" Ego sum qui sum..."
Tevrat'ta geçen bir sözün Latincesiydi bu cümle, biliyordum.
" Ben ben olanım..."
Tanrı tarafından Musa'ya söylenmiş bir söz... Duvarı aşıp geçebilmemiz için çözmemiz gereken şifre buydu belki de... Fakat nasıl kullanacaktık bu şifreyi, hiçbir fikrim yoktu.
" Ne düşünüyorsun? " diye sordu.
" Ben ben olanım." dedim. " Tanrı'nın sözü bu... Onların kitaplarında var. Ben, ben olanım..."
" Bu bir şifre, bizimkilerin koyduğu bir şifre." dedi. " Kitaptan aldıklarına göre biraz da ironik."
" Ben ben olanım." diye tekrarladım duvara bakarak... " Sen nasıl görüyosan oyum ben. Sen beni duvar gibi görüyorsan duvarım. Aslında senin gördüğün değilim... Ben duvar değilim."
" ... Kendimizi ve diğer insanları yargılamayı bırakabilseydik, hayatlarımız daha iyi durumda olurdu. Önümüzdeki sıkıntılar silsilesi yüzünden şikâyet etmek, tüm bu sorunları ve zorlukları hak etmediğimizi düşünerek kendimize işkence etmek yerine; sorunları aşmak için elimizden geleni yapabilsek ve bazı şeyleri değiştiremeyeceğimizi kabul edebilsek... Eski bir Doğu atasözünün dediği gibi: Karanlığa söveceğine kalk bir mum yak... "
"Şu an ve bundan sonra sadece merhamete ihtiyacım olacak; bir yudum su gibi son bir nefes gibi bir merhamet. Bir şehzade olduğum için değil, merhamete muhtaç bir insan olduğum için. Ömrümü ailemle tamamlayabilmek için birazcık merhamet. Kim bilir o zaman belki kendimi ilk defa insan gibi hissederim. Söylesene kuzum, Osmanoğlu'nun sarayında doğmuş olmaktan başka ne suçum var benim? Bir insan sarayda doğamaz mı?" Şehzade Korkut.
"Allah’a inanan insanın özgür olduğuna inanıyorum. İnsan boynuna zincir atan, takan eşyadan ve öteki insanlardan, insanların tanrılaştırdığı kişi ve eşyadan insanı ancak Allah kurtarır. Yani insanı ancak Allah özgür kılar.
İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür."