Ö.Yücel Ulukanoğlu

Bir GökTürk atasözü der ki ; Kurt yara almadan gücünün farkına varmaz..
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·364 syf.··
2024 3. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 03:05
Yazar güzel konulara değinmiş. Osman Karatay kitabını okumasam şaşırmamak elde olmaz dı. Murad Adji yi tanımakta geç kalmışım umarım en kısa zamanda tüm kitaplarını okumuş olurum.
Kaybolan MilletMurad Adji · Doğu Kitabevi · 201911 okunma
1/10
·196 syf.··
2024 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2024 03:54
Kitabı tavsiye eden arkadaşım Aleviliğin neden çıktığını ve içeride ne yaşandığını anlatmıştı büyük bir merakla başladığım kitaptan aradığımı bulamadım.Kuantumdan girdik.fizikten devam edip,reenkarnasyondan geri çıktık konuları birbirine bağlamakta zorluk çekmiş yazar..
Aleviliğin Kayıp Bin Yılı (325-1325)Erdoğan Çınar · Kalkedon Yayıncılık · 200777 okunma
“Korunmak, korkunun işaretidir… Saldıran cesurdur… İntikam, tabiatın en büyük hediyesidir… Zafere yürüyene yaylar ulaşmaz… Atilla savaştığı zaman sessiz kalan ölmüştür
Sayfa 133·Kitabı okudu
Nihayet 370. yıl gelmişti… Balamir Han, Don’ a çıkmıştı. Alanlar, Türk silâh ustalarının yeniliklerini bilmedikleri için, eskisi gibi savaş dörtgenini kurmuşlar, sessizce saldırıyı bekliyorlardı. Tuhaf bir şey, Türkler bu sefer acele etmiyorlardı. Balamir Han önce bayrağı öptü, yemin ettikten sonra, eski Türk geleneklerine uyarak, askerlerini Tanrı işaretiyle kutsadı. Ve asker düşmana karşı hareket etti. Düşman saflarının önünde de süvariler durmaktaydı. Bir şarkı duyuldu. Okçular öne çıktılar. Çığlık sesi çıkartan okların gürültüsü düşmanın yüreğine korku salmıştı. Sanki Alanların başındaki kötü ruhlar belâyı ve felâketi çağırıyormuş gibiydi. Bu hücum başarıyla sonuçlanmıştı. Kahraman okçular savaşa devam etti. Ağır oklar düşmanı acımasızca öldürüyordu. Bakırdan yapılmış zırhlar, Alanları ancak yumurta kabuğu kadar koruyordu. Türk okları zırhları tamamen deliyordu. Alanlarda panik başladı. Savaşın akışı tam Kıpçakların istedikleri yönde gelişti. Kılıçlar havaya kalkıyor ve her inişte kesiyor, kesiyordu. Kandan dolayı nehir kıpkızıl akıyordu. Türkler bu savaştan muzaffer çıktılar. Onlar iki sene boyunca kızıl akan Don’ a dönmediler. Toprağın, kendisine gelmesi için zamana ihtiyacı vardı. Ancak 372 yılında öncüler, bu sefer şehir ve kasabalara uygun yer seçmek için gelmişlerdi… Arkeologlar, Don havzasında bulunan bütün eski şehirlerin o yıllara ait olduğunu kesin olarak tespit etmişlerdir. Bu şehirler Kıpçaklar tarafından kurulmuştu. Tanais Nehri’nin bu tarihten sonra adı Don olarak değişmişti. “Don” kelimesi Türk kökenli bir sözdür ki, eski zamanlarda “tepeli bölge” anlamına gelmişti.
Sayfa 101·Kitabı okudu