Kitap, insanın neden umut, anlam ve kültür ürettiğini açıklamaya çalışır. Ligotti’ye göre bunların çoğu gerçekliği görmekten kaçınan psikolojik savunma mekanizmalarıdır. İnsan, ölümün ve anlamsızlığın farkında olan tek hayvan olduğu için zihni bu gerçekle başa çıkmak adına sürekli bir anlam üretme makinesi gibi çalışır.
Ligotti burada özellikle şu düşünürlerin karamsar geleneğini devam ettirir: Arthur Schopenhauer, Emil Cioran ve Philipp Mainländer. Ancak onları da aşan bir noktaya gider ve insan bilincini kozmik bir yanlışlık olarak yorumlar.
Karakâtip // Thomas Ligotti
On üç öyküyle buluşturuyor Ligotti #karakatip eserinde.
Her biri tüyler ürpertici olsa da, derinlikten yoksundu benim için.
Öykülerdeki “ses” değişmez unsurlardan. Kimileri fena değil, kimileri ise sığ.
Açıkçası çok sevdiğimi söyleyemem, bir eseri daha var elimde; bir de ona şans vereyim.
KarakâtipThomas Ligotti · Can Yayınları · 202414 okunma
Thomas Ligotti 1953 doğumlu, Sicilya ve Polonya kökenli Çağdaş Amerikan korku edebiyatı yazarıdır. Tarzı daha çok tekinsiz kurmacaya giriyor. 1986'da yayımlanan "Hayalperest Ölünün Şarkıları" ilk kitabıdır.
Hayalperest Ölünün Şarkıları üç bölümden oluşuyor. Bunlar: Uyurgezerlere Düşler, Uykusuzlara Düşler ve Ölülere Düşler. Kitapta kısa öykülerinin yanında yazarın korku edebiyatına dair iki yazısı da bulunuyor.
İlk öykülerin anlatımını sade buldum ancak bu onları daha az ürkütücü yapmıyor. Sondaki öykülerin anlatımı, biraz ağdalıydı. Kitapta tekinsiz, garip, insanı huzursuz eden, geren öyküler vardı. Bazı öyküler korkutmaktan çok fantastik hislerle doluydu. Öykülerin çoğunu beğendiğimi söyleyebilirim.
Yazarın üzerinde durduğu korku ise daha çok ontolojik korkuydu. Gerçekliğin, rüyaların, zihnin çatışması, bozulmasıydı. Varlığın tamamen şeklinin bozulması başka bir şekle bürünmesiydi. Bu dehşet türü epey rahatsız ediciydi benim için.
Yazarı epey karamsar buldum. Nihilist bir çizgide duruyordu. Lovecraft'tan ve Poe'dan epey etkilenmiş.
Hikayeleri zamana yayarak sindirerek okudum. Okurken notlar da aldım. Benim için iyi bir okuma deneyimiydi. Ancak kitabın herkese hitap edip etmeyeceğinden emin değilim. Fantastik edebiyat ve gotik edebiyat seviyorsanız bu kitaba da şans verin derim.
Weird fiction olarak sınıflandırıldığını görünce okumak istedim bu kitabı. Sınıflandırmanın hakkını veriyor doğrusu. Klasik korku ögelerinden ziyade tuhaflıklarla, duygularla, bilinçdışımızı uyararak korkutmaya çalışıyor öyküler. Bu tuhaflıkların gündelik detaylarla örülmesini sevdim. Birkaç öykü dışında hep sıradan hayatların garipliklerle çevrilmesini anlatıyor. Bunlardan farklı olarak bir Cthulhu öyküsü olan Budalanın Tarikatı en sevdiğim öykü oldu. Lovecraftian korku sevenlerin sadece o öykü için bile okumasını öneririm. Öyküler dışında Korku Yazını Üzerine Notlar adında harika bir denemesi var. Korku öyküsü nasıl yazılır dersi veriyor. Bir pantolon üzerinden farklı stillerde korku hikayeciliğini gösteriyor. Adım adım anlatması mizahi bir hava katmış olsa da yazarlık atölyelerinden çok daha faydalı bir deneme olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Kitap uyurgezerlere düşler, uykusuzlara düşler ve ölülere düşler olarak üç bölüme ayrılıyor ve benim en beğendiğim bölüm ölülere düşler kısmında yer alan öykülerdi. En beğendiğim öykü ise “Bir Mankenin Rüyası” oldu çünkü diğer öykülere nazaran hem anlaşılır bir dili vardı hem de gerçekten belirli bir korku seziliyordu ama bazı öykülere gelecek olursak onlar için bu geçerli değildi. Hatta bazı öykülerden ürpermeyi geçtim anlaşılır bir hava bile sezilmiyordu. Bu yüzden kitaba esas puanım 6.5 ama burada yarım puan olmadığı için genele bakarak 7 puan verdim. Farklı farklı bölümler ve öykülerden oluştuğu için okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum bu yüzden daha aşağı bir puanı haketmiyor ama kesinlikle bir Poe vs. kadar etkileyici olmadığını düşünüyorum.
Sadece ilk hikâyeyi beğendim. Palyaçolarla ilgili olması ve ürpertici olması hoşuma gitti. Geri kalanlar karmaşık ve anlamsız geldi. Ne anlattıklarını anlamadım. Çünkü kitabın dili bence ağırdı.
KarakâtipThomas Ligotti · Can Yayınları · 202414 okunma