Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi

Dergi
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
1
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi
Unvan:
TALİD
Doğum:
2003
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi (TALİD) 2003 yılında yayınlanmaya başlayan uluslararası hakemli bir dergidir. Yılda iki defa Haziran ve Aralık aylarında yayınlanır. Özellikle derleme ve tanıtım makaleleri yayınlar. Gelen yazılar İntihal programlarından geçirilir. Dergi, MLA International Bibliography, Index Islamicus, EBSCO Publishing, Turkologischer Anzeiger ve ASOS Index gibi indekslerce taranmaktadır.
Literatür çalışmaları, üzerine inşa edildiği birikime ayna tutmakla kalmaz, birikim bilincimizi yeniler. Bu tür çalışmalar, mevcut birikimi birçok açıdan değerlendirerek literatür hakkında çeşitli tasnifler yapmayı, varsa eksiklikleri ve hataları tespit etmeyi, takip edilen yaklaşımları ve kullanılan kaynakları gözden geçirmeyi amaçlar. Bu tespitler, literatürle ilgili herhangi bir alanda yapılacak çalışmalara matuf uyarı ve önerilerle daha da önem kazanır. Esas hedef, bir alanda değişik kişi ve ekoller tarafından yapılmış çalışmaların hasılasını çıkartarak, sonraki çalışmalara ciddi bir zemin hazırlamaktır. Bu süreç hiç şüphesiz anlama, yorumlama ve eleştiri kabiliyeti yanında geleceğe dönük önerilerle ilgili iddialı bir ilmî duruşu gerektirir.
TALİD, her sayısında ele aldığı konu ile ilgili kapsamlı birkaç giriş yazısından sonra konunun alt alanları ile ilgili literatür değerlendirme yazılarını ve yine konuyla ilgili bir söyleşiyi, klasik veya güncel bazı kaynakların, kitap ve tezlerin, kurum, dergi, ve kongrelerin tanıtımlarını içerecektir.
Giriş yazıları, özel sayı konusunun genel bir haritasını çizer ve tüm dergi yazılarını bir kurguya oturtur. Yön-gidişat tayini yapar. Kısacası TALİD'in o sayısını bir bağlama oturtmayı ve değerlendirmeyi amaçlar.
Literatür değerlendirme makaleleri haritanın ölçeğini biraz küçültüp konunun detaylarına girmemizi sağlar. Alt konular ile ilgili mevcut literatürün değerlendirmeleri yapılır. Örneğin Osmanlılarda Tefsir eğitimi ile ilgili günümüz çalışmalarından oluşan literatür tavsif edilir, tasnif edilir, ekolleri, kişileri, yaklaşımları, kaynakları, sorunları ortaya konulur.
Tanıtım makaleleri birkaç türlüdür. Birincisi, ilk el kaynaklardan üzerinde durulması gerekli bazı kaynakların ya da kişilerin detaylı tanıtıldığı yazılardır. Örneğin Buharinin Osmanlılar dönemi şerhleri gibi biraz daha genel ya da doğrudan bir şerhi üzerine olabilecek bir tanıtım yazısı. Ya da Elmalılı Hamdi üzerine detaylı bir tanıtım yazısı. İkinci tür tanıtım yazıları ise günümüz literatürünü etkileyen şahıs, eser, kurum, faaliyet ve yayınlara dair yazılardır. Konuyla ilgili sempozyumların tanıtılması, çığır açmış bir kitap ya da güncel bir yazarın tanıtılması, literatürü şekillendiren kurumların tanıtılması gibi.
Giriş ve Literatür değerlendirme yazılarının 20 sayfadan az olmayıp 50 sayfayı (15 bin kelime) aşmaması gerekmektedir. Tanıtım yazılarının da 5 sayfadan (1500 kelime) az 15 sayfadan (5 bin kelime) fazla olmaması beklenmektedir.
Capra, Fritjof, Fiziğin Tao’su, trc. Kaan H. Ökten, İstanbul, 1991.
Christianson, Gale E., Newton ve Bilimsel Devrim, trc. Celal Kapkın, İstanbul, 2000.
Coleman, James A., Herkes İçin Görelilik, trc. Osman Gürel, Ankara, 1987.
Coles, Peter, Einstein ve Tam Güneş Tutulması, trc. Kaan H. Ökten, İstanbul, 2000.
Cushing, James T., Fizikte Felsefi Kavramlar 1, trc. B. Özgür Sarıoğlu, İstanbul, 2003.
