• 208 syf.
    ·4 günde·5/10
    Ben sana ölümün kıyısında yaşama tutunmuş bir hayattan geliyorum...
    Ötesi berisi olmayan sadece ötelenmiş bir hayatın en ince ipine tutunmuş. Kaybedecek birşeyi olmayan ama sürekli kazanmaya çalışılan hayatın tam içinden...
    Kitabı okurken aslında merak ettiğim tek bir konu vardı.

    Bunca olumsuz satırları kaleme alırken Sevdiği insan yanındamıydı?
    Yoksa sırf kavuşabilmek için miydi bunca çaba?

    Cevabını bulamadığım bu sorunun yanıtı sanırım Serkan ÖZEL'in hayallerinin arasında gizli kalacak.
    Bana öğrettiği birşey varsa buda gidenin bir daha geri gelmediği. Geri gelmemesinin sebeplerini Sanırım Yazar kadar bende bilmiyorum. Şimdi biliyorum Desem yalan olur. Yalan olur Derken, Gidenin gitmek için bulamadığı bahanelerin ardına sakladığı yalanlar kadar yalan olur.

    Şimdi bir gerçek peşinde koşan Yazar niye bu kadar bahaneye inanıp sevdi diye merak etmedimde değil. Sonra bir başka sayfada bu sorunun cevabını veriyor.
    Diyorki Kendi kendine.
    Kendi kendine de değil onu dinleyen kendine.
    "Eğer inanmış olsaydım bahanelere Sevmeyecekti beni. Zaten inandığım içinde Sevmedi. Sevmediği için ben sevmekten vazgeçecek değildim ama. Ben vazgeçmedim diye o vazgeçti zaten. Zaten Aşk iki Kalbin içinde birinin vazgeçip diğerinin vazeçmeden sonsuza kadar sevmesi değilmidir ? "Aslında burada haklıydı Aşk buydu. Birinin bekleyip diğerinin gitmesi. yada Birinin; Sen daha iyilerine layıksın deyip,Diğerinin de bu yalana inanması.

    Bu kadar olumsuz niyeyim diye soracak olursanız. Bende onca sayfa içinde olumlu bir yanıt bulamadım kendime. Varmıydı da ben bulamadım yoksa gerçekten mi yoktu. İşte bu sorunun cevabını da bulamadım.
    Ne aradık kitabın içinde diye sordum aslında kendime. Yani onca kitap sayfası içinde illaki bir sorunun yanıtı vardı diye düşündüm. 200 sayfa içinde kendini kaybetmeyen herşeyi bulur diye bir cevap verdim kendime. Çünkü kitap ayrılıklar üzerine yazılmış. hep bir vazgeçiş hep bir yok oluş hep bir dibe inip orada kalmak istemekten bahsediyor. Ama hayat gerçekten öyle değildir.

    İnsanın kalbine zehirli bir ok saplandığında ve bu Ok Sevginin kıblesinden atılmışsa Geçmiş olsun. Zehir öldürmeyecektir ama Hareket ettiği her an acı verecektir. Hele de atan çekip gitmişse. Zehirin öldürmediğine de yansan olur, atanın çekip gittiğine de.

    İşte düşmek tamda budur. Yaşamak denen ırmakdan karşıdan karşıya geçerken ıslanmayayım dersen ıslanırsın. Çünkü ayaklarının altında olan her taş kaygandır ve sen o taşlara ilkkez basıyorsundur. Aşık olupta ben bağlanmayayım çok fazla diyen oldu mu ? Ozaman ben ıslanmam diyende olmasın.

    Toparlayayım diyeceğim ama toparlamak için bile nereden başlayacağımı bilemedim şimdi. Bu inceleme bu kadar dağınık kalsın ozaman.

    Çünkü Aşktan bahsettik. Ayrılıklardan bahsettik ve Aşkın var olup daha sonradan yok olduğu bir hayatın toparlamasıda zordur , yazdıktan sonra bağlamasıda. Siz siz olun Aşkın her taşının kaygan olduğunu bastığınız her taşın ayağınızı kaydırmak üzere Yosunlar tarafından esir alındığını bilin. Bilinki adımlarınızı öyle atın. Düşmek birşey değilde. Düştükten sonra kuru kalmayı özlüyor ya işte o çok kötü bir his. Kuru kalmanın adı aşksızlık değildir yanlış anlaşılmasın. Yada yanlış anlaşılsın. Ne kadar söylersek söyleyelim,Aşık olunca başına "Sırılsıklam" kelimesini getirecektir.

    Kitap Haliyle ayrılıkları ayrıldıktan sonra başına neler geleceğini anlatan bir halde yazılmış. Yazarın çok acı çektiği kesin. Ve yazar ben çektiysem bu kadar acıyı sizde bunu para verip kitabımı alarak okuyun diyerek bizide aynı acıya ortak ettiği belli.
    Aşk acısı nedir diye merak edenler kitabı okuyabilir.
    Aşk ve Aşktan sonraki hayat nasıldır onu merak edenlerde okuyabilir.
    Benden daha büyük aşk acısı çeken yoktur düşüncesi içinde olup Acısını kıyaslamak isteyenler okuyabilir.
    Hayatım çok güzel gidiyor hiç hüzün yok diyenler okuyabilir.
    Sevgilim var ama çok sıkıldım bir kaç gün ayrı kalsak diyenler okuyabilir.
    Birde Aşka inanmayanlar okuyabilir.

    Kitabın son cümlesiyle konuyu bitireyim.
    " Nasılsın dediklerinde iyiyim diyebilecek kadar iyiysem,hayatın bende aldıklarının bir önemi yok... "
    Keyifli okumalar...