Tuncay Türk

Tuncay Türk

Çevirmen
7.8/10
215 Kişi
·
317
Okunma
·
0
Beğeni
·
133
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
112 syf.
Tembelliğin rahatlık gibi görünse de aslında insanoğlunun hayatına uygun olmayan bir mefhum olduğunu, farklı anlamlardan anlatan bir eser.
İyi okumalar.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eseri,Tuncay Türk tarafından çevirisi yapılan Oda Yayınlarının 6.baskısından okumaya başladım ancak hoşuma gitmediği için Server Tanilli'nin çevirisini yaptığı "Candide ya da İyimserlik" kitabını epub olarak okudum.
Voltaire bu romanında mizahın ötesinde alaycı bir anlatım ile Alman filozof ve bilim adamı olan Leibniz'in kısaca iyimserlik olarak tanımlanan "her şey olacağına varır; dünya, mümkün dünyaların en iyisidir" felsefesini eleştirmektedir.
Candide, romanın baş kahramanının adıdır ve sözcük olarak ise saf, temiz anlamına gelmektedir.
Bir serüven formatında anlatıma sahip eser 30 bölümden oluşmakta farklı ülke ve kentlerde geçen, neredeyse gerçeküstü maceralarla doludur. Her macerada ise Voltaire kendi felsefesini anlatmak yerine Leibniz Felsefesini, Candide'nin hocası Pangloss üzerinden hicveder.
Bir Yeşilçam filminde bulabileceğiniz aşk, dram, doğal afetler, cinayet, işkence, soygun, sahtekarlık, ihanet ve elbette mucizeler bu maceraların tuzu biberidir ama Voltaire, tüm bunlarla harmanlayıp sosladığı eserde insanı, hayatı ve hayatın amacını sorgulayan bir başyapıt ortaya çıkarır.
Kahramanlarımızın olağanüstü maceralarının son durağı İstanbul olur. Ve romanın son sözünü, dünya ve hayata dair felsefenin özünü Candide İstanbul'da bir Türk köylüsünden öğrenir. Bunu kitabı okuyacaklara bırakıyorum.
Akıcı bir dile sahip bu serüveni, düşünmeyi ve gülmeyi seven okurlara tavsiye ediyorum. Susuzluğunuzu dindirmeyecek ama bir yudum su içer gibi okuyacaksınız.
176 syf.
·2 günde·6/10 puan
Öncelikle şunu anladım ki ... bir kitabı okurken kaliteli yayın ve çevirmenden okunması gerektiğini sonuna kadar kanıtlayan bir kitaptı. Kitap sürükleyici insanı sıkmıyor fakat beni dört dörtlük etkilemedi. Bunun nedeni ise yayınla alakalı diye düşünüyorum. Buna rağmen okunmayı hak eden bir kitap.
160 syf.
·Puan vermedi
kitabın temel savı; insan özgürlüğünün sac ayaklarının belirlenmesinden sonraki özgürlüğün sınırlarının neler olduğu ve bu sınırları koyan gücün ne anlama geldiği noktasında açıklamalar sunmaktadır. bu bağlamda özgürlük sorunun temel algoritması ve bu algoritmaya neden olan etmenler açısından insanın özgürlük inşasının neliği hakkında bilgi vermektedir. bu açıdan özgürlüğün anlaşılabilirliğinin ana dayanak noktası, birey ve bireyin çeperinden olaşan insanlık denilen eylem ve düşünce siferinin rengin zaviyesinden örüntüsünün çözümü anlatılmıştır.
64 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu kitabın az sayfalı olan baskısını yanlışlıkla almıştım internetten. Kesinlikle uzun baskılı olanını okumak gerekli. Platon'un ağzından sokrates'in son sözlerini okuyoruz. İdamı öncesi, kendi savunmasını, kendini açıklamasını ve cesaretini görüyoruz. Kısacası "Kendini bil" diyor bize Sokrates. Kesinlikle okunması gerekiyor ve içinde güzel dersler barındırıyor.
Kitabın bu baskısındaki çevirisini pek beğenmedim.
Son olarak "sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez"
120 syf.
·1 günde·5/10 puan
Kitap iki hikayeden oluşuyor. ilk hikayenin özellikle ilk 30-40 sayfası konsantrasyon ve sabır gerektiriyor, diyaloglar çok anlamsız ve karışık geliyor. bunda belki çevirinin de etkisi olabilir, bilemiyorum, ama okurken çok sıkıldığımı ve İvan andreyeviç denen adama uyuz olduğumu itiraf etmeliyim.

ikinci öykü, çok daha akıcı, ama çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. sıradan bir öyküydü. Yine de Dostoyevskinin hatırına okunabilecek bir kitap. Iyi okumalar.
80 syf.
·7/10 puan
Başladım ve bitti. Neredeyse elimden bırakmadan. Beğendim mi? Tuhaf bir çekicilikti. Oysa gayet sığ bir konu ve örgüydü ve bence yazarın tarzı da oldukça sıradan. Sanırım gözlerim boşuna yoruldu.
120 syf.
·6/10 puan
Ortada; anlık kaybolmuş bir kadın, onun kocası ve aşığı var. Bunlara bir de meraklı bir adamın eklenmesiyle karmakarışık bir hâle geliyor. Yazar, insanların tedirgin hâllerini çok iyi yansıtmış ama bunları okumak biraz sıkıyor. Bu, kitaba adını veren ilk hikâyenin konusuydu. Sonrasında Namuslu Hırsız hikâyesiyle devam ediyor.
Genel olarak çok kötü değildi ama iyiydi de diyemem.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mill daha da ileri gitti ve memnun bir aptal olmaktansa, memnuniyetsiz bir Sokrates olmanın daha iyi olduğunu söyledi. Bunun nedeni filozof Sokrates'in düşünmekle, bir aptalın elde edebileceğinden çok daha incelikli hazlara ulaşabilmesiydi.
Mill' e neden inanalım? Buna cevabı, hem aşağı hem de yüksek hazları deneyimlemiş birinin, daha yüksek olanları tercih edeceği olmuştu. Domuz, okuyamaz ya da klasik müzik dinleyemez; dolayısıyla onun bu konu hakkındaki fikri hesaba katılmaz. Eğer minik domuz okuyabilseydi, çamurda yuvarlanmak yerine okumayı tercih ederdi. John Stuart Mill

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 317 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 474 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.