Her olaydan ve sıkıntılardan çok şey öğrenileceğine inanıyorum. Hani bir İsviçre dağ köyünde, İtalya’ya bile inmemiş, öyle havaya, göle, ineklere ve çayırlara bakarak yaşayan insanlar tanıdım. Bu tür bir yaşamı mutluluk saymıyorum. Beni etkileyen yaşadığım ülkenin ve batı ile bağların oluşturduğu ikiliktir.
Sanki var olmaktan yorulan ben değilmişim de, nesneler benim bakışımdan yorulmuş gibi… Ben nesnelerin içinde ölmeye başlıyorum… Benim içimde sönen şey, gökte, ağaçlarda, odada, bu yatağın perdelerinde de sönmeye başlıyor…
Bütün bu evren bir kitap ve her birimiz o kitabın birer cümlesiyiz. Tek başına hiçbirimiz küçücük bir anlamdan ya da anlam parçasından fazlası olamayız; her birimizin gerçekten söylemek istediği şey ancak söylenmiş olanın bütünü içinde anlaşılabilir.
Bildiklerim ve bilegeldiklerimle dürüst olmak. Kendi tuhaflıklarıma sadık kalmak. Kaydetmek. Eskiden duyguları, gençlik sahnelerini aktarabilirdim ama hayat çok daha karmaşık artık. Bunun üzerinde çalışmak lazım.