Adı:
Ölmek
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054708048
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sterben
Çeviri:
Zeynep Tuğçe Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dedalus Kitap
Stanley Kubrick'in Eyes Wide Shut (Gözleri Tamamen Kapalı) adlı filminin öyküsünü yapan romanın yazarı ve Freud'un zihnini uzun yıllar işgal eden, ona yeni hedefler -ya da engeller- koyan bir romancı, Arthur Schnitzler. Böyle dediğimizde, çağdaş okur için oldukça etkileyici referanslar bunlar ama doğru referanslar bunlar. Avusturyalı yazar, bu kısa romanında Felix'in ölümcül hastalığı çerçevesinde insanın hallerine bakıyor. Genç bir çift olan Felix ve Marie'nin önünde ölümden başka bir engel daha var. Artık bu hayatta çok az bir vakti kalan genç adam, sevgilisi Marie'ye, "benimle ölür müsün?" diyor. Siz olsanız böyle bir durumda ne yapardınız?

 
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Freud ile aynı dönemlerde yaşayan Avusturyalı yazar, Freud’un felsefesine duyduğu ilgi hasebiyle tıp eğitimi alarak psikanalize yönelmiş. Freud’un zihnini uzun yıllar işgal eden ve ona yeni hedefler -ya da engeller- koyan fikirleriyle tanınmış. İşte bu fikirleriyle hemhal olmuş bu kısa romanda “edebiyat-psikanaliz” karması ile karşılaşıyoruz.

Kitap, iyileşme ümidi olmayan bir hastalığa yakalandığını öğrenen eril karakterin bunu sevgilisine açıklaması ile başlıyor.
Başta bu durumu kabullenemeyen kadın, durumun hassasiyeti ve ona olan derin sevgisiyle “onsuz bir hayat yaşayamayacağı” söylemi, her ikisi için de bir kırılma noktası olacaktır.

Başta büyük bir şevkle sevgilisine bakan kadının zamanla hastanın egoist tutumu, obsesyonu ve üzerine çöken ölüm korkusuyla daimi olarak tekrarladığı “Yalnız ölmek istemiyorum, dediğinin arkasında duracak ve benimle ölecek misin?” söylemleriyle psikolojisi bozulur.

Kimi sayfalarda Zweig etkisi yaratan kitap; ölümün kasvetli gölgesi altında, yaşama ve yaşama bakış açılarına dair pek çok kritiği içeriyor. Ölmek
96 syf.
·2/10 puan
Ölmek üzere olan bir adamın, sevdiği kadına karşı gittikçe saplantıya dönüşen sahip kalma içgüdüsünün neredeyse otobiyografik bir dille yaşatıldığı bir eser! “Benimle ölmelisin!” Peki kadın ölmeli miydi gerçekten? Kendisi için yıllarca yapmış olduğu fedakarlığa birlikte ölmeyi de eklemeli miydi? Okunmasa da olur diyebileceğim, edebi yönden tutarlı olsa da felsefi ve düşünsel derinliği olmayan, iç seslerin boğduğu bir kitap... hani olgu çıkınca elinde bir şey kalsın ister okuyucu... Bir fikir, bir derinlik, bir etki... İşte bu açıdan yoksul bir eser...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bazı aşklar vardır ölümüne sevdiğimizi haykırırız. Tıpkı şarkılarda söylendiği gibi yaşamak hüner değil seninle ölmek istiyorum, Sensiz yaşayamam, vs vs. Hep düşünmüşümdür cidden böyle bir ruh hali olabilir mi ya da varsa bunu iddia eden şahıs pratikte bu kahramanca sarfettiği sözleri uygulayabilir mi? Yoksa laf olsun göz boyansın diye mi yapılır bu lakırdılar? Bir dönem kafamda sanki başka işim gücüm yokmuş gibi böyle şeyleri düşünürdüm

Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/olmek/
96 syf.
·2 günde·4/10 puan
Kitaplıkta duran uzun süre önce kardeşimin almış olduğu bi kitap. Hadi bugün de bunu okuyayım diyerek girişmişsem de başlarken bir tereddüt içindeydim -gerek kitabın arkadaki açıklaması gerek yazarın kısa hayatını okuduğumdan dolayı-. Okurken de "Hadi oku bitsin de başka kitaba geç" diyerek okudum. Alınmış, okunmamış olmasın diye kitaba verdiğim değerden dolayı da diyebiliriz. Ama 95 sayfayı zorlukla bitirdim. :/

Birbirine aşık iki gençten biri hasta ve ölecek, diğeri ise onsuz bu hayatta kalmak onu bırakmak istemiyor, yaşayamayacağını düşünüyor; Felix ve Marie. Gittikçe ağırlaşan Felix'in hastalığı yanında Marie zamanla yaşamaya olan isteğini farkediyor. Onların bu süreçteki psikanalizleri veriliyor. Sonunda Felix, Marie'den onunla ölmesini istiyor, ama Marie...

