Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Vecihi Sönmez

Vecihi SönmezŞevkani ve İtikadi Görüşleri yazarı
Yazar
Çevirmen
0.0/10
0 Kişi
6
Okunma
2
Beğeni
2.265
Görüntülenme

Öne Çıkan Vecihi Sönmez Gönderileri

Öne Çıkan Vecihi Sönmez kitaplarını, öne çıkan Vecihi Sönmez sözleri ve alıntılarını, öne çıkan Vecihi Sönmez yazarlarını, öne çıkan Vecihi Sönmez yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Özgürlük adaletin hem özel bir görünümüdür, hem de başlıca gerçekleşme şartıdır. Bu nedenle özgürlüklere saldırı veya kısıtlama girişimleri eninde sonunda adaleti sarsar, ortadan kaldırılabilir. Özgürlükler içerisinde kendiliğinden oluşacak dengeli durum adalet için amaçlanan bir gerekçedir. Özgürlük gibi adalet de toplum içindeki ilişkilerde düzenleyici ve yönlendirici bir öğedir.
Sayfa 133Kitabı okudu
Cezada adalet ve hakkaniyet günahsız azab olunmayacağını, azabin masiyeti aşmayacağını, taatlerin de karşılıksız bırakılmayacağını ifade eder. Ceza adaletin ta kendisidir. Eğer suç işleyen bir kişi cezasız kalırsa toplum düzeni bozulacaktır, kişinin kendisi veya yakınları haklarını kendileri almaya kalkışınca da toplumda anarşi rüzgarı edecektir. Hak olunan bir şey hakkı olana verilmezse toplumda ilerleme de sağlanamayacak; hatta geriye doğru bir gidiş yaşanacaktır. Bu yüzden herkesin hakkı verilmeli, suçlar da cezasız kalmamalıdır.
Reklam
Eğer halk iktidarın uygulamalarından memnun olmazsa, onları değiştirme, yeni yöneticiler seçme imkanı bulacaktır. Sağlam bir muhalefet kurumunun olduğu ülkelerde yöneticileri sorgulama ve denetleme halkın elinde olduğundan, iktidarın fiilleri ve icraatları devamlı kontrol altında olacak, böylelikle halkın yönetimi daha sağlıklı ve adilâne olacaktır. Zaten Kur'an'ın öngördüğü toplumsal hayatın kurulabilmesi için öne sürülen şartlar da bu durumu gerçekleştirmeye yöneliktir.
Denkleştirici adalet salt, aritmetik bir eşitlik düşüncesine dayanırken, dağıtıcı adalet orantılı bir eşitlik düşüncesinin mahsulüdür. Herkese ayrı işlem yapılmasının bizzat adaletin gereği oluşu, bireylerin ihtiyaçları ve imkanları bakımından birbiriyle eşit durumda bulunmayışları gerçeğine dayanır. Esasında değişik durumda bulunan bireylere eşit işlem yapılması eşitliğin çiğnenmesi anlamına gelir; bunu isteyecek kimseler de yalnızca, kişiliğini gizlemek arzusunu duyanlar, diğer insanlarla karşılaştırılmasında kusurlarının ortaya çıkmasından korkanlar olabilir.
Cezada esas olan suç ile karşılığında verilecek olan ceza arasında bir dengenin bulunmasıdır. Cezalandırma asıl amaç değil, zarureten başvurulan bir çaredir. Bu sebeple cezalar ancak zaruret ölçüsünde belirlenmiştir.
Nitekim peygamber ashabından gelen hırsızlık yapmış bir soylu kadının affıyla ilgili bir talebi şiddetle reddetmiş ve milletlerin mahvolmasının başlıca sebeplerinden birisinin bu ayrım olduğunu söylemiştir.
Reklam
Adalet kavramını her zaman, her toplumda gerçekleşmesi istenen bir ide olmasına rağmen, sosyal ilişkilerin çeşitliliği, çokluğu, bireysel tercihlerin çok çabuk farklılaşması, adalet kavramına salt bir anlam yükleyememe problemini ortaya çıkarmaktadır. Bu anlamda adalet kavramının bir bütün toplumsal ilişkileri kapsayan, yani gerçeğe yönelen; bir de ülküsel bir anlama sahip olduğundan söz edilebilir.
Sayfa 129Kitabı okudu
Rawls'a göre insanların iki ahlaki yetisi vardır. Adalet ve adalet ve iyi anlayış olarak nitelenen bu yetilerin ikincisi insanın rasyonel yanına işaret eder. Bu, insanların iyi anlayışını benimseyip, izleyebilecekleri ve revize edebilecekleri anlamına gelir.
Sayfa 126Kitabı okudu
Özetleyecek olursak, Farabi şer meselesini genel anlamda iki katagoride değerlendirmiştir: a) Kötülük ve çirkinliği, iyilik ve hayrın eksikliği olarak algılama, çünkü Farabi'ye göre hayır ve iyilik varlığın kemale ulaşmasına vesile olmaktadır. Kötülük ve şerrin ise eksiklik olduğunu ancak buradaki eksiklikten maksadın Tanrı'dan kaynaklı olmadığını aksine evrendeki düzeni evrendeki düzeni benimsememiş maddi bir eksiklik olduğu nisbi ve göreceli bir yapı arzettiğini vurgulamıştır. b) Kötülüğün nisbiliğiyle birlikte ayrıca ârızi olduğunu belirten Farabi, külli olan varlıkların düzen ve intizamının gerekliliğine işaret ederek, az şerden dolayı çok iyiliğin terk edilemeyeceğine vurgu yapmaktadır.
Sayfa 136Kitabı okudu
Büyük Hristiyan düşünürü Augustine, kötüyü iyiliğin yokluğu olarak kabul etmekte ve kötülüğe kendi başına var olma statüsü tanımlamamaktadır. Ona göre kötü, iyiden sapma, yani iyinin bozulmasıdır. Kötü iradenin Augustine yeterli bir sebebi yoktur; çünkü bizzat kötülük yetersizliktir.
Sayfa 102Kitabı okudu
30 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.