Tuğçe Koças

Tuğçe Koças

Çevirmen
7.9/10
13 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
312 syf.
·Puan vermedi
Kitapta en çok İstanbul'un Fethi bölümü ilgimi çekti...
Kendi tarihimiz olduğu için herhalde diyeceğim...
Bizans, İstanbul, Fatih Sultan Mehmet... Savaş Stratejileri, Meşhur hadise karadan gemilerin yürütülmesi... ve nice hadiseler...
Daha önce istanbul'un fethi ile ilgili bir çok yazı okumuştum,ders kitapları vb bu kitapla birlikte ilk defa Avrupali gözünden Fethi okudum Fatih Sultan Mehmedi okudum...
Türkler kimdi? Fatih Sultan Mehmet?
Bizim tanıdığımız Sultan Fatih'i biraz gaddar kaba vb resmetselerde başarısı tarafsiz bir şekilde resmedilmiş.
İcten yazilmiş bir kitap daha...
312 syf.
·8 günde·7/10
Kitap ; insanların yıldızlaştığı 12 öyküden oluşuyor. Ben bazılarını çok sevdim. Genel kültürümün geliştiğini söyleyebilirim. Öykülerdeki konuların bazılarını internette araştırıp , kişiler hakkında daha çok şey öğrendim. Kimi öyküleri ise sıkıcı buldum. En çok Handel Yeniden Hayata Geliş , Sutter Kaliforniya Eldorado’ nun Keşfi , Field Okyanusu Aşan İlk Söz , Kaptan Scott Güney Kutbu İçin Mücadele ve Lenin Mühürlü Tren öykülerini sevdim. Ancak yayın evinin çevirisini beğenmedim. Öyle yerler vardı ki “ Google translate” galiba dedim. :) Okuyacaklara başka bir çevirmenden okumalarını tavsiye ederim.
312 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle bu benim buradaki ilk incelemem. Keyifli okumalar.

Kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey Stefan Zweig'in bir tarihçi değil edebiyatçı olduğudur. Zira yazarın karakterinin, dini görüşünün, ırkının, düşünce yapısının, kişisel görüşlerinin vs. kitaba fazlasıyla hakim olmasından bunu anlıyoruz.

12 gerçeklerden esinlenmiş hikayeden oluşan tarihi olaylarda, belgeli bulgulu olmayıp anlatıla gelenler de çok miktarda vardı maalesef.

Bu hikayelerin içinde Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethedişi işgal ve zorbalık olarak anlatılırken diğer hikayelerde anlatılan savaşlar gayet tarihin olağan olayları gibi anlatılmıştı. Fatih'e son derece kinli olan, onu yağmacı olarak tanıtan yazarımız; ülkesinde birçok kişiyi dolandıran, ailesini terk edip California'yı keşfeden ve burayı Kızılderililerden sömürüp özel mülk yapan Sutter'ı mağdur konumunda göstermeyi başarıyor.

Ya da bizde görse şiddetle eleştireceği ahlaksızlıklardan hoşlukla bahsediyor. Örneğin 74 yaşındaki Goethe'nin - yıllar önce annesini sevip ona tapmasına rağmen - 19 yaşındaki Ulrike'ye olan aşkı, şehvi arzuları ve evlilik hayalleri de Zweig için bir büyük düşünürün saygı duyulası olağüstü hisleri.

Ama yine de tavsiye ederim çünkü bilmediğim çok şey öğrendim kitapta. Mesela G. F. Handel'in İsrael in Egypt ve İsrael in Babylon gibi oratorio'larını yaklaşık 280 yıl önce yazdığını öğrendim. (Babil ve Mısır'ın sınırları Ortadoğu'ya denk geliyor https://goo.gl/images/uvZgzw ) Ne dersiniz belki günümüzde İsrail'in Ortadoğu'daki (kanlı)ellerinin varlığı Handel'in içine doğmuştur ;) Tabiki Stefan Zweig bunu belirtmemişti kitapta. Handel'in olağanüstü sanatından bahsederken eserlerinin arasında İsrail Mısırda'yı görünce ben araştırıp buldum.

Nopolyon 'un son savaşını bilmiyordum, Fransa ulusal marşının yazılışından sonraki dramatik hikayeyi bilmiyordum vs. Daha birçok şey öğrendim kitapta. Ama belirtmeliyim ki en saygı duyduğum hikaye Kaptan Scott' ın hikayesi idi.

Özetle açık gözlü ve ayrıntıları yakalayan insanlara tavsiye ederim, okusunlar. Önemli bir yazarın gözünden tarihe bakmak için okuyacakların ise Zweig'in romanlarına devam etmeleri kanaatimce daha isabetli olur.