Bana göre duygulandırmayan, okurken sıkan, basit bir kitap oldu. Hatta duyguyu vermesi gereken kısımlar yapmacık, bayağı geldi diyebilirim, bazı anlatımlar ise gereksiz uzatılmıştı. Kendini tekrarladı sürekli. Belki de ben daha karmaşık olay döngüleri ve düşünceler sevdiğimdendir; Felix ve Marie'nin kendi iç dünyaları daha iyi yansıtılabilirdi böyle bir hikayeye göre. Hep diyaloglar bir şeyler geçirsin, hissettirsin istedim, yoktu. Olumlama yapmayı seven biriyim, her elime aldığımda önyargıyla mı okuyorum acaba diye düşündüm ama kitapta beni çeken -birkaç yer dışında- bir şey olmadı.
Sevemedim ://
96 syf.
·13 günde·7/10 puan
Kitabı büyük bir beklenti ve merak ile okumaya başlamıştım. Kapağını kapattıktan sonra beklentilerimi karşıladı mı, tam olarak beğendim mi emin olamadım. Hatta vereceğim puan için dahi ikilemde kaldım.

Kitap, iyileşme ümidi olmayan bir hastalığa yakalandığını öğrenen Felix'in bunu sevgilisi Marie'ye açıklaması ile başlıyor. Başta bu durumu kabullenemeyen Marie, sevgilisine onsuz yaşayamayacağını ve onunla birlikte ölüme gideceğini söylüyor. Bundan sonrasında pek bir olay olmaksızın karakterlerin duygu, düşünce ve davranışlarındaki değişimleri okuyoruz. Başta büyük bir şevkle sevgilisine bakan Marie, zamanla bu yükün ve verdiği sözün altında eziliyor. Yazar, karakterlerin gelişimini güzel anlatmış, özellikle de Marie'nin hislerinin değişimini detaylı ve anlaşılır bir şekilde okuyoruz. Ama Felix'in değişimi bana biraz ani geldi. Bunda da Felix'in hastalıktan önce nasıl bir insan olduğunu bilmememizin etkili olduğunu düşünüyorum. Felix'in hastalığını öğrenmesiyle başlayan hikaye, haliyle Felix'in normal karakterini tam olarak yansıtamamış. Fakat hikaye açısından Felix'in gözünden, ölmekte olan bir insanın veda etmek üzere olduğu yaşama ve sevdiklerine bakış açısını okuyabiliyoruz.

Karakterlerin duygu, düşünce tasavvurları sadece iki kitabını okumuş olsam da Stefan Zweig hikayelerini anımsattı. Zweig hikayelerini seven biriyseniz bu kitaptan da hoşlanacağınızı düşünüyorum. Mesele Zweig'in "Korku" novellası ile bu hikayenin ilerleyişi, işleyiş olarak bana benzer geldi. Her iki hikayede de olaydan ziyade karakterlerin iç dünyasındaki çalkantıların verilmesi, özellikle bu kanıya varmamda etkili oldu.

Kitapta tekrarlar biraz fazla, bu yüzden de ara ara sıkıldım. Fakat tekrarların, karakterlerin iç dünyasını açıklamak açısından yazılması sebebiyle pek de bir şey diyemiyorum.

