1966 yılında Çin'de Mao'nun göz yumduğu ve karısının elebaşılığını yaptığı Kültür Devrimi ülkede bir kaos yaratmıştı. Komünist militanlar eski olan her şeyi yok etmeye başlamışlardı. Tarihi eserler tahrip ediliyor, okul ve üniversiteler saldırılıyor hocaları sokaklarda sürükleniyordu. Hatta Komünist Parti üyeleri bile bu anarşiden nimetlerin almışlardı. Eğitimli olmak nerdeyse suç sayılıyordu.
...Biz Çuvaşça bilmiyorduk, o da Türkçe. Diğer Türkilerle bazıları ile daha kolay, bazıları ile daha zor olmakla birlikte nisbeten anlaşmak veya anlıyormuş gibi yapmak mümkünse de, Çuvaşçayı hiç bir şekilde anlamak mümkün değil. Çuvaşlarla bizler ve diğer Türki topluluklar arasındaki ikinci mühim ayrılık noktası ise onların Ortodoks inancına sahip olmaları. Dolayısıyla da en yakın komşuları Tatar veya Başkurtlarla da Türk kökenli olmalarına rağmen ilişkileri gelişmemiş.
Tatarların kurdukları teşkilatların ekserisi milliyetçi eğilimde olup şimdiye kadar dile alınmayan problemleri işlemeye başladılar. Bunlar arasında mühim olarak Şeyh Şihabeddin Mercani", Tuğan Yaq (Anavatan), Bulgar el-Cedid, Saf İslam gibi bağımsız dernekler görülmüştü. Başkurtlarda bu nevi cemiyetler az oldu. Aq Tirme (Ak Çadır), Kunqaq gibileri sonunda bir varlık gösteremediler. "Mercani" cemiyeti bütün Sovyet Kültür Vakfı'nın Tatarıstan bölümü tarafından kurulmuş olup hayli faaliyet gösterdi. Bunun dışında Şefqat, Xalk Frontı (Halk Cephesi), geçmişi muhafaza veya canlandırma için faaliyet gösteren Memorİal Cenlİyet veya Ekologİya (Çevre) adlı kuruluşlar da faaliyetleri ile dikkati çektiler. Tabii ki bunların dışında ve bu cemiyetlerin bir haylisini kendi çatısı altında toplamayı başaran en etkili kuruluş ise Tatar içtimaı Üzegi (Tatar Sosyal Merkezi): TİÜ olmuştur.