Dobbs, Betty J. T. ve Margaret C. Jacob, Newton ve Newtonculuk Kültürü, trc. Gökçen Ezber, İstanbul, 2000.
Einstein, Albert ve Leopold Infeld, Fiziğin Evrimi, Ankara, 1994.
Einstein, Albert, İzafiyet Teorisi, trc. Gülen Aktaş, İstanbul, 1991.
Einstein, Albert, Özel ve Genel Görelilik Kuramı, trc. Aziz Yardımlı, İstanbul, 1997
Feynman, Richard, Fizik Yasaları Üzerine, trc. Nermin Arık, Ankara, 1995.
Feynman, Richard, Kuantum Elektro-Dinamiği, trc. Ömür R. Akyüz, İstanbul, 1995.
Goldsmith, Donald, Einstein’ın Büyük Yanılgısı, trc. Fatma Esin, İstanbul, 1997.
Gottfried, Ted, Enrico Fermi: Atom Çağının Öncüsü, trc. Celal Kapkın, İstanbul, 1999.
Heisenberg, Werner, Einstein’la Yüzleşmek, trc. Kemal Budak, İstanbul 2003.
Heisenberg, Werner, Einstein’la Yüzleşmek, trc. Kemal Budak, İstanbul 2003.
Fuad Köprülü’nün tarihçi olarak başarısı tarih felsefesini yakından tanımış olmasıyla da ilişkilidir. 23 yaşında (1913) yayınladığı “Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl” adlı uzun makalesinde, tarih felsefesinin neredeyse bütün sorunlarına değinmiş ve tarihin, tarih felsefesi açısından nasıl ele alındığını tartışmıştır. Kullandığı kaynaklar ve ele aldığı sorunlar, Köprülü’nün genç yaşında bilimler ile felsefe arasındaki bağa ilişkin çalışmaları yakından takip ettiğini göstermektedir.
Baha Tevfik, “Felsefe Kâmûsu”nu hazırlama gerekçesini şöyle açıklar:

Kimya ıstılahâtı bilmeyen bir kimse kimyager değilse mâzûr addedilebilir. Hendese ıstılahâtı bilmeyen de mühendis değilse kezâlik mazurdur. Çünkü ne kimya ne hendese umûma mahsus ilimlerden değildir. Onların mütehas- sısları olur ve mütehassısları tarafından mevzû’-i bahs edilirler. Hâlbuki fel- sefe böyle değildir. O bütün tabakât-ı beşeriyyeye, hatta en basit ve adilerine bile şamildir. Herkesin kendine mahsus yanlış yahut doğru, âmiyâne yahut âlimâne bir felsefesi vardır, binaenaleyh herkes -doğru bir surette idâre-i kelâm edebilmek için- ıstılahât-ı felsefiyyeyi bilmek mecburiyetindedir.
Ülken, felsefenin yanı sıra mantık ile de yakından ilgilenmiştir. Türkçe ilk mantık tarihi kitabını o kaleme almıştır. O, bu eserinde Hint ve Çin mantığından, Batı’da ortaya çıkan çeşitli mantık anlayışlarına kadar hepsini tanıtmakta, özellikle metafizik mantıklar olarak işlediği Leibniz, Kant ve Hegel’in mantık anlayışlarını derinlemesine incelemektedir. İslam mantık anlayışını incelediği bölümde ise, 9-11. yüzyıllarda en yüksek devrini yaşayan İslam mantığının Yunan mantığına büyük bir şey ilave etmediğini, bin senelik düşünce tarihimizde önemli bir yer işgal etmediğini iddia etmektedir.* Yine mantık alanında Arnold Raymond’un Lojik Prensipler ve Muasır Tenkit (1942) adlı eserini, bu alanda özellikle ders kitabı şeklinde bir çalışma olmaması nedeniyle tercüme ettiğini belirtmektedir.**


* Hilmi Ziya Ülken, Mantık Tarihi, İstanbul: İÜEF Yayınları, 1942, s. 116.
**Hilmi Ziya Ülken, “Birkaç Söz”, Lojik Prensipler ve Muasır Tenkit, Ankara: Maarif Matbaası, 1942, s. 1.
Türkiye’de bilim tarihi araştırmalarına Salih Zeki tarafından kazandırılan tarih perspektifi ile metin incelemesi, Aydın Sayılı (1913-1993) tarafından zenginleştirmiştir. Ancak kanaatimizce Sayılı’nın, Salih Zeki’nin çizgisini zenginleştirme yanında, Türkiye’deki bilim tarihi çalışmalarına getirdiği en önemli iki yenilik medeniyet perspektifi ile tenkitli metin neşridir. Sayılı’nın, bilim tarihini akademik bir disiplin olarak kuran Sarton’ın yanında yetişmesi, tek başına, bu zenginleştirme ve katkıyı izah etmek için yeterli değildir.