Çok beklentiye girmeden okursanız kitabı beğenebileceğinizi düşünüyorum. Zaten incecik bir kitap, ara vermezseniz bir, bilemedim iki günde bitirirsiniz. Ben kitabı orta halli buldum. Okumasam da olurdu, ama okuduğum için pişman da değilim. İyi okumalar dilerim.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Birini onunla ölmek isteyecek kadar sevebilmek mümkün mü?
Schnitzler kimi yerlerde bana Zweig’ı anımsatıyor ve baştan sona okuyucuya ‘sonunda ne olacak’ hissi aşılıyor.Felix’in hastalığı ile birlikte değişken ruh hali,ne yapacağını bilemeyen Marie ve aralarında kelimelere dökülemeyen düşünceler~
96 syf.
·1 günde·6/10 puan
Ölmek kitabı birkaç açıdan değerlendirilebilir. Örneğin; hastalığın yıkıcılığı, varoluş sorunları, sadakat, sevgi ve ölmek...
Kitabın yazarı Arthur Schnitzler daha önce bazı sinema senaryolarının alındığı kitaplar yazmış. Oldukça kapsamlı bir yazar. Fakat bu eserini o kadar da kapsamlı bulamadım. Hasta bir adamın yokoluşu ve sevgilisine karşı olan sevgisini sürekli canlı tutmaya çalışması gibi konular kısacık kitapta sürekli tekrar edilmiş gibi geldi bana. Belki de kitaptan çok şey beklediğim için böyle düşünüyor olabilirim. Durağan ve sakin bir akışta ilerleyen kitaplardan hoşlananlar için ilgi çekici olabilir.
96 syf.
Küçük bir çizgi vardır; üzerinde adım atarken dengenizin sarsıldığı. Kollarınızı hareket ettirir, hava akımından medet umarsınız. Tüm bunlar aslında ayakta durabilmek için, yaşam savaşını verebilmek için harcanan çabalamalardır.

Sonra bir bakmışsınız, kapınızın ziline basılmaksızın o kapı kırılacakmış gibi yumruklarla dövülür. Sesten rahatsız olduğunuz için kalkmaya erindiğiniz o koltuktan usul usul kalkar kapıya gidersiniz.

Kim o bile demeden açtığınız kapının önü bomboş. Ne ya da kim, bu kapıyı şiddetli yumruklarıyla dövmüş olabilir ki? Kapıyı kapatır, oturduğunuz odaya gidersiniz. Oturma odasının kapısı az önceki gibi açık değildir. Bir şüphe doğar içinize.

O kapıyı da sabırsızlıkla açarsınız. Karşınızda 'ölüm' belirir, tüm soğukkanlılığıyla. Odaya girdiğiniz an ölüm içinizi ürpertir. Henüz o an üzerinize bir ağırlık çöker.

Belki kabullenirsiniz, belki de kabullenmezsiniz ama belli olan bir şey var ki; o da vaktin dolduğudur.

Çevrenizde birileri vardır elbet. Onlardan yardım bekler, yaşamak eylemini ruhunuza aşılamasını istersiniz. Fakat ortada gözardı edilen bir durum var. Ölümün karşısına henüz belirmediği o insan, yaşamayı aşılarken size, ruhu ölmekten beter olacaktır.

Alınan o nefesleri hak edişler, yaşamaklar ve ölmekler... Hepsi de birbirinden nasıl da değerli... Fedakârlıklar, feragat etmeler, dışarıdaki gökyüzünü yuva bellemeler, yeryüzünü duraktan saymalar... İnsanın yaşamak ve ölmek ruhuna büründüğü o noktadaki psikolojik halleri... Tüm bunların yanı sıra insanın, zaman geçtikçe doğadan medet umması oldukça tatmin edici.

Etkileyici, ince hacimli bir kitap; Ölmek. İtinayla tavsiye edilir.

#okuryazarkıvırcıkmasası
96 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Schnitzler'in Ölmek kitabı, yıllar önce anlatılan bir olayı hatırlattı bana.Bir tanıdığımız, çok genç yaşta ölüme adım adım yaklaşırken, eşini yanına çağırıp ona vururdu.Kalan azıcık gücüyle.Sebep kendisinin ölüyor olması, eşinin ise yaşayacak olmasıydı.
Roman kahramanı Felix de ölüme adım adım yaklaşırken, dünyadan ayrılmanın hüznünü yaşar.Sevgilisini geride bırakmak zor gelir.
Aklıma Ezginin Günlüğü'nün sözleri Ataol Behramoğlu'na ait olan Sen Giderken şarkısı da düştü.
"Durdum baktım arkandan sen giderken
Bana bir hoşça kal bile demeden giderken
İnsan neler duyar anladım o zaman
Can alıp başını bedenden giderken"
96 syf.
·7/10 puan
19. yy. Avusturya’sında dünyaya geliyor Arthur Schnitzler. Biz Türk okurların çok rağbet gösterdiği bir yazar değil maalesef. Ondan okumuş olduğum ilk eser bu.

