Bir Edebiyat Olayı

Günlükler

Sylvia Plath
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
460
Basım Tarihi:
Eylül 2019
İlk Yayın Tarihi:
1998
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Orijinal Adı:
The Unabridged Journals of Sylvia Plath
ISBN:
9786059908405
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·460 syf.··
2020 12. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2020 02:13
Okuduğum ilk günlük-mektup türündeki kitap Günlükler oldu. Ve her ne kadar genelleme yaptığımı bilsem de bu türün bana hitap ettiğini düşünmüyorum. Ancak tek kitap ile bu kanıya kesin gözüyle bakmayacağım tabi ki. Her neyse... Plath'i okumaya bu kitaptan başlamamın en büyük nedeni Nilgün Marmara'ya duyduğum hayranlıktı ve Nilgün'ün de Plath'e duyduğu hayranlık. Kitap Plath'in gençlik yıllarından ölümüne kadar olan yılları kapsıyor ve bu da Plath'in iç dünyasına, fikirlerine ve hayatına bir yolculuk fırsatı demek. Ve benim için Plath okumak demek, Nilgün'ü daha iyi anlamak demek. Bu neden ile hem bu kitabın hem de Plath'in bende ayrı bir yeri var. Benim için kitaptaki en ilgi çekici öge ise Plath'in de Virginia Woolf'a, Nilgün'ün ona duyduğu hayranlığı duyması. Bence bu üç kadının birbirine bağlanan hayatları ve hayatlarını sonlandırışları irdelenmesi ve incelenmesi gereken bir durum. Belki de sadece tesadüften ibarettir, kim bilebilir. Kısa kesmek gerekirse bu muhteşem yazarın hayatına ve kendisine dair bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun. Sylvia Plath Nilgün Marmara Virginia Woolf Günlükler
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
Puan vermedi·460 syf.··
2025 75. kitabı
O kasvetli ruh halini, bir şekilde yaşama tutunma ve anlamlandırma çabasını okumak hem tanıdık hem de yorucuydu. Sylvia Plath okumak yavaş yavaş ölen bir hastayı izlemek gibi. Sevgisizliğiyle, sadece varlığına tutunmaya çalıştığı ve etrafındaki insanların arasında yaşıyormuş gibi yaptığı 30 yıl. Bu otuz yıla tek bir anlam sığdıramadığı için kayıp gitmiş. Hep bir hedef ve o hedefe ulaşmak için takıntılı çaba. Mani dönemini de, depresif dönemini de okurken hissettiriyor çünkü edebi kaygı barındırsa da içten yazılmış her cümle. İçindeki boşluğu bir dönem akademik başarı ve ilişkilerle doldurmaya çalışıyor. Sonra en dipte ve terk edilmişken Ted Hughes hayatına giriyor. Fırtına gibi bir aşk diyorlar. Ama okurken sadece her gün solup yitmesini izledim sanki. Bitirmek istemedim, bu yüzden aylardır kitaplığımda bekliyordu. O kadar ufak şeylerle ayakta kalmaya çalışmış ki, sadık bir sevginin ondan esirgenmiş olması berbat hissettiriyor. Hep bir umut. İntiharı denemiş, ölümden çok da uzak sayılmaz ama o umut hep içinde. Sevgili eşiyle hızla büyüyen bir sarmaşığa dönüşüyor. Tıpkı kendisi gibi yeşerip yükselirken, bunu tek başına değil onun gölgesinde yapmayı kabul etmişken, solup gidiyor. Yine de kısacık ömründe hep yazmış, içindeki her şeyi sanata dönüştürüp belki hafiflemek istemiş. Çok sevdiğim birini kaybetmiş gibi hissediyorum. Yalnız bırakıldığın için üzgünüm. Yetersiz ya da aptal değildin. Böyle hissettirildiği için de üzgünüm. Umarım huzurlu ve sonsuz uykunda mutlusundur. Eminim hüznün yine de seninledir ama. Tanıştığımıza memnunum. Sylvia Plath okumak sessiz, sakin bir arkadaşınızın iç dökmesini dinlemek gibi de. Okurken biraz sabrı ve anlayışı hak ediyor. Mümkünse sevgiyi de, yaşarken onu bulmamış olsa da.
1000Kitap
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
Plath, bütün yaşam enerjimi aldın
6/10
·460 syf.··
2021 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2021 15:12
Hala okuyorum ama beni çok yoruyor. Genel olarak zor kitaplar okurum aslında. Postmodern, sürrealist, ergotik edebiyat vb na benzer. Yani Ulysses, Ses ve Öfke gibi kitapları okurken bile böylesine zorlanmamışımdır. Bunun nedeni Plath in edebiyatından değil, ruh halinden kaynaklanıyor. Manik depresif bir ruh hali, devamlı mutsuz, karanlık. Okurken yaşam enerjimi alıp götürüyor. Güzel bir güne uyanıyorum, keyifliyim, sonra Plath i okumaya başlıyorum ve aniden o keyifli halim gidiyor. Çapraz okuma yapacağım sanırım. Plath için günün bir saatini ayırıp, 30-40 sayfa okumak yeterli, Plath ile beraber başka bir kitap daha okumalıyım. Tüm yaşam enerjimi Plath in manik depresif ruh haline kurban etmeye niyetim yok.
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
Puan vermedi·460 syf.··
2020 71. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 10:34
Kadın kendini kötü hissettikçe ben kahroldum. Çeviriyi beğenmedim diyeceğim ama kadının şiirlerine baktım biraz, allah çevirmene sabır versin. Bunlar nasıl kelime seçimleri yavrucum? Çok heyecanlıydım okumak için ama istediğim etkiyi yaratmadı üstümde. Günlüklerin arasına kadının o dönem nerede yaşadığını ne yaptığını kısa bir şekilde açıklamaları çok hoşuma gitti. Genel olarak depresif bir okumaydı. Yani kadının intihar ettiğini düşünürsek garip değil. Bazı cümleleri “Bir Edebiyat Olayı” alt başlığının hakkını sonuna kadar veriyordu.
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
Puan vermedi·460 syf.·
2026 14. kitabı
Günaydın sevgili arkadaşlar, Yine harika bir eser ile geldim karşınıza ve ilk araştırmaya başladığımda bir sürü "Günlükler" ismiyle yazılmış kitapla karşılaştım ama en çok ilgimi çeken Sylvia Plath’ın yazdığı Günlük eseriydi.İsminden de anlaşıldığı gibi yazarımızın gençlik yıllarından ölümüne kadar tuttuğu kişisel günlüklerinden oluşuyor.Kitap bir roman değil;yazarın gerçek düşüncelerini,korkularını,aşklarını, yazarlık mücadelesini ve depresyonunu doğrudan aktardığı otobiyografik bir eser.Bende gençlik yıllarımda uzun süre günlük yazmış biri olarak günlük yazan insanların eserlerini severek okurum. Kitabımızın içerisinde,yazarlık arzusu,mükemmeliyetçilik,yalnızlık,aşk ilişkileri,kadın,kimliği,depresyon ve yaşam korkusu ile devam ediyor.Kitap boyunca Plath’ın hem çok güçlü hem de çok kırılgan bir karakter olduğunu okudum. Özellikle “başarılı olma baskısı”kitabın merkezindeki temalardan biri.Bu kitapta yine duygularını doruklarda yaşayan Plath'ın ve bu duyguların okura geçeceğinden eminim.Günlük bir eser olmasına rağmen edebi dili ok güzel ve etkileyici aynı zamanda şiirsel tadında.Özellikle genç kadınların hem başarılı ve hem kusursuz olması baskısını çarpıcı bir dil ile anlatmış. Okumak isteyenler için kısa bir spoiler vermek istiyorum.Kitabımız biraz yavaştan ilerliyor ve bazen sıkılabilirsiniz ama asla pes etmeyin lütfen okumaya devam edin. Son olarak,bu kitap aslında bir insanın zihninin içine girme deneyimi gibi.Sylvia Plath’ın hem üretme tutkusunu hem de kendi içinde verdiği savaşı çok çıplak biçimde gösteriyor.Okuması zaman zaman zor ama etkisi uzun süren kitaplardan biri. Şimdiden okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
7/10
·460 syf.··
2022 10. kitabı
2017'de okuduğum kitaba düştüğüm notları bugün tesadüfen buldum: Sylvia Plath en büyük korkularının gerçeğe dönüşmesini sağlayacak kadar tutkulu bir huzursuz. “Eninde sonunda beni mahvedecek şeyleri arzuluyorum ben.” Plath’in yazma sancıları; çalışma, yoğunlaşma konusunda çektiği zorluk, öz kuşkuculuğu, dönem dönem kabuğunu yırtma gücü ve ardından gelen değersizlik, kıskançlık hisleriyle boğuşması, Virginia Woolf'la kurduğu bağ, kendini onunla karşılaştırma ihtiyacı. (Ve bu zincir bugün de yeni halkalarla devam ediyor.) Yıllara yayılan günlüğündeki sayfalar aslında birbirinin tekrarı, bir kısırdöngüyü gözler önüne seriyor. Plath ara ara umuda sarılsa da genel olarak kendi hapishanesinden çıkamayan biri. Onun intihar ettiğini, yani ne yaparsa yapsın bir çıkış yolu bulamadığını bilerek “Bugün çok daha umutluyum” yazdığı günleri ciddiye almanın imkânı yok. Kitabın sonunda yazdığı gibi Plath intihar etmeden çok daha önce ölüyor aslında.
