busra

@ydnb·
·
sabitlendi
Geçmişini, ne zaman kesin bir plan yaptığını, ne kadar az günün tasarladığın gibi geçtiğini, ne zaman yüzünün doğal haline büründüğünü, ne zaman zihninin huzursuz olmadığını, böylesine uzun bir ömürde ne başardığını, sen kendin ne kaybettiğini anlamazken birçoklarının senin yaşamından ne kadar çok çaldığını, yersiz kederin, aptalca mutluluğun, açgözlü şehvetin, dalkavukça ilişkinin yaşamından ne kadar çok çaldığını, sende sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün, göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun.
Sayfa 48
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ölmekte olanlar yaşayanlar tarafından, insanlık tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar hijyenik bir şekilde, toplumsal hayatın perde arkasına itilmiştir. Daha önce hiçbir insan cesedi böylesine kokusuz ve böylesine teknik bir kusursuzlukla ölüm döşeğinden mezara gönderilmemişti.
Sayfa 30
Ölüm, yaşayanların sorunudur. Ölülerin sorunu yoktur. Bu dünyada, birçok yaratık arasında, yalnızca insanlar için ölüm bir sorundur. Oysa insanlar, doğum, gençlik, cinsellik, hastalık, yaşlılık ve ölüm açısından hayvanlarla aynı kaderi paylaşırlar. Fakat tüm canlılar içinde sadece insanlar öleceklerini bilir; sadece onlar sonlarını öngörebilir, ölümün her an gelebileceğinin farkındadır; bireyler ve toplumlar olarak bu yok oluş tehlikesinden kendilerini korumak için de özel tedbirler alırlar.
Sayfa 9
Saldırganlığa karşı kendini savunmanın kişileri saldırganlık kadar mutsuz kıldığı düşünülürse, saldırganlık gerçekten de uygarlığa karşı ne büyük bir tehditmiş meğer!
Sayfa 99