Freud ile aynı dönemlerde yaşıyor ve onun felsefesine ilgi duyuyor. Tıp eğitimi alıp psikanalize yöneliyor. İşte tam da burada yazıya olan ilgisi onu ‘edebiyat-psikanaliz’ buluşmasına itiyor.

Eserlerinde genel itibariyle insanların hastalık anlarındaki hissetmiş ve hissettirmiş oldukları o psikolojiye odaklanıyor.

Elinizdeki eserde Felix ve Marie adlı iki sevgili mevcut. Ölümcül bir hastalığa tutulmuş Felix sevgilisi Marie’ye ‘birlikte ölüm’ teklif eder.

Peki bu istek sağlıklı bir insandan gelebilir mi? Ya da bu istek olumlu bir yanıt alabilir mi?

Pişman olmayacaksınız. Buyurun.
96 syf.
·2 günde·8/10 puan
Ölmek!Dünyadaki en önemli hadise... Şairin tabiri ile "İnsan öleceğini bile bile nasıl yaşar? Ya çıldırır ya öleceğini unutur" Çoğunluğumuz ölümü unutmayı tercih ediyor. Yazar da biraz öleceği günü bilen bir şahıstan hareketle olayları gözlemliyor. Felix bir seneden az bir ömrü olduğunu biliyor ve hayatının geri kalanını buna göre düzenliyor. Kitabın başında Marie'yı bu dünyaya emanet etmek ister Felix hayatın Marie'e yakıştığını düşünür lakin ölümü yaklaştıkça o ünlü soruyu sorar "Benimle ölür müsün?". Arkasında bırakmak istemez Marie'yi . Marie'nin cevabını tabii ki söylemeyeceğim. Okuyun efendim. Ölüm hadisesi hakkında ise hani meşhur hikaye vardır intihar etmek isteyen bir adama şöyle der adamın biri" Hadi atla suya ,çırpınmaya başladığını göreceksin. Sen ölmek değil içindekileri öldürmek istiyorsun . Velhasıl-î kelam tasavvufun dediği mut-u kavle ente mutu(ölmeden önce ölmek)hadisesi insanın olması gereken mertebedir ama zor azizim zor..
O yaşama arzusunun üstesinden gelmemişti, artık ölüm korkusu onu bırakmıştı, çünkü o artık ölüme inanmıyordu.
Sana açık kalplilikle söylemek isterim; dünya üzerinde ölmüş olan bütün büyük kimseler, geride kalanlara yol göstermek hususunda kendilerini sorumlu hissettikleri için ölmekte olan bir kişinin psikolojisi yanlış anlaşılıyor.
Artık zaten onun bütün varoluşu, o günü bekleyişinden ibaretti, ıstırap dolu bir zaman diliminden başka bir şey değildi; hatta ölümün kendinden bile daha kötüydü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölmek
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054708048
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sterben
Çeviri:
Zeynep Tuğçe Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dedalus Kitap
Stanley Kubrick'in Eyes Wide Shut (Gözleri Tamamen Kapalı) adlı filminin öyküsünü yapan romanın yazarı ve Freud'un zihnini uzun yıllar işgal eden, ona yeni hedefler -ya da engeller- koyan bir romancı, Arthur Schnitzler. Böyle dediğimizde, çağdaş okur için oldukça etkileyici referanslar bunlar ama doğru referanslar bunlar. Avusturyalı yazar, bu kısa romanında Felix'in ölümcül hastalığı çerçevesinde insanın hallerine bakıyor. Genç bir çift olan Felix ve Marie'nin önünde ölümden başka bir engel daha var. Artık bu hayatta çok az bir vakti kalan genç adam, sevgilisi Marie'ye, "benimle ölür müsün?" diyor. Siz olsanız böyle bir durumda ne yapardınız?

 

Kitabı okuyanlar 189 okur

  • Meltem Bige
  • İbrahim Tufan
  • Gayenimsi
  • ÖLMEK İSTİYORUM
  • Tuğba
  • elif delı kız
  • Şeyda
  • YAĞIZ DENİZ
  • ZEYNEP
  • Yagiz in cikolata pastası kıskanç bir kiz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.5 (11)
9
%5.6 (4)
8
%22.5 (16)
7
%29.6 (21)
6
%11.3 (8)
5
%4.2 (3)
4
%4.2 (3)
3
%0
2
%4.2 (3)
1
%2.8 (2)

Kitabın sıralamaları