Necdet Adabağ

Necdet Adabağ

YazarÇevirmen
8.6/10
40 Kişi
·
67
Okunma
·
0
Beğeni
·
271
Gösterim
Adı:
Necdet Adabağ
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Diyarbakır
Necdet Adabağ Diyarbakır’da doğdu. İlk,orta,lise öğrenimini orada tamamladı. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. M.E.B.’nın bursuyla İtalya’da İtalyan dili ve edebiyatı üstüne doktora yaptı.Ülkesine dönüşünde DTCF’de göreve başladı. 1980’de doçent oldu. 1986’da üniversiteden ayrılarak on yıl Ankara İtalyan Kültür Merkezi’nde çalıştı.1995’de DTCF’ye geri döndü.1996’da profesör oldu.Uzun süre anabilim dalı başkanlığı yaptı. 2001’de aynı fakültede dekan oldu.İki dönem (altı yıl) bu görevi yürüttükten sonra öğretim üyeliğini 2009’a kadar sürdürdü ve o tarihte emekli oldu. O günden bugüne sözleşmeli öğretim üyesi olarak kendi fakültesinde ders vermektedir.

Necdet Adabağ beş yıl Dil Derneği’nin ast başkanlığını yapmış ve Batı dilleri kaynaklı sözcüklere Türkçe karşılık bulma yarkurulunun başkanlığını yürütmüştür. Üç yıl kadar Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı’nın Kültür Kurulu Başkanlığını yapmıştır.

İtalyan dili ve edebiyatı üzerine inceleme ve araştırma niteliğinde makale ve kitapları bulunan Necdet Adabağ İtalyancadan Türkçeye çokca yazınsal ürün çevirmiş,ayrıca İtalya’da yayımlanan çağdaş Türk şiiri ve öyküsü seçkilerinde yer alan ürünlerin bir bölüğünü İtalyancaya çevirmiş ve seçkilerin editörlüğünü yaparak yayına hazırlamıştır.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinden derlediği çeviri kitabı İtalya’da “ Aynada Bir Adam” adı altında yayımlanmıştır.

Necdet Adabağ 2000 yılında İtalyan Kültür Bakanlığı’nın uluslararası çeviri birincilik ödülünü kazanmış, ayrıca İtalyan Cumhuriyeti’nin liyakat (cavaliere,ufficiale) madalyaları sahibidir.
Hümanizm de XIV. yüzyılın sonundan itibaren İtalya’da kendini gösterir.
Hümanist olabilmek için sadece Latince yazmak yeterli değildir. Ortaçağdaki gibi duymak ve düşünmek gerekir
Dante’den önce anılacak bir isim de Guido
Guinizelli’dir. Guinizelli aşk ve sevgiyi kutsar ve ona göre tek saadet kaynağı bu yüce histir.
176 syf.
·3 günde·7/10
Tiyatro, piyes türü eserlerde bir türlü tatmin olamıyorum. Alt alta dizilmiş kısa cümleleri okumaktan keyif almıyorum. Tiyatroyu sahnede tercih ediyorum ama önce okuyup ardından sahnede izleyebilmek çok daha doyurucu olur elbette. Sahnelenirse izlemek isterim. Yazar, bu sanata getirdiği yeniliklerle anılıyor.
Babasını kaybedince, konaklama hizmeti de verilen lokantayı yalnız olarak işletmeye devam eden kadın, kendisine kur yapılmasından hoşlanan bir karakter. Üstelik istediğini elde edebilme konusunda hırslı ve yetenekli. Lokantaya gelen farklı karakterdeki erkek müşterilerle sergilediği ilişki modellerini görüyoruz. Oyunun sonunda verilen ders de kulaklarımıza küpe oluyor.
Tiyatro oyununda gerçek bir devrim. İtalyan yazar carlo goldonı yazdığı muhteşem kitaplardan biri. Lokantacı kadın. Halktan bir kızın kendisiyle evlenmek isteyen soylu beylere yaptığı oyunlar
122 syf.
·1 günde·7/10
Goldoni, eseriyle ilgili sevgililerin yer almadığı çok az oyunun olduğunu ve hemen hemen hepsinde olay örgüsünün temelini aşkın oluşturduğu söylemektedir. Bu oyun da adından anlaşıldığı üzere aşkı yansıtmaktadır. Fakat, aşkın en büyük engeli ve onu çıkmaza sokan kıskançlık kavramı ayrıntılı şekilde karşımıza çıkıyor.