Kanımızca bu sorunun izahı, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarih teziyle yakından alakalıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün de yönlendirmesiyle Mehmed Fuat Köprülü’nün teorik zeminini kurduğu, kendisinden sonra da pek çok ismin takip ettiği bu tarih tezi; Sayılı’yı, Türk bilim tarihini medeniyet perspektifinden incelemeye yöneltmiştir.
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi
İki Ucu Müphem Bir Köprü: ‘Bilim’ ile ‘Tarih’ ya da ‘Bilim Tarihi’
Nermi Uygur ise felsefi antropoloji çalışmalarını ve insanla ilgili sorularını Başkasının Ben’i adlı eserinde fenomenoloji ve Husserl kesişiminde özel bir bağlama taşımıştır. Uygur, insanın kendi elleriyle kurduğu ‘düzen içre düzeni’ ve bu içre düzendeki farklı ‘ben’leri çok yönlü ilişkiler bağlamında ele alarak felsefi antropoloji alanına refleksiyonla yönelmiştir.
Felsefi antropoloji 80’lerden sonra haklar ve özelde siyasal haklar, etik ve estetik değerler bağlamında ele alınarak ‘insan’ın yerel-bireysel başarıları ve eylemleri üzerinde değil, evrensel-türsel yönü üzerinde durulmuştur.
... Atatürk, Ülken’i Ankara’ya çağırarak bu konuda daha detaylı çalışmalar yapması için Berlin’e gönderilmesini ve yeni kurulan İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Medeniyet Tarihi Kürsüsü’ne atanmasını sağlar. O, Türk Tefekkür Tarihi adlı eserinin yazılış gerekçelerinden bahsederken şöyle demektedir:
" Mekteplerimizde bir edebiyat tarihi okutulmaktadır. Fakat onunla muvazi olarak giden fikir hayatı bu dersin içinde yer almamıştır. Talebe efendiler, Baki’yi okurken İbn-i Kemal’i veya Namık Kemal’i okurken İshak Hoca veya Salih Zeki’yi bilmiyorlar. Halbuki bugünkü Türk dilini ve Türk hassasiyetini tanımak için onun tarihini, tekâmülünü bilmek ne kadar zaruri ise; bugünkü Türk düşünüşünü anlamak için de onun geçirdiği istihaleleri bilmek o kadar zaruridir. "
Türkiye’de felsefe tarihini bir felsefe problemi olarak ele alan felsefeciler arasında görüşlerine yer verilmesi gereken son isim Arda Denkel’dir. 1994’te kaleme aldığı “Felsefe Tarihi” başlıklı yazısında felsefe tarihinin ne olduğu kadar ne olmadığı üzerinde de duran Denkel, felsefe tarihinin özellikle ilkçağ felsefesi bağlamında filoloji ve düşünce/ideler tarihi ile sık sık karıştırıldığını belirtmektedir. Filozofların kullandığı kavramların doğru anlamlarını tespit etmek için filolojik çalışmalar bir ön koşul olarak değerlendirilebilirse de Denkel’e göre felsefe metinleri üzerine yapılacak filolojik çalışmaları felsefe ile özdeşleştirmek hatalıdır, çünkü filoloji bu bağlamda bir araçtan ibarettir.
