Tekin Öztürk

Tekin Öztürk

ÇevirmenTasarımcı
7.9/10
29 Kişi
·
97
Okunma
·
0
Beğeni
·
50
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
64 syf.
·Beğendi·8/10
En büyük sayı diye bir şey yoktur. Hangi sayıya bir eklersek, daha büyük bir sayı elde ederiz.

Her şeyin başlangıcının sıfır mı yoksa bir mi olduğuna dair oldukça ontoloji kokan, eh, hakkını vermek gerekir ki felsefeden de nasibini alan bir tartışmayı Osman Tarık Onaran ile yürütürken yukarıdaki sözü ısrarla, inatla söyleyip durmuştum. Esasen sözün arkasından "yahu bu devrin kodu hızdır, sürattır" demeyi eksik etmiştim. Halihazırda evvelce okuduğum şu iki kitabı almış, bir de işi artık ustalığa döküp arka planı da hatırısayılır hale sokmuşken söylemiş olayım. Normal şartlarda esas olan yolda olmaktır. Ne var ki çağımızın gürültüsü artık "sona varmayı" mühim görüyor. Nasıl yaptığın değil, yapıp yapmadığın önemli.

Kitapların derdi de bu düzlemde ilerliyor. "İnsanların vakit öldürmek için çırpındığı zamanlar bitti" diyor Byung-Chul Han, "artık vaktin ölü olarak doğduğu bir gelecek uykunun yerini hemen şimdinin aldığı çağda yaşıyoruz." Tamam, o daha fiyakalı söylemiş, ama ikimiz de sürüncemede kalmış insanı dert etmişiz. O daha fiyakalı bir ifadeyi tutmuş, ben de kendi çapımda kıyamet koparmaya yeltenmişim. Elbette onun artıları yüzlerce: mesela şeffaflık bizim nezdimizde olumlu anlamlar taşırken Yorgunluk Toplumu ve Şeffaflık Toplumu için alenen neoliberal bir aygıttır. Bu kuvvetli ve kudretli iddia, şeffaflığın şiddet olduğuna varan noktaya kadar ilerliyor. Haksız da sayılmaz, gizli olanla gizlenenin arasındaki ittifak, örtü kalktığında yerle bir olur.

İlahi olana olan meftun halimiz, İlâh'ın gizli olmasından değil midir? Mesele örtü değil, örtü altındaki nesne değildir. Mesele, örtülü olan nesnededir.

Kitaplar burada. Bu kez daha fiyakalı duruyor gibi. Okuyacaklara jest olsun. Üzerinde daha fazla laflamaya niyeti olan olursa, açığız.

https://i.hizliresim.com/7DvEN5.jpg
64 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır."
Bizim çağımızın hastağı ise depresyon ve tükenmişlik. İnsani ilişkilerimizi birer yarış ve kovalamacaya çeviren bir çağda yaşıyoruz çünkü...
.
"Şeffaflık Toplumu" ile tanıştım Byung-Chul Han'ın alanı biraz daha genişletti "Yorgunluk Toplumu" kitabı tespitleri ile gerçekten de hayranlık uyandırıcı ve aktüel psikolojik rahatsızlıkların sosyolojik nedenleri anlamak açısından oldukça başarılı bir kitap. Eskiden kölelik ve işçilik sebebiyle mecburiyet durumlarında yapılan işler neticesinde oluşan yorgunluk şimdi kişinin kendi özgür iradesi ile yaptığı seçimler neticesinde yapılan fiillerin sonucu ortaya çıkıyor. Yani insan özgür olduğunu sanarak kendi mecburiyetleri oluşturur. Bu hal "Hem Av Hem Avcı" olma halidir. Yani diyebiliriz ki günümüz topluma artık Foucault'un bahsettiği hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan insanların mecburen orada bulunduğu bir "disiplin toplumu" olmaktan çıktı. Bunların yerini fitness salonları, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri gibi insanın orada olmak için can attığı yerlerden oluşan "performans toplumuna" dönüştü. Sakinleri de emredilen şeylere itaatkar özneler değil, performans öznesi haline geldi. Yani yarış içinde hep önde olan performansı gerçekleştirme arzusu insanların benliğini sardı. Günümüz toplumu kendi oluşturdukları meşguliyetlerinden sıyrılamayan, devamlı hareket halinde ve devamlı yorgun insanlar meydana getirdi. Bu hal ise mutsuz olan ve devamlı mental rahatsızlıklar duyan insanları ortaya çıkardı..
.
Kendi kendine kuran, kendi seçimleri sebebiyle devamlı meşgul olan ve yorulan insanı anlatan bir kitap için daha güzel bir kapak seçim olamazdı..
.
Unutmadan hepimiz yorgunluk toplumunun yorgun bireyleriyiz....
64 syf.
yorgunluk toplumu üyelerine merhaba..

elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz fakat etkisinden bir miktar çıkamayacağınız koreli bir filozofun 67 sayfalık ilginç kelimeleri olan kitabı..

kitabın ilk yazısı olan sinirsel şiddet’in ilk cümlesi: "her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır.’’ şeklinde. bu yüzyılın hastalıklarının başında bildiğiniz üzere depresyon var. hayatında en az bir kere depresyona girmeyen kimse kalmadı sanırım. dikkat eksikliği, tükenmişlik sendromu gibi sair pek çok hastalığa yakalanabilir yorgun insan. yazar bu sendrom için: ‘‘ben’in fazla hararetten kor gibi yanmasıdır’’ diyor.

"sıfırı tükettik ve devam ediyoruz, her şey angarya geliyor, devam ediyoruz."

sürünen, depresyondan çıkamayan, bıkkın ve tükenmiş arkadaşların durumu için bir başyapıt..

keyifli okumalar
64 syf.
·5 günde·6/10
Kapak tasarımına bayıldığım kitaptır kendisi.
Kitabın adını ve kapağını çok çok beğendiğim için başlayıp kendimi okumaya zorlayarak bitirdiğim incecik bir kitap. Malesef hemen okuyup kaldırayım denecek bir kitap değil. Evet konusu itibariyle günümüz problemine değinmiş ve yine evet incecik fakat -bana göre- çevirilerde tam karşılığının bulunmak isterken dilin ağırlaşması veya terimlerin sıklığı/yoğunluğu nedeniyle kitabı sıkıcı buldum.
64 syf.
Bir çırpıda okunup bir çırpıda bitirilmemesi gereken kitap aynı zamanda Kore asıllı Alman felsefe profesörü Byung-Chul Han'ın yazdığı Almanya'da son on yılın en çok satılan kitabı. Toplumun artık bir "Performans Toplumu" olduğunu ifade eden Han, "her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır.’’ diyerek başlıyor kitaba. Salt bu cümlenin dahi üzerine uzunca düşünülmesi gerekiyor.
§edef
§edef Yorgunluk Toplumu'yu inceledi.
@sdfs·15 Eyl 2019·Kitabı okumadı
Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır diyor Byung-Chul Han.

Bizim çağımızın ki de depresyon, tükenmişlik.
Sürekli "yapabilirsin, yapmalısın, katılmalısın, başarmalısın"larla geçen, insan ilişkilerimizi birer yarış pistine çeviren bir çağ.

Modern dünya insanının artık geçmişteki gibi bir disiplin toplumunda değil “performans toplumu”nda var olduğunu da anlatıyor.

Hepimiz yorgunluk toplumunun yorgun bireyleriyiz.
64 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yorgunluk Toplumu.
Kitap incecik fakat bir çırpıda okunabilecek bir kitap değil. Heidegger, Hegel, Nietzche gibi isimlerden bolca alıntı mevcut. Bu sebeple kitap öncesinde ön okumalar gerekmekte. Örneğin Performans Toplumunu anlamadan önce Foucault’un Disiplin Toplumunu bilmek gerekir.
Terimlerin yoğunluğu sebebiyle dili oldukça ağır geldi.
Bir bölümde Herman Melville’nin Katip Bartleby kitabından bahsediliyor. Ben bu kitabı okumadığımdan ve daha öncesinde konusunu bilmediğimden biraz zorlandım. Ama bu kitabı da okunacaklar listeme ekledim.
315 syf.
·Puan vermedi
Mühürler Diyarı’nda herkes sol kolunda bir doğum lekesiyle dünyaya gelmektedir. Bu leke zamanla bir rakama ya da mühre dönüşerek sahiplerinin kaderini şekillendirmektedir. Peki ya böyle bir dünyaya lekesiz bir bebek gözlerini açarsa?

