Ö.Yücel Ulukanoğlu

Kıpçaklar için Don havzasına ve Avrupa bozkırlarına çıkış önemli idi; çünkü Kıpçak nüfusunu artması sebebiyle onların yeni topraklara ihtiyaçları vardı. “Dört çocuk aile sayılmaz” diyordu Kıpçaklar. O zamanlarda şekillenmiş geleneklere göre, küçük erkek evlât, baba evinde kalıyor, anne ve babasına hizmet ediyordu. Büyük oğullar ise askerlik yapıyor ve yeni diyarlara gidiyordu. Devlet evlâtları için vardı: Eğer ailede sadece bir erkek çocuk var ise, o gencin kulağına bir küpe takıyorlardı. Askerde komutan, kulağı küpeli eri tehlikeli işlere göndermiyordu. Soyunun son erkek evlâdı ise, bu defa kulağına iki küpe takılıyordu. Bunlar özellikle korunuyordu. Herkes askerlik yapıyordu. Askerlik bir erkek için şarttı ve çok şerefli bir işti. Eğer genç askerliğini yapmamışsa, evlenmesi de yasaklanıyordu. Ordu mensuplarına çok hürmet ediliyordu. Bir genç, askere gitmeden önce bir tay besliyordu. Askere giderken kendi yetiştirdiği atı ve kendi silâhıyla gidiyordu. Bu yüzden Deşti Kıpçak’ ta her zaman için esas vurucu gücün süvari olması insanı şaşırtmıyor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Elbette burada, yani Orta Asya’da Türk milletinin yüzünün kendine has bir şekil almaması mümkün değildi. Buradaki Türkler, çoktan Altaylardaki akrabalarından farklı bir yapıya sahip olmuştur. Bu, aslında yeni bir Türk kültürüdür ! Onun için onları Oğuz Türkleri olarak adlandırmışlardır. (Oğuz : “aklı selim sahibi” , “çok tecrübeli” demektir.)
Sayfa 55·Kitabı okudu
Altay’ da ise küçüğünden büyüğüne kadar herkes binicidir. Yaya yürümek utanç sebebi sayılıyordu. Çocuğa önce at binmeyi, sonra yürümeyi öğretiyorlardı. Türk, atının yanında gelişiyordu. At, bütün hayatı boyunca onun yanında idi. Mezara bile beraber giriyorlardı.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Üretmek güzeldir..
Demir ocakları, Türk halkının en önemli icadı, sırrı ve kalkanı olmuştur. Türkler, demir ocaklarının sırlarını ağızdan ağıza, babadan oğula aktarıyorlardı. Bu sırdan ancak en güvenilir aileler haberdardı. Demirciler ve metal işleri ile uğraşan bu ustalar Türk halkının her zaman en değerli varlığı ve hazinesi olmuştur! Demircilikle birlikte Türklere inanılmaz bir bolluk ve zenginlik gelmişti.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Bir kişi,gökyüzünü aydınlatan parlak bir çizgi ve gökten düşen bir yıldız görmüştü.Bu bir meteorit idi; büyük siyah bir taştı, Gök’ten gelen misafir hemen fark edildi. Kadim Türkler böylece veya belki de başka bir şekilde, ilk kez “gök demirini” tanımış oldular. Çünkü yere düşen “gök metal”, yani meteorit tamamen demir ihtiva ediyordu. Dünyada hiç kimsenin yapamadığı ve kimsenin de aklına gelmeyen bir şeyi Altay’ da Timur adlı bir Türk gerçekleştirmiştir. Timur, metalden yapılmış bir soba düşünmüştü. Timur, bu soba üzerinde demiri eritmek istiyordu. Bu insanlığın en büyük keşfi olmuştur.
Sayfa 31·Kitabı okudu