Yunus Karaaslan

Yunus Karaaslan

ÇizerTasarımcı
8.2/10
1.075 Kişi
·
810
Okunma
·
1
Beğeni
·
216
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
48 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Herkese Şimdi den iyi okumalar der
ilk inceleme mi ilk okuduğum şiir kitabına yazmak da anlamak kadar zor olacak :)

(.....)
Çünkü bir tuhaf burada her şey,
Denizi sel basıyor, hayret
Hayret, şehir sığmıyor taksiye
Ve terör estiriyor rüzgar
Kaldırıyor dağın eteklerini bile.


(.....)
Bir jeton
Yanağıma getiriyor da yanağını
Kokunu rüzgâra salsan
Bana getirmiyor

(....)
Baba yarısıdır ölüm, götürür bizi parka
Geri getirmez ama kalırız oracıkta...


İki yada üç kere okuyup Anladığım dizeler. Şaşırdım, anlayıp kafama toslatan cinsten di hepsi

Bilek işe yaramaz, cüzdandır sıkı yumruk
Kaşlarımız açılır gülsün diye çocuklar.

Ahh İbrahim Abi ahh

Paranın putlaştığını iki cümle ile anlatmak buna denir galiba

Ve Bayram öncesi içimi titreten şu dize gözlerimi doldurdu

Bezden Anne yapıyor öksüz
Öpmek için kendisine...

Şunu söylemeden geçemiyeceğim kaybetmeden değer anlaşılmıyor emin olun siz sahip çıkın değerlerinize sevdiklerinize gerçekten hayat kısa

Neyse 48 sayfalık kitabı ne anlattın arkadaş diyeceksiniz ilk deneyim galiba ondan dır.

Ama şiir severlere sorum şu nasıl anlıyorsunuz o sözleri banada yazarsanız sevinirim...

Tavsiyesi içinde
https://1000kitap.com/KubilayKaraer
Zalım baba teşekkürler :)
56 syf.
duyduğu yoğun ilgiyi yansıtan öykülerinden biridir. İnsan ruhunun en karmaşık duygularından biri olan tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren Bir Kalbin Çöküşü, ruh ikizini Lev Tolstoy’un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç’te bulduğumuz yaşlı bir adamın, Salomonsohn karakterinin ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öyküler.
122 syf.
·2 günde·9/10
Kartaca'lı Hannibal Barca

Kendisi gibi etkin bir lider olan hamilcar barcanın oğlu olan Hannibal daha henüz 9 yaşındayken I. Pön savaşına babasının isteği ile katılmış orda bir kan dolu kaseye (bu kitapta et parçası diye aktarılmış) ellerini sokarak bir ömür boyu Roma'ya düşman olmaya yemin etmiştir. I. Pön savaşını Kartaca kaybetmiştir. Aslında bu dönem uzun olduğu için babası hamilcar barcanın başarılı olduğu dönemler muharebeler olmuşsa da genel kazananı Roma olarak tayin edebiliriz. Babasının ölmesinin üzerine ordunun başına kuzeni ile beraber geçen Hannibal üstün savaş dehası ile II. Pön savaşın da Kartaca'nın adeta kaderini baştan yazmıştır. Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk e de örnek olan tüm liderler tarafından biografisi okunan Hannibal Barca ordusunu denizden ilerletmek yerine kış ayında filleri atları ile beraber zorlu Alp dağlarından yürüterek , yolda gördüğü yerleşim yerlerinden Roma karşıtı insanları ordusuna dahil ederek özellikle galliler(25000-40000 piyade olduğu düşünülüyor.) Romalılar a büyük sürpriz yapmıştır. Bu kadar karmaşık bir ordu ile bu denli büyük bir başarı sağlamak için elbette stratejinin ve zekânın devreye girmesi gereken bu süreçte , savaş alanında ters hilal taktiği ile Roma ordusunu oluşturacağı yuvarlağın içine çeken Hannibal cannae savaşında 8000 askerine karşılık 60000 Roma askerini katletmiştir... Tek kaybettiği savaş olan zama savaşını kaybetme nedeni ise cannae savaşında kaybettiği filleri ve Roma ordusunun Hannibal üzerine çokça ders çalışıp taktiklerini kısmen de olsa anlamaları ve kuzenini öldürerek Hannibal in destek kuvvetini kirmalari olmuştur. En büyük etklerinden birisi de Alp dağlarında ölen fillerinin bu savaşta olmayışı ve Afrika'dan yeni getirtilen fillerin korku ile kaçmaları ve hatta Kartaca ordusunu ezmeleri olmuştur. Askerlikten sonra Kartaca parlamentosunda görev olan Hannibal Roma baskısı ile siyasi görevinden azledilip sürgüne gönderilmiştir. 70 yaşında da Romalı suikascilerin kendini öldüreceğini anladığında tüzüğünde ki zehirle intihar etmiştir
88 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yaşlı bir ressam, zengin bir tüccardan Meryem ana portresi siparişi alır. Modelsiz çalışamayan bir sanatçıdır. Bir model bulmak için şehri dolaşırken, camdan dışarı bakan bir kız dikkatini çeker. Kız poz vermeyi kabul eder ama ne var ki; kız Yahudidir. Karakter tahlilleri ve muhteşem mekan tasvirleri ve betimlemeleri ile çok güzel bir kitap.
48 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Evimizin önünde küçük bir bahçe var,O bahçenin içinde de babamın seneler önce elleriyle diktiği bir kiraz ağacı.O kadar büyüdü ki seneler içinde artık dalları eve girer oldu ve gövdesi heybetlendi bazı dalları oldukça kurudu budanması belki de kesilmesi lazım mahalledekiler öyle diyor.Ama annem buna müsade etmiyor ,
O ağacı sevdiğim dikti,kuşlar böcekler doyuyor ben ölene dek kesilemez diyor...
Babamın ölüm anını anlatmaya çalışıyor bazen ben dinlemek istemiyorum
Ama şunu biliyorum siren sesleri eşliğinde hastaneye kavuşturulmaya çalışılmış.
Ve ben İbrahim Tenekecinin bu kitabını okurken duymak istemediğim gerçeklerden kaçamadım.Çünkü üstadım bu kitapta ,Ölüm,ömür,hastalıktan bahsetmişti en çok şiirlerinde ...


