Bir kitap hem inceleme yazıp bende uyandırdığı bütün hayranlığı anlatmamı istetip hemde 'ya eksik bir şeyler yaparsam,ya hakkını veremezsem' diye korkutur mu?
Hemde nasıl korkuturmuş.
Suç ve Ceza'yı ilk olarak 13 yaşımda okumuştum.Yoğun bir klasikleri okuma çabam vardı o zamanlar ve tek yapmak istediğim okumaktı.Tamamen hırs hatta galiba birazcık da 'yapamazsın ya sıkılıp bırakırsın'lar. Genel olarak da çok fazla şey anlamadan bitirip bir köşeye koymuştum çoğunu ama bu kitap öylesi (bir hırs yapma durumuyla başlamasından bahsediyorum) bir okuma süreci içerisinde bile beni bir anda kendime getirmişti.'Bu kitabı tekrar okumalıyım!' demiştim.
Şu güne dek 5 defa okudum bir 5 defa daha da okurum.Her başlayışımda bambaşka arayışlar içinde olur ve her bitirişimde de yeni bir fikir,yeni bir çözüm yolu,o an neye ihtiyacım varsa,neyi arıyorsam onu mutlaka bulurum.
Hayatımı etkileyecek büyük küçük ölçüsü farketmeksizin bir karar alırken de hep aklımın bir köşesinde bulunur Raskolnikov.
Fakat tek kötü yanı nerede bir psikolojik anlatı barındıran bir metinle veya romanla karşılaşsam mutlaka ama mutlaka Suç ve Ceza ile kıyaslarım.
Kesinlikle ama kesinlikle okuyun!Bir okuma buhranına düşecek gibi olduğunuz an,bir kafa karışıklığıyla boğuştuğunuz an,bir adamın psikolojisini anlamak isteyip meraka kapıldığınız ilk an,alın okuyun zaten daha sonra Raskolnikov'u özleyerek tekrar tekrar okuyacaksınız.
-Bu bir adamın kendi kendini buluşunun,yenileyişinin,yeniden dünyaya gelişinin hikayesidir.Onun önünde bilinmeyen bir hayat vardır.Bu yeni bir hikaye konusu olabilir.Ama şimdiye kadar anlattığımız bu hikaye artık bitmiştir.-