Zeynep Tuğçe Özcan

Zeynep Tuğçe Özcan

DerleyenÇevirmenEditör
8.1/10
503 Kişi
·
1.498
Okunma
·
0
Beğeni
·
103
Gösterim
Adı:
Zeynep Tuğçe Özcan
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabın kapağını kapattıktan sonra dakikalarca düşündüm. Neden kaybediyorum sorusuna cevap bulmama yardımcı olduğu için düşündüm. Düşündüm çünkü insan kaybetmek , hep hatanın nerede veya kimde olduğunu bilmeden kaybetmek çok yorucu bir dönem. İnsan kaybettim evet, ama yeni öğrendiğim bazı gerçekliklerimle tekrar kazanmaya cabalayabilirim diye düşünüyorum. Benim mükemmel bir insan olduğumu düşündüğü için hiçbir zaman kendime dönüp bakmadım. Ama şimdi anlıyorum ki asıl sorun bende. Çocukken eksikliğini hissettiğim her şeyi onun üstünde denemişim meğer. Hep sevgi, ilgi bekleyip darlamışım. Onu suçlayıp sesszice kenara çekilmişim her defasında. Haklı olduğumu düşünüp adım atmasını beklemisim. Bir insani psikolojik olarak baski altına almışım da haberim yokmuş. İçten içe öldürmüşüm sevdiğim insanı. Psikolojik desteğe ihtiyacın var diyip bir kez daha yaralamışım. Ama artık biliyorum ki asıl yardıma ihtiyacı olan benim. Hayatıma aldığım herkesi böyle bir duruma soktugumu öğrendiğim su dakikalardan itibaren kendi icimde bir şeyleri düzeltmeden hiçbir şeyin düzelmeyeceğine eminim. Önce kendimi sevmeliyim, kendimi seveyim ki başka insanlara da yansıtabileyim. Ben sorunsuz bir insanı yaraladigim için öyle pişmanım öyle üzgünüm ki....
160 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok büyük ihtimalle bir çocuk öykü kitabı ya da daha düşük bir ihtimal de olsa, ticâri açlık tetiğinden çıkan kurşunun tam onikiden vurduğu edebiyattan fersah fersah uzak ve içi kof, popülist kavramların edebi özelliklere sahipmiş gibi satır satır sıralandığı; kitap seçiciliği, nitelik algısı sıfır insanlara yutturulan muhteşem(!) kasa yanı kişisel gelişim kitaplarından biri gibi duruyor olabilir.
Zîrâ ilk görüşümde ben de aynı şeyi düşünürdüm eğer okuyan kişilerden birini tanımasaydım...
Önyargıları her insan kadar ağır basan biriyim özellikle kitap konusunda.
Ama bu kitap, en iyisiydi diyemesem, en etkilendiğim diyemesem de annesiyle arasında buz dağları olan biri olarak içimde çokkk derin yerlere dokundu, zaman zaman beni inanılmaz rahatsız etti yüzleştirdiği şeylerle ve ağlayarak okuduğum satırları oldu.
İlk defa kitap okurken bu kadar kötü ve aynı zamanda bu kadar rahatlamış hissettim.
Oğlum doğduktan sonra annemle olan ilişkime dair idrâk ettiğim bazı şeyler, kimi yaralar bilinçaltımdan yüzeye lav hâlinde fışkırdılar çünkü resmen.
Çok daha kapsamlı ve çok daha iyi bir tercümeyle yazılabilirdi sanki ama bu hâliyle de benim için özel bir kitap olarak kalacak.
Herkese hitâp etmediğini düşündüğüm ancak okuduğunda kendisine hitâp ettiğini düşünen insanlara sımsıkı sarılmak istediğim, psikoloji-travma-aile kökenli yansımalar vs. içerikli bir kitap.
Herkesi etkileyecek, herkes okumalı tadında değil ama en azından anne - babaların ya da gerçekten kendini bulacağını düşünen, aile öyküsünde travmalar, düğümler olan kişilerin, bir kere öylesine de olsa okumalarını tavsiye edebileceğim bir kitap.

1. Bölümün sonundaki Altın Beyin öyküsünden bir satırla sonlandırayım; "Yaşamları boyunca, bazı şeylerin ancak bir yudumuna kavuşmanın bedelini özünden, iliğinden ödemek zorunda olan insanlar vardır. Bu onlar için hep yeniden yaşanan bir acıdır ve sonra artık acı çekmekten yoruldukları zaman..." Özet geçebildiğim kadar geçtim, okuyan fikrini paylaşır, okumayan fikirlerden yola çıkıp belki okumak için vaktini ayırır. Keyifli okumalar
Bazı insanlar gazete'yi gündemi takip etmek için kullanırken bazısı da sokak köşelerinde yatarken üzerini örtmek için kullanır. Çoğu zaman köprü altında yatan Andreas'ın karşısında temiz giyimli bir beyefendi çıkar. Andreas'sın paraya ihtiyacı olduğunu halinden anlar ve yirmi frank vermeyi teklif eder . Andreas teklifi ilk duyduğunda geri çevirir. Bu parayı borç ile alabileceğini dile getirir. İyi giyimli adam ise teklifini kabul eder ve parayı iade edebileceği bir adres verir. Adreas'ın bu karşılaşmadan sonra hayatı değişir. Tabiri yerindeyse kader onunda yüzüne güler.
Hikâyeyi okuduktan sonra yazar Joseph Roth'un böyle bir kitabı hangi ruh hali ile yazdığını daha iyi anladım.
Tavsiyemdir.
160 syf.
·Beğendi
Her ebeveynin, anne baba olmak isteyenlerin, öğretmenin, doktorun vb. kısacası çocukla iletişime geçen herkesin okuması gereken bir kitap. Hatta defalarca okuması gereken bir kitap.
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Mutlu bir çocukluk yaşadığın yalanına daha fazla ortak olmak istemiyorsan ve hayatta gerçekleri görmek yegane amacınsa bu kitabı okumalısın ve kendinle yüzleşmelisin.
160 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Hani içinizdeki çocuğu öldürmeyin derler ya.. İşte bu kitabı okurken sıklıkla ondan yardım almanız gerekiyor. Psikanalist Alice Miller' ın bu kitabını okurken çok çaba sarf etmelisiniz.