Karakterimiz, Eugenia, sevgilisi Fulgenzio'yu her ne kadar çok sevse de onu herkesten ve her durumdan kıskanır bir haldedir. Kitabın, ilk iki perdesinde de bu ikilinin gelgitli ilişkisini ayrıntılı bir şekilde görüyoruz, bazı yerler beni çok bunalttı diyebilirim. Bu süre zarfında yan karakterlerin dahil olduğu başka olaylarla biraz nefes alır gibi olup tam rahatladım derken son perde de aynı şekilde buhranlı geçti benim için. Eugenia'nın keskin çıkışları aslında bize, neden böyle davrandığı konusunda bazı ipuçları veriyor, psikolojik çözümlemeler yapmaya fırsat tanıyor.

Yazar, soyluların yaşamlarına da değiniyor, paranın önemine ve aslında bazılarının olduğundan farklı görünerek toplumda iyi bir yere sahip olmaya çalışmasına da yer veriyor. Aslında kitabın vermek istediği mesaja bakılırsa yaşadığı dönemde etkisini gösteren aydınlanmacılığın izlerini görebiliyoruz. Yazar, boş işlerle uğraşmak yerine akıl ve mantığın öne çıktığı bir dünyada yaşamanın gerekliliğine vurgu yapıyor diyebiliriz.

Oyun, kısa diyaloglardan oluştuğu için okuması kolay, karakterlerin isimlerine alışıldığında sanki karşınızda temsil ediliyormuş gibi hızlıca sayfaları çeviriyorsunuz. Daha önce de belirttiğim gibi beni sadece bazı diyalogların sürekli tekrarlanması rahatsız etti, sanki aynı sahneyi birden fazla okumuşum hissi yaşattığı için sıkıldım. Kıskançlık bana göre değilmiş, daha iyi anladım .:) Tabi bunu temsil şeklinde seyrettiğimde kesin o diyaloglar gözüme batmazdı.
800 syf.
·Puan vermedi
İtalyan edebiyatının dev yazarlarından A.Manzoni 1821 yılında baş karakterlerin de isimleri olan “Fermo ve Lucia” adında bir kitap yazar. Daha sonra yaptıgı düzenleme çalışmalarında adını da değiştirip “İ promessi sposi” yani “Nişanlılar” der kitabına.
İki kahramanının yaşam ve aşk serüveninden kalkarak 1630 lu yılların Lombardia bölgesini kaleme alır. O yıllarda Lombardia’da İspanyol egemenliği vardır. Romanın içeriğini en iyi şu cümleyle özetleyebiliriz; Tarih içinde roman, roman içinde tarih.
Kitap ilk bakışta uzunluğu ve yazıldığı dönem itibariyle okunması zor bir eser gibi görünse de gerek çevirmenin başarıyla kullandığı dil gerek konunun akıcılığı bakımından zevkle okunabilecek bir kitap.
208 syf.
·17 günde·8/10
Altı kişi yazarını arıyor adlı tiyatrosunu okudum. Pirandellonun felsefesini bilmek gerekir ,Pirandelloyu anlamak için. Baba figürü Pirandellonun hayata bakışı anlatıyor .Herkesin farklı doğrusu olduğunu , tek olmadını, gerçekliğin ve illüzyonun birbirine karıştığını fark edersiniz. Dramaya getirmiş olduğu oyun içinde oyun tekniğini okurken , zevk alacağınızdan klasik dramadan daha zevkli olacağından eminim.
176 syf.
·2 günde·8/10
Goldoni, ilk karakter komedi örnekleri arasında yer alan Lokantacı Kadın'ı 1753 yılında yazmıştır. En tanınmış ve gözde oyunlarından biri olan bu eser, Goldoni'ye göre; en ahlaklı, en yararlı, en öğretici olandır.

