Eğitimin çöküşü ve insanların alman, fransız ve ingiliz hayranlığı da gözler önüne seriliyor.
Not:Kitabı zevk alarak okudum ama itiraf etmek gerekirse son bölümlerde yer yer kopukluklar vardı.

Kitabı okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar diliyorum.
%20 (50/263)
·1/10
Tam bir hayal kırıklığı :( paraya yazık oldu desem yeridir. Boşuna vaktinizi harcamayın. Baştan ortaya re za let ... ortaya dememin sebebi sonunu getirmek hiç istemedim.
794 syf.
·7 günde·9/10
794 sayfa olmasiyla gozumu korkutsa da nasil aktigini anlayamadigim olaylar cercevesinde gelisen ve sonunda gercekten okuru tatmin eden bi roman. kalitesini sorgulamayi haddim gormuyorum, kusursuz bir eser bunu yillardir cevrildigi onlarca dilden ve yuzlerce kez basilmasindan da anlayabiliriz ama okumak isteyenlere soyle bi tavsiyede bulunabilirim: yayinevi seciminize dikkat edin cunku okudugunuz yayinevi hemen hemen okudugunuz kitap kadar onemli, aldiginiz hazzi ve verimi cok etkiliyor. ben hediye gelmis ve kutuphanemin bi kosesinde unutulmus bu kitabi, oylesine bi yayinevinden okudugum icin biraz uzuldum acikcasi, cok da kotu degildi ama bu unsur onemli :) iyi okumalar
478 syf.
Önce lise de edebiyat sınavı nedeniyle, sonra da birkaç yıl önce daha iyi anlayarak okumuştum İki Şehrin Hikayesi'ni. Gerçekten de hem iki şehrin, hem zengin, fakir, memur, işçi her kesimden insanın hikayesini anlatıyor Charles Dickens. Zaten bu kitap yazarın başyapıtlarından.

Bahsedilen şehirler Paris ve Londra. Tarihin en hareketli olaylarından Fransız Devrimi'nin gerçekleştiği dönemi merkez alarak hem iki şehrin durumu hem de orada yaşayanların halleri anlatılıyor. Kitaptaki karakterler haksızlığa uğrayarak yıllarca hapsedilen Dr. Manette, onun kızı Lucie ve Lucie'nin eşi Charles Darnay, Dr. Manette' nin eski uşağı Defarge ve karısı, Dr. Manette' nin yakın arkadaşı banka müdürü Lorry ve Lucie'ye platonik aşık olan Avukat Sydney Carton'dur. Fransız Devrimi ve bu karakterlerin yaşadıkları etrafında anlatılan hikayede dönemin kültürel, ekonomik durumları da anlatılmış. İkinci okuduğumda daha çok beğendim ben İki Şehrin Hikayesini. Bahsedilen dönemin zorlukları, insanların mücadelesi yazar tarafından başarılı bir dille anlatılmış.
794 syf.
·Beğendi·10/10
Beni Alexandre Dumas'a hayran bırakan kitap.
Kitapta kurulmuş bir tuzak sonucunda devlete ihanetle ağır cezaya ve zindana mahkum edilen Edmond Dantés’in hapis hayatını ve sonra hapisten kaçışıyla ona pusu kuranlardan intikamını alması anlatılıyor. Şimdi sizlere beni en çok etkileyen hapis ve hapisten kaçış bölümü anlatacağım.

Hapis hayatında oldukça değişmesini borçlu olduğu yaşlı mahkum birgün aralarındaki duvarı yıktı ve tanıştılar. Zamanla hoca-öğrenci ilişkisi hakim oldu. Çünkü Dantes sürekli öğrenmek istedi. Yaşlı mahkumde ona birçok dersler verdi. Bunların içinde dövüş, atiklik, yabancı diller, matematik, kimya gelir. Belirli saatlerde hücrelere bir delikten içeriye yemekler itilir ve yine belirli saatlerde tabaklar alınırdı. Dantes ve yaşlı hocası bu saatleri kafalarında hesap ederler ve o zamanlarda hücrelerinde boş tabakları iterlerdi. Böylelikle kimse hiçbirşey anlamadı. Aynı zamanda iki mahkum hücrelerinden dışarıya doğru tünel kazıyorlardı. Bitmesine çok az kala Dantes'in hocası öldü. Ölmeden öncede daha önce Dantes'e bahsettigi hazinenin gercek olduğunu ve hazinenin haritasini verdi. Sonra gozlerini yumdu ve muhafızlar geldi, ölüyü torbaya koyup bağladılar. Dantes tüm bunları kendi hücresine giden tünelden dinliyordu ve onlar gidince ortaya çıkıp torbadan yaşlı mahkûmu çıkarıp kendi hücresine götürdü ve torbanın içine kendisi girdi. Sonra muhafızlar ölüyü kurallar gereği zindanın dibinde olan denize fırlattılar. Dantes böylelikle firar etmiş oldu. İşte beni en çok etkileyen bölüm burası. Ve Dantes firarıyla beraber düşmanlarından kendisine tuzak kuranlardan intikam almaya başlayacaktır.