Hüseyin Nasr, Harvard Üniversitesi Bilim Tarihi bölümünün ilk mezunlarından olup, Sayılı ile benzer bir bilim tarihi eğitimi almıştır. Onun geliştirdiği İslâm bilim anlayışı, hem Sayılı’nın yaklaşımından ve hem de Türkiye’deki yaygın Müslüman modernist fikirlerden önemli ölçüde farklıdır. Nasr, Batı’daki bilim devrimini, evrensel bilim içerisinde bir dönüm noktası olarak değil, kadîm bilim geleneğinden aslî bir sapma şeklinde yorumladığı için, İslâm biliminde Avrupa’daki gibi bir bilim devrimi olmayışını bir kayıp olarak değil, bilakis tarihî bir kazanç olarak görmektedir. Adıvar [her ne kadar temel eserlerini daha önce yazmışsa da] ve Sayılı eserlerinde Hiroşima ve Nagazaki’de kullanılan atom bombası ve küresel bir tehdit oluşturabilecek çevre kirliliği krizi ile modern bilim ve teknoloji arasındaki ilişki hakkında herhangi bir tartışmaya girmezken, Nasr’a göre bunlar modern bilimin metafizik ve epistemolojik hatalarının birer göstergesidir. İslâm bilim geleneğini, modern bilim geleneğinin ahlâk krizine karşı bir alternatif olarak kabul eden Nasr, İslâm’ın ilk dönemlerindeki bilimsel faaliyet canlılığını, İslâm inançlarının pozitif bir tesiri olarak görmüştür.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi
Unvan:
TALİD
Doğum:
2003
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi (TALİD) 2003 yılında yayınlanmaya başlayan uluslararası hakemli bir dergidir. Yılda iki defa Haziran ve Aralık aylarında yayınlanır. Özellikle derleme ve tanıtım makaleleri yayınlar. Gelen yazılar İntihal programlarından geçirilir. Dergi, MLA International Bibliography, Index Islamicus, EBSCO Publishing, Turkologischer Anzeiger ve ASOS Index gibi indekslerce taranmaktadır.
Literatür çalışmaları, üzerine inşa edildiği birikime ayna tutmakla kalmaz, birikim bilincimizi yeniler. Bu tür çalışmalar, mevcut birikimi birçok açıdan değerlendirerek literatür hakkında çeşitli tasnifler yapmayı, varsa eksiklikleri ve hataları tespit etmeyi, takip edilen yaklaşımları ve kullanılan kaynakları gözden geçirmeyi amaçlar. Bu tespitler, literatürle ilgili herhangi bir alanda yapılacak çalışmalara matuf uyarı ve önerilerle daha da önem kazanır. Esas hedef, bir alanda değişik kişi ve ekoller tarafından yapılmış çalışmaların hasılasını çıkartarak, sonraki çalışmalara ciddi bir zemin hazırlamaktır. Bu süreç hiç şüphesiz anlama, yorumlama ve eleştiri kabiliyeti yanında geleceğe dönük önerilerle ilgili iddialı bir ilmî duruşu gerektirir.
TALİD, her sayısında ele aldığı konu ile ilgili kapsamlı birkaç giriş yazısından sonra konunun alt alanları ile ilgili literatür değerlendirme yazılarını ve yine konuyla ilgili bir söyleşiyi, klasik veya güncel bazı kaynakların, kitap ve tezlerin, kurum, dergi, ve kongrelerin tanıtımlarını içerecektir.
Giriş yazıları, özel sayı konusunun genel bir haritasını çizer ve tüm dergi yazılarını bir kurguya oturtur. Yön-gidişat tayini yapar. Kısacası TALİD'in o sayısını bir bağlama oturtmayı ve değerlendirmeyi amaçlar.
Literatür değerlendirme makaleleri haritanın ölçeğini biraz küçültüp konunun detaylarına girmemizi sağlar. Alt konular ile ilgili mevcut literatürün değerlendirmeleri yapılır. Örneğin Osmanlılarda Tefsir eğitimi ile ilgili günümüz çalışmalarından oluşan literatür tavsif edilir, tasnif edilir, ekolleri, kişileri, yaklaşımları, kaynakları, sorunları ortaya konulur.
Tanıtım makaleleri birkaç türlüdür. Birincisi, ilk el kaynaklardan üzerinde durulması gerekli bazı kaynakların ya da kişilerin detaylı tanıtıldığı yazılardır. Örneğin Buharinin Osmanlılar dönemi şerhleri gibi biraz daha genel ya da doğrudan bir şerhi üzerine olabilecek bir tanıtım yazısı. Ya da Elmalılı Hamdi üzerine detaylı bir tanıtım yazısı. İkinci tür tanıtım yazıları ise günümüz literatürünü etkileyen şahıs, eser, kurum, faaliyet ve yayınlara dair yazılardır. Konuyla ilgili sempozyumların tanıtılması, çığır açmış bir kitap ya da güncel bir yazarın tanıtılması, literatürü şekillendiren kurumların tanıtılması gibi.
Giriş ve Literatür değerlendirme yazılarının 20 sayfadan az olmayıp 50 sayfayı (15 bin kelime) aşmaması gerekmektedir. Tanıtım yazılarının da 5 sayfadan (1500 kelime) az 15 sayfadan (5 bin kelime) fazla olmaması beklenmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okuyacak.