Lokantacı Kadın figürü, Goldoni'nin komedilerinde önemli bir yer tutar, çünkü tiyatrodaki kadın karakteri yeni anlayışının ilk örneğini içermektedir. Şöyle ki, Mirandolina karakterini kendine güvenen genç bir kadın olarak temsil ediyor. Kendine ait lokantasını nasıl idare edeceğini çok iyi biliyor, işini yanında bir erkek figürüne ihtiyaç duymadan idare ediyor. 700lerin kadın figürünün aksine kendine güvenen, güçlü bir karakteri var.

Sınıfsal farklılıklardan ve cinsiyetçi yaklaşımlardan dolayı kendini kanıtlama çabası içerisinde olan karakterin yaşadıklarının gerçekçi ve doğal bir şekilde anlatılması, bunu yaparken de araya kısa şakalar ve güldürü unsurlarının koyulması okumayı kolaylaştırıyor.

Mirandolina lokantasını işletmekle uğraşırken bir yandan da etrafında kendisine kur yapan erkeklerle uğraşmak zorunda kalıyor, hatta bunlar yetmezmiş gibi kadınlardan nefret eden bir karakteri de kendisine aşık etmek için oyunlar oynamaya başlıyor. Hangi karakter kendisinin kalbini çalacak ve bu süre zarfında Mirandolina onları idare etmek için ne diller dökecek bu üç perdelik oyunun son perdesinde açığa çıkıyor. Eğlenceli, komik bir oyun, eminim ki izlemesi okumasından daha keyifli olurdu. :)
o kadar akıcı bir dili var ki kitap hiç sıkmıyor kitabın kalın olması dikkatimi çekmişti :) elime alıp okuduğumda mizaha yer vermesi cidden büyük bir ihtiyacı gidermiş oldu büyük aşıkların kavuşmasını diliyorum :)
800 syf.
·29 günde·8/10
Muazzam bir serüvendi doğrusu. Tarihi roman okumak zor iştir, cesaret ister. Hele ki yaklaşık 800 sayfalık ta uzak diyarlardan birinde geçen kalınca bir tarihi romana merak salmak, sonu çoğunlukla bıkkınlık veren anlaşılmazlıkla bitecek, zorlu bir yolculuk anlamına gelebilmektedir. Fakat Nişanlılar daha ilk sayfalardan beni kendisine bağlamayı başardı. Yoğun tempolu geçirdiğim bir dönemde elime almış olmama rağmen ve hatta birkaç hafta gibi uzunca bir süreye yaymış olmama karşın epeyce keyif aldığım bir roman oldu. Bir arkadaş şöyle demiş: "Özetle tarih içinde roman, roman içinde tarih işlenmiş" diye. Tabii söyleme biraz kendi yorumumu katmışsam da oldukça yerinde bir tespit bu. Sıkılmadan diyemeyeceğim, bazen sıkılmanın ötesinde bunalarak okuyacaksınız, fakat sizi fazlasıyla memnun edecek ve ağzınızı unutamayacağınız bir lezzetle tatlandıracak bir roman deneyimi sunacağından emin olabilirsiniz. Özellikle İletişim Yayınları'nın 2016'da yaptığı ilk ve tek basıma hayran kaldım. Okuduğum çeviri kitaplar arasında sanıyorum en iyi çeviri bu kitaba mahsus olsa gerek. Yanılmıyorsam Çevirmen Nejdet Adabağ isminde bir ağabeyimiz. Kısacası; ülkemizde ne yazık ki pek değer görmese de, doğduğu toprakların adeta mesnevisi sayılan bu "şaheser"i mutlaka okumalısınız. Ayrıca Ortaçağ karanlığı ve Büyük Veba Salgını dönemini adeta yazar gözler önünde canlandırmış romanda. Tarihe kurgulanmış bir yaşam öyküsü üzerinden şahitlik etmek elbette keyifli olacaktır. İyi okumalar! :))
208 syf.
·5 günde·9/10
" Dışarıdan bakınca hepimiz onurlu,saygın insanlarız, değil mi? Ama hangimizin iç dünyası utanç verici düşlerle dolu değil? Fırsat bulduğumuz zaman gerçekleştirmeye yelteneceğimiz sapık düşlerle? Sonra aynada yüzümüze bakar,kravatımızı düzeltir,bu utancın izlerini gizlemeye çalışırız.
Neden kabul etmeyelim bunu?"
Altı Kişi Yazarını Arıyor
*
Okumadan geçilmemesi gereken tiyatro metinlerinden oluşan bir eser. Liola hariç diğer eserleri epey beğendim.
Şimdiden okumanız keyifli ve verimli olsun.
528 syf.
·6 günde·8/10
Adından da anlaşılacağı gibi bu kitabın bir de 1'i var, sen okudun mu derseniz de hemen hayır derim, neden 2'den başladığıma gelecek olursak da Ankara Kitap Fuarı'nda imzalı alma fırsatım olmuştu.

İlk kitapla bağlantılı değil, Cumhuriyet gazetesinde yazdığı yazıları derlemiş, bundan sonra ilkini de alır okurum. Kitap 2 bölümden oluşuyor, ilk bölümde güncel yazılar var diğer bölümde ise kültür ve sanat yazıları var.

Yazıların tarihleri atılmamış, bunun açıklaması olarak da hala değişmeyen konuları ele aldığı ve güncelliğini koruması sebep gösterilmiş yazar tarafından önsözde. Gerçekten de öyle, güncellik denildiğinde de direkt akla siyasi durumlar gelir, evet buram buram politika kokuyor kitap, o yüzden herkese hitap etmeyebilir, düşünceler herkesin zihin süzgecinden farklı yorumlarla geçtiği için beğeniler de değişkenlik gösterecektir.

Ben okurken kulağımda sesi vardı, okuduğum kelimeleri dile getirişi, yüz ifadeleri vs hep gözümün önündeydi, benim için bir panelde yazarı dinlemek gibiydi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Necdet Adabağ
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Diyarbakır
Necdet Adabağ Diyarbakır’da doğdu. İlk,orta,lise öğrenimini orada tamamladı. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. M.E.B.’nın bursuyla İtalya’da İtalyan dili ve edebiyatı üstüne doktora yaptı.Ülkesine dönüşünde DTCF’de göreve başladı. 1980’de doçent oldu. 1986’da üniversiteden ayrılarak on yıl Ankara İtalyan Kültür Merkezi’nde çalıştı.1995’de DTCF’ye geri döndü.1996’da profesör oldu.Uzun süre anabilim dalı başkanlığı yaptı. 2001’de aynı fakültede dekan oldu.İki dönem (altı yıl) bu görevi yürüttükten sonra öğretim üyeliğini 2009’a kadar sürdürdü ve o tarihte emekli oldu. O günden bugüne sözleşmeli öğretim üyesi olarak kendi fakültesinde ders vermektedir.

Necdet Adabağ beş yıl Dil Derneği’nin ast başkanlığını yapmış ve Batı dilleri kaynaklı sözcüklere Türkçe karşılık bulma yarkurulunun başkanlığını yürütmüştür. Üç yıl kadar Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı’nın Kültür Kurulu Başkanlığını yapmıştır.

İtalyan dili ve edebiyatı üzerine inceleme ve araştırma niteliğinde makale ve kitapları bulunan Necdet Adabağ İtalyancadan Türkçeye çokca yazınsal ürün çevirmiş,ayrıca İtalya’da yayımlanan çağdaş Türk şiiri ve öyküsü seçkilerinde yer alan ürünlerin bir bölüğünü İtalyancaya çevirmiş ve seçkilerin editörlüğünü yaparak yayına hazırlamıştır.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinden derlediği çeviri kitabı İtalya’da “ Aynada Bir Adam” adı altında yayımlanmıştır.

Necdet Adabağ 2000 yılında İtalyan Kültür Bakanlığı’nın uluslararası çeviri birincilik ödülünü kazanmış, ayrıca İtalyan Cumhuriyeti’nin liyakat (cavaliere,ufficiale) madalyaları sahibidir.

Yazar istatistikleri

  • 67 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 120 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.