“Trafiğe yakalandı ambulans
Kaçtı ateş ve ambulans
Sise boyadı her yeri
Ve acı kesip ekmeğinden
Birer dilim verdi evlatlarına ve ölürken
Kör bir türbedar kadar yalnızdır hasta:(

Yaz hatip dedim,şunları yaz:
Ölüm keşiftir biraz,düzeltiyorum keşif

Hayat selamı kesip taş basar yerimize...”

Annemin yorgun parmakları dua da hergün...
Annem ölümden Korkmaz biliyor ki o ölünce hem rabbine hem eşine kavuşacak....

Annemle bunları konuşmuyoruz hiç ama Tenekeci sen yine yaptın yapacağını

Mezarlıktaki çiçekler yine sildi yanağımdan süzülen çiseleri ...

Bana sorsalar en afilli kitabın bu olmalı derim...
Sayfaları kısa manaları uzuncaaa..
Yüreği ve kanadı kırık kuşlar çok biliyorum....
Mevsim kış ,hava soğuk kuşlar üşüyor....

Allah kimseyi hastane köşelerinde devasız ve yalnız bırakmasın..
Zor.....
Şair gibi yaşamak zor şeydir Tenekeci onlardan biri...
456 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Fransız devrimini konu alan muhteşem bir anlatım. Çok güzel bir roman. Daha bilinçli ve özümseyerek okuduğumda ayrı bir haz aldım ve iyi ki tekrar okudum bu unutulmayacak eseri...

Kitapta Fransız ihtilalinin korkunç yüzü, yaşanan vahşet çarpıcı bir şekilde anlatılırken, dönemin sosyolojik yapısı, halkın yaşam biçimi de kitaba çok güzel yansıtılmış. Çevirmenin özensiz çevirisinden dolayı pek çok yerde anlam kayıpları yaşadım. Bu nedenle bazı yerlerde yazarın değil de çevirmenin penceresinden bakmak zorunda kalabilirsiniz.

18.yüzyıldaki iki şehrin Londra ve Paris’in hikayesi...Fransa'da soylu kesim lüks içinde yaşarken, halk sefaletin pençesinde kıvranıyor. Fakir halkta soylulara karşı oluşan nefret, ülkeyi adım adım yaşanacak olan Fransız İhtilali’ne götürüyor.

Fedakarlık, acımasızlık, aşk.. kitapta her bir duygu mevcut.

Kitabın sonu çok etkileyici idi. Özellikle son elli sayfayı soluklanarak ara ara okudum. İlginç olduğu kadar hüzünlüydü. Sevdiği kadının kocası için giyotine giden bir erkek.. merhamet yoksunu kadınlardan daha duyarlıydı.

Fransız ihtilali öncesi dönem gözümde canlandı. Anlatması zor mükemmel bir eser mutlaka okunmalı. 1789 Fransız İhtilalini ilmek ilmek işleyen Charles Dickens beni derinden etkiledi, şiddetle tavsiyemdir.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 810 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 411 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.