Hayat ve İnsan
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,674 okunma
10/10
·540 syf.·
2018 112. kitabı
Nereden başlanır ki buna? Kitap bitti. Bomboş duvara baktım. İzledim... Müzik falan da yok bu sefer. Sessizlik istiyorum sadece. Gözyaşlarım ve sessizlik. Bu evde mümkün değil tabiki bu. Yazmak için geceyarısını bekleyeceğim dedim. Ama işkenceydi bu kendime. Ruhum bedenimden ayrılıyordu sanki. Nefes alamadım. Gerçekten alamadım. Tuvalete koştum. Elimi yüzümü yıkayıp bıraktım kendimi. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Ağladığımı kimse görsün istemem ben. Birkaç kişi görmüştür. Hatta hiç ağlayıp ağlamadığımı soran arkadaşlarım olmuştu. Al işte. Annem girdi odaya. Gece yarısını bekleyemeden yazmanın cezası. Kapıyı neden kapatmışım. Kafamı ona çevirmeden cevap verdim: "Ses geliyor" dedim. Bakarsam ağladığımı görür, binbir türlü soru sıralardı. Neyseki açıköğretim okuyan biriyim. "Ders mi çalışıyorsun?"dedi. " Evet. " dedim. Ve kapıyı kapatıp gitti. Rahatım artık, geceyi beklemeden yazabilirim. Hep böyle oluyor işte. Onları düşünmekten, görmesinler diye bir şeyleri gizliyorum. Görüp de üzülmesinler diye. Sorarlarsa gizleyemem söylerim çünkü. Söylersem, anlatırsam üzülürler diye. Seviyorum ailemi, onlar beni ne kadar üzseler de seviyorum. Sylvia nefret etmiş annesinden. Babasını uzaklaştırdı diye. Bu yüzden bir sürü flört edinmiş babayı bulmak için. Ayrıca annesi bakire olarak evlenmen gerek diye baskı yaptıkça, o daha çok erkekle birlikte olmuş evlenene kadar, annesine nefreti yüzünden. Kuklayım bende. İplerim babamın elinde. Ne yana çekerse oraya doğru hareket halindeyim. Annemde sanardım ipler küçükken, babam her şeye izin verir annem vermezdi. Oysa annem için her şey netti. Ya var ya yok. Babam için öyle değil. " Bizden ayrı yaşaman doğru değil. Ailesiz bir hayatta yaşanmaz. Ailenden uzaklaşırsan mutlu olamazsın. Zaten gittiğin yerde sana destek olacağımızı sanma. Rizedeki
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,674 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2021 14:47
"Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım." Hayatı boyunca binlerce kez bunları düşünen ve "Bu kadar fazla düşünmeseydim çok daha mutlu olurdum," diyen güzeller güzeli Sylvia... Çocuk yaşta babasını kaybeden, annesiyle arasına duvarlar ören, anlaşılmayı beklerken anlamayı reddeden, çok zeki bir kadın Sylvia... Herkesin imrendiği okullarda burslu olarak okuyan, beyaz atlı prensini bulana kadar fırtınalı bir hayat yaşayan, hep baba sevgisinin yokluğunu hisseden, "Yazmazsam, yazamazsam Sylvia olamam" diye kendini büyük bir kısırdöngünün içine hapseden bir kadın Sylvia... Deliler gibi aşık olarak evlendiği eşi Ted Hughes'un büyük kısmını sansürleyerek ilk kez yayımlattığı Günlükler, Slyvia Plath'ı anlatmış bir nebze de olsa bizlere. Bazen yazdıklarıyla, bazen yazamadıklarıyla, bazen de sustuklarıyla... Otuz yıllık yaşamına unutulmaz eserler sığdıran müthiş bir kalem, muazzam zekâsıyla kendine hayran bıraktıran çok özel bir kadın Sylvia... Çok dokunaklı, hüzünlü bir okumaydı, yer yer boğazınıza oturan yumruyla başbaşa kalınan bir okuma... Önyargıyla değil empati yapılarak okunmayı hakeden bir eserdi kesinlikle. Herkesin tek bir hayatı var yaşaması gereken acısıyla, tatlısıyla, hüznü, mutluluğuyla... Ne şekilde yaşamak ise kişinin tasarrufunda olan bir süreç. Yargılamak, eleştirmek kimsenin haddi değil. Bu dünyadan bir Sylvia Plath geçmiş, kâh ağlamış, kâh gülmüş ve bir yerde artık ne düşünmek istemiş, ne ağlamak, ne gülmek, sadece susmak istemiş, susmak ve susmak...... Sevgiyle Sylvia...
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,674 okunma
Sylvia Plath ve Onun Arka Bahçeleri
Puan vermedi·540 syf.··
2025 31. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 22:06
Birinin günlüklerini okumak garip bir hisle yürütüyor sizi. Sanki tüm gizli odalarına