Bu gün yaşadıklarınız, tutumlarınız, alışkanlıklarınız kısaca sizi siz yapan ne varsa - doğru yaptığınızdan emin olduğunuz- aslında çocukluk günlerinizde yaşadıklarınızın etkisiyle şekilleniyor. Çocukluğunuza dönmeniz, tıkanıklıkları çözmeye çalışmanız, ve o günlerdeki ebeveyn ilişkinizi detaylarıyla analiz etmeniz hayati önem taşıyor. Neden derseniz, şimdiki " siz "i var eden ve hatta gurur duyduğunuz özellikleriniz aslında sizin en büyük tuzaklarınız olabilir...

Hatta ebeveyninizin sizi büyütürken yaptığı -doğru sanılan- yanlışları siz de çocuğunuzu büyütürken tekrarlamayın diye başucu kitaplarınızdan olması muhtemeldir.
96 syf.
·2/10 puan
Ölmek üzere olan bir adamın, sevdiği kadına karşı gittikçe saplantıya dönüşen sahip kalma içgüdüsünün neredeyse otobiyografik bir dille yaşatıldığı bir eser! “Benimle ölmelisin!” Peki kadın ölmeli miydi gerçekten? Kendisi için yıllarca yapmış olduğu fedakarlığa birlikte ölmeyi de eklemeli miydi? Okunmasa da olur diyebileceğim, edebi yönden tutarlı olsa da felsefi ve düşünsel derinliği olmayan, iç seslerin boğduğu bir kitap... hani olgu çıkınca elinde bir şey kalsın ister okuyucu... Bir fikir, bir derinlik, bir etki... İşte bu açıdan yoksul bir eser...
96 syf.
·1 günde·6/10 puan
Ölmek kitabı birkaç açıdan değerlendirilebilir. Örneğin; hastalığın yıkıcılığı, varoluş sorunları, sadakat, sevgi ve ölmek...
Kitabın yazarı Arthur Schnitzler daha önce bazı sinema senaryolarının alındığı kitaplar yazmış. Oldukça kapsamlı bir yazar. Fakat bu eserini o kadar da kapsamlı bulamadım. Hasta bir adamın yokoluşu ve sevgilisine karşı olan sevgisini sürekli canlı tutmaya çalışması gibi konular kısacık kitapta sürekli tekrar edilmiş gibi geldi bana. Belki de kitaptan çok şey beklediğim için böyle düşünüyor olabilirim. Durağan ve sakin bir akışta ilerleyen kitaplardan hoşlananlar için ilgi çekici olabilir.
160 syf.
·Puan vermedi
Cocukluga gitmek gerekiyor, herseyin cozulemeyecegini bile bile gitmek, yollardan tekrar gecerek gelmek , bir terapiste ugramak gerekiyor aslinda. Bazilarilarimizin kavradigi , bazilarimizin kavramanin onemini dusundugu hayatlarimizda , yasam kalitesinin artabilecegi bir gercektir...Meslekdaslarim icin ise acildir! Okuyunuz da, okuyunca çözdüğünüzü zannetmeyiniz, geliniz
144 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir bireyin, bir kişiliğin mutluluğunun altında bile çocukluk travmaları olabileceğini, kurduğu bir teşekkür cümlesinde bile bir yardım çağrısı aramak gerektiğini kitabın kapağını kapatınca sorguladım. Anneler, babalar, öğretmenler, öğretmen adayları, psikologlar ve evet çocukluğu ve çocukluk travmalarını görmek isteyen herkes bu kitabı okumalı. Hayatımda bu denli etkileyici bir kitap geçer mi elime, bilemiyorum. Fakat emin olduğum bir şey varsa o da şu. Şu an şiddete eğilimi olan da, en merhametlisi de bir zamanlar çocuktu. Aileler farklıydı. Verilen örnek olaylarda tepkim aynıydı. "E bu bana çok tanıdık geliyor, neden ben bunları yaşamış gibi hissediyorum, nasıl yani ya! " Sadece kitaptaki özneleri değil; kendinizi de sorguluyorsunuz. Sorguladıkça bir şeyler keşfediyor, siz de geçmişine dönen yetişkinlere özenip çocukluğunuza dönüyorsunuz. Kendinizi bastırılmış duygularınızın ve yaşantılarınızın içinde bulursanız şaşırmayın. Ve son olarak kitabın bir kesitiyle bitirmek isterim: Bir zamanların sindirilmiş, susturulmuş çocuğu, artık kendisini "varlığına daha önceleri asla ihtimal vermediği" bir kişi olarak yaşayabilme fırsatına kavuşmuştur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Tuğçe Özcan

Yazar istatistikleri

  • 1.498 okur okudu.
  • 104 okur okuyor.
  • 1.049 okur okuyacak.
  • 41 okur yarım bıraktı.