Tuncay Türk

Tuncay Türk

Çevirmen
7.7/10
103 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
59
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Öncelikle şunu anladım ki ... bir kitabı okurken kaliteli yayın ve çevirmenden okunması gerektiğini sonuna kadar kanıtlayan bir kitaptı. Kitap sürükleyici insanı sıkmıyor fakat beni dört dörtlük etkilemedi. Bunun nedeni ise yayınla alakalı diye düşünüyorum. Buna rağmen okunmayı hak eden bir kitap.
120 syf.
·1 günde·5/10
Kitap iki hikayeden oluşuyor. ilk hikayenin özellikle ilk 30-40 sayfası konsantrasyon ve sabır gerektiriyor, diyaloglar çok anlamsız ve karışık geliyor. bunda belki çevirinin de etkisi olabilir, bilemiyorum, ama okurken çok sıkıldığımı ve İvan andreyeviç denen adama uyuz olduğumu itiraf etmeliyim.

ikinci öykü, çok daha akıcı, ama çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. sıradan bir öyküydü. Yine de Dostoyevskinin hatırına okunabilecek bir kitap. Iyi okumalar.
112 syf.
·7/10
İyimser felsefeyi eleştirdiğini bu kadar gözüme sokmuş olsa da bence akıcı ve düşündürücü bir felsefe kitabı. Olayların çok hızlı gerçekleşmesi ve sürekli oradan oraya atlaması sıkılmayı önleyici bir etken. Bu kadar kısa bir kitap olup bu kadar çok şey yaşatması, anlatması, düşündürtmesi etkileyici.
112 syf.
Ahmet Ümit'in tavsiyesi kitabı beğenerek okudum. 17. Yüzyılda geçen hikayede candide karakterimiz yaşadığı şatodan kovulur ve olaylar başlar. Dünyanın dört yanını dolaşan karakter üzerinden aslında o dönemin iyimserlik felsefesi eleştirilmektedir. Final ise Anadolu ile yapılır.
Bol ironili, güldürü unsurunun fazlaca olduğu keyifli bir kitap. Akıcılığı ise mükemmel. Herkese tavsiye edilir.
62 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
M.Ö 399'da yunanlı filozof Sokrates 70 yaşındayken, Atinalılardan biri olan Meletos onu mahkemeye verdi. Sokrates'in Atina tanrılarını ihmal ettiğini, onların yerine yeni tanrılar koyduğunu iddia ediyordu. Atina'nın gençlerini yoldan çıkardığı, onları otoriteye karşı gelmeleri için teşvik ettiğini de söylüyordu. Bu suçlamalarla ölüm cezasına çarptırılan ve vücudu yavaş yavaş felç eden baldıran bitkisinden yapılan zehiri içmeye zorlanarak idam edildi. Sokrates karısı ve üç oğluyla vedalaştı, sonra öğrencilerini etrafına topladı. Cevaplaması zor sorular sormadan, sessiz sedasız yaşamaya devam etmek gibi bir seçeneği olsa bile bunu kabul etmek yerine ölmeyi yeğlerdi. Her şeyi sorgulamayı sürdürmesini söyleyen bir iç sese sahipti ve ona ihanet edemezdi. Sonra bardaktaki zehri içti. Kısa bir süre sonra öldü. Sokrates'i yargılayanları hiç kimse anmazken, düşünceleri olduğu gibi kabul etme yerine sorgulamak gerektiğini söyleyerek yaşamını yok sayan Sokrates'in onurlu duruşu dünyanın geleceği için hala umut olmaya ve yaşamı değerli kılmaya devam etmektedir. Yunan Tanrıları ise don gömlek markası olmaktan kurtulamamışlardır.
79 syf.
·Beğendi·10/10
okunması gereken bir kafka baş yapıtı.aslında hepimiz bir gregor samsa'mıyız kafka hepimizi monotonlaşan ve değersizleşen yaşamlarımızla mı yüzleştirmiş belki de anlatmak istediği sadece kendi hayatıydı kim bilir?
126 syf.
·2 günde
Holstomer’de dünyaya artık yaşlanmış alaca bir atın gözünden bakıyor. Alaca iğdiş at Holstomer, yaşlılığından dolayı genç atlar tarafından küçümsenir. İtilip kakılır. O da bir gün onlara hayat hikâyesini anlatır. Biz insan olarak kendi kurduğumuz dünyayı anlayamazken onun bir at olarak kafasının hayli karışık olması doğaldır. Bir canlı diğer bir canlı üzerindeki mülkiyet hakkını nereden alır? Onun için benim atım denmesine isyan eder. O sadece Tanrı’ya ve kendisine aittir. Oysa insan her şey üzerinde mülkiyet iddiasındadır. Holtstomer’in acılarla dolu yaşamı hüzünlüdür ve ona bakışı bize de hayatı ve dünyayı algılayışımızı sorgulatır.
Üç Ölümde de sıradan insan hikayelerini trajik bir şekilde anlatır. İnsanlığın değerleri, ön yargıları üstü kapalı şekilde eleştirilir bu hikayede.
208 syf.
·6/10
Kocasini sevmeyen bir #kadın -in, kocasinin savasa gitmesiyle baslayan #yaşakaşk denklemi.. kitabi okudugumda #30yaşsendromu bu olsa gerek dedim. #honoredebalzac , #otuzundakadın romaninda, dönemin fransasi’nin toplumsal yapisini, hayat tarzini ve #kadınerkekilişkikeri -ni; Julie’nin hayatindan hareketle ilk aşk, mutsuz bir evlilik, annelik, yasak asklar, sevgisiz büyüyen cocuklar, ask, nefret ve intikam ile örülü bir kadinin hikayesi isiginda anlatmistir. #balzac bu #kitap ile; bir kadin ve onun etrafindaki erkeklerin davranislari, olaylara karsi verdikleri tepkileri irdelemek acisindan bu romaninda hayattan kesitler paylasmis. Bu romanda #birkadınınduyguları ve istekleri konusundaki aciklamalar ile sasirtiyor. 30 yasindaki kadinlarla ilgili tespitlerine sasiracaksiniz. Sasiracaginiz bir diger konu ise; beklentilerinizin bosa cikmasi olacak. Karakterler sizi beklentiye sokacak sekilde anlatilirken, tam karakterle ilgili bir gelisme beklerken; karakter cikip (ölüp) gidiyor. Bir erkek olarak kadinlara karsi olan korkum artti. Kadinlar gerekten cok tehlikeli olabiliyorlar.
79 syf.
·Puan vermedi
Birbirinden güzel bir çok inceleme okudum bu kitap hakkında, ve bir çoğunu da beğendim. Bu sebepten tekrara düşmek istemiyorum.

Kısacası yazar yaşadığı toplumdaki yaşantısını kendi iç dünyasını ve psikolojik durumunu değişik bir üslup ve metafor ile gözler önüne seriyor ve insana kendisinin de acaba bir böcek olup olmadığını sorgulatıyor. Bir çoğumuz kendimizi bir böcek olarak görmesek de bir çok insana böcek muamelesi yaptığımız ortada bence.

Acaba siz bu kitabı okuyunca kendi böcekliğinizi mi sorgulayacaksınız yoksa bazı insanlara böcek gibi muamele edip etmediğinizi mi? Sanırım ikisinden de biraz gerekiyor...