Recep Kayalı

Recep Kayalı

YazarEditör
9.0/10
50 Kişi
·
8
Okunma
·
2
Beğeni
·
93
Gösterim
Devlet koruma altına alıyor bizi. Ya da diğerlerini bizden koruyor tam bilmiyorum. Kurtlanmış bir meyvenin kurtlu tarafı gibi kesilip atılmışız.
Ancak insanın içine sirayet eden bir ruh yok. Bir yaşanmamışlık hali var tüm eserlerde. Ruhsuz bir beden havası veriyor her taşı.
Hayallerimizin bizim helvadan yaptığımız putlarımıza dönüşmesi sık görülür bir eylemdir. Tapınır dururuz onlara. Bir faydasını göremeyince de acıkır yeriz o helvadan putu. Sanki her şeyimiz yolunda gitmiş de bir tek o hayalimiz gerçekleşmemiş gibi suçlar dururuz kendimizi.
419 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Çok güzel bir kitap ve başından sonuna kadar hiç sıkılmadan büyük bir istekle ve sonuna yaklaşırken de yutkunarak okudum ve bu kitabı şimdiye kadar okumadığım için de pişmanlık yaşadım.Herkese okumasını tavsiye ettiğim bir kitap bu kitabı okumayan kalmamalı.
Kitap babasız büyüyen küçük bir kızın ne acılarla hayyatta kalabildiğini en güzel şekilde anlatmış ve tabi küçük kızın annesinin de kızının mutluluğu için ondan uzakta bile olsa herşeyini onun için feda ederek hayatta kalma mücadelesini yine çok güzel bir şekilde aktarmış bize. Küçük kızın hayatı boyunca sevdiği,baba dediği bir adama denk gelmiş olması belkide çektiği açılarının karşılığıydı.
Ve kitaptan şunu da öğrendim ki birbirini gerçekten seven iki insan hiçbir zaman ayrılmazlar hep birliktedirler.Bu kitap şunu gösterdi:Sevgi daima kazanır yeter ki sevgisiz kalmayalım, karşılık beklemeden sevmesini bilelim işte o zaman ruhlar aydınlanır.Sevgi emek vermektir.
Herkesin bu kitabı okuması dileğiyle...
391 syf.
·Beğendi
Bu kitap bir kadının aşkıyla kızı arasında kaldığını anlatan bir kitaptır.

Kitabı beğendim ama çok değil. Öyle aşırı güzeldi diyemem. Çünkü Emile Zola çevreyi ya da herhangi bir olayı anlatırken aşırı detaya inerek betimlemiş. Hani okurken o sayfaları atlamayı falan düşünmedim değil. Birincisi bundan dolayı idi.
İkincisi ise kitabın yayınıyla alâkalı bir sorundu. Çok ama çok fazla yazım yanlışı vardı. Bir kitapta yazım yanlışı olunca pek keyif almıyorum. Bir diğer sebepte buydu...
(Turna yayınları)


Héléne'nin doktorun karısı hakkında düşündükleri beni şaşırttı.
Sonuçta doktor da karısını,Héléne ile aldatıyordu ama bunu göz ardı edip doktorun karısına karşı suçlayıcı şeyler düşünmesi çok saçmaydı.

Kitapta beni en çok etkileyen kişilerden biri Héléne'di. Çünkü onu anlatırken yazar,öyle bir anlatmıştı ki güzelliğini hayal bile edemiyordum. Ve beni etkileyen bir diğer kişi ise ;
Héléne'nin kızı Jeane'di.
Bu kızın hastalık sürecinde yaşadıklarına ve ölümüne çok üzüldüm. O süreci çok güzel yansıtmış Emile Zola fakat Jeane öldükten sonra annesi Héléne'nin tavırları hiç de evladını kaybetmiş bir anne tavırları değildi. Yani ben olsam kıyameti koparırdım.


Keyifli okumalar dilerim
391 syf.
·12 günde
Emıle Zola'nın okuduğum ilk eseridir. Bir arkadaşımın bana hediyesiydi, değeri çok fazla benim için. Aşk kitaplarını pek sevmem aslında fakat okurken hiç sıkılmadım diyebilirim, akıcı ve sade bir kitaptı.
Evli bir doktorla kiracısı olan bir dul kadının yasak aşkını anlatır. Her şey dul kadının kızının rahatsızlığıyla başlar, gönül bağıyla işin rengi değişir. Başta tutkulu başlayan bu aşk zamanla yerini acı süprizlere bırakacaktır.
Bu kitap annelik ve kadınlık içgüdüsünün acımasız bir savaşı olarak zihinde yer edinecek.
406 syf.
·Beğendi·8/10
Dünya klasiklerini sevdiğim için aldığım bir kitaptı. Bu şekilde Emile Zola'yı tanıdım. Herşeyi detayına kadar anlatması aşkı hissetmenin ince detayından tutun sokağın lambasının en küçük ayrıntısına kadar detaycı biri karmaşık duygular olsada herkes sonuç olarak kendini buluyor. Diğer kitaplarınla da tanışmak istiyorum. Emile Zola
419 syf.
·10/10
Oysa Fantin mutluydu; şöyle düşünüyordu: "Artık kızım üşümüyor, onu saçlarımla giydirdim."

Akşamleyin bitkin bir hâlde eve döner, tek söz söylemeden çorbasını içerdi. Ablası "Jan Ana" kardeşinin tabagindaki bir et parçasını gizliden alır, kendi çocuklarından birinin ağzına tıkardı. Oysa Jan Valjan bunu görmezlikten gelir, saçları tabağa dökülerek hiç bir şeyin farkında değil gibi, yemesine devam ederdi.
419 syf.
·Beğendi·10/10
Hayat şartlarının insanları ne denli büyük bir etki ile etkilediğini,özgürlük,adalet,gurur ve okuduğunuz zaman anlayacagınız diğer konular, karakterler arası çok etkileyici ve ders verici nitelikte okurlara sunulmuş.
432 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Baş kahraman Jan Valjan, 19 yıldan sonra nihayet -görece- özgürlüğe kavuşmuş bir kürek mahkûmu. Jan Valjan hakkında öğrendiklerim ve onun başına gelenleri okumak her geçen sayfada içimi ısıttı. Bu insanlığın sefil bırakıp yine insanlığın cezalandırmak istediği iyi kalpli adamın, aslında her şeyin farkında olması bilgeliğini gün yüzüne çıkardığı "sefillik" hakkında attığı tirad sahnesinde, karakterin benim için ayakları yere basmış oldu. Hem sürükleyici hem de çok hisli bir hikayeydi.
419 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Gereksiz olan birçok şeyi ihtiyaç gibi hissettirirken aynı oranda tüketim çılgınlığı yarattırılan yaşantımızda
yoksulluk, fedakarlık, inanç, cesaret içeren bu kitap eğer sayfaları EMPATİ yapilarak okunursa asla yaşayamayacağımız hayatları hissettirmesi ile çetin ceviz yapı, sağlam irade, dürüstlüğün gücünü anlamamız için büyük bir adım attırıyor.
Özellikle günümüzdeki popüler kültür ile zehirlenen yeni nesillere bu kitabı hediye edelim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.