Naren isimli küçük bir sahil kasabasındaki yetimhanenin önüne “lekesiz” bir bebeğin bırakılmasıyla başlayan serinin ilk kitabında edebiyat dostlarına; Deha, Deniz, Dilara ve Sayel’in etrafında gelişen maceralarla bir yandan Mühürler Diyarı tanıtılırken, diğer yandan Ecem’in geleceğini şekillendirecek olayların nasıl geliştiği sürükleyici bir üslupla anlatılmaktadır.

Fantastik edebiyatın ilgi duyan tüm okurları Naren’de başlayıp Malna’ya kadar uzanan sımsıcak bir hikaye bekliyor…

Kitabın yazarı arkadaşımın eşi .Serinin 2.kitabını merakla beklıyorum..
64 syf.
·Beğendi·10/10
Değerlendirmelerim: 1

Demir leblebi gibi bir kitap. Hacmi küçük fakat her cümlesi özenle kurulduğu için bir çırpıda okunacak kitap değil. Bu kitabı sindire sindire okumak ve birkaç kez kez bitirmek gerekir. Yüzlerce kitaptan süzülmüş derin hakikatler; felsefi bir zeminde biyoloji, psikoloji ve sosyolojik bağlamlar kurularak sürekli düşünmeye yönlendirmektedir insanı.
Yorgunluk toplumunda yazar, modernizm ve postmodernizm eleştirisini kapsayan bir tutumla beraber, insan ve toplum değerlendirmeleri hem geçmiş hem de şimdiki zamanı aynı düzlemde ele alarak geleceğe farklı bir projektörle bakmaktadır. Günümüz toplum yapısının farklı yapıya evrildiğinden bahsederken, bu evrilmenin insanın biyolojik ve psikolojik yapısından bağımsız olmadığını vurgularken şunu hissediyorum: ilk insandan günümüze ve gelecekle beraber bir kader çizgisini takip ediyor insanlık. Biz ise sadece hayret ederek değiştirmek istediğimiz bu dünyadan çok şikayetçi olmamıza rağmen hepimiz kendi rüzgarımızı kuvvetlendirerek bir sona doğru yol alıyoruz... S.S.
64 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Okul ve iş arasında sürünerek tükettiğim zaman yüzünden uzun bir süredir kitap okuyamıyordum. Kapak resmini görüp bir özdeşleşme yaşadım ve ince olması da kolay okunabilir hissiyatı verdi.

Gelin görün ki durum öyle değilmiş. Kitap 7 kısa bölümden oluşan bir deneme ve yüklü bir felsefi birikim istiyor. Çoğunlukla Heidegger, Hegel, Nietzsche ve Hannah Arendt gibi isimlerden alıntılar yapılmış. Ana fikir çok güzel olsa da bu yoğun işleniş biçimi bana çok ağır geldi. Bazı bölümleri birkaç kere okuyarak ilerledim. Bir farkındalık kattığı aşikar ama belki bir felsefe ya da sosyoloji öğrencisinin çok daha hoşuna gidecektir. Zaten yazar da Almanya'da bir üniversitede felsefe profesörü olarak çalışmakta. (Kore'de metalurji çalışmış, meslektaşım sayılır.)

Ayrıca kitapta Herman Melville'in Katip Bartleby'ından bahseden bir bölüm var. Ben kitabı okumadığım için biraz yabancı kaldım ve okuma listeme bu kitabı da ekledim.

Yazar hakkında İngilizce altyazılı kısa bir video var. Merak edenler için:
https://www.youtube.com/watch?v=rmtfkgbzEYs

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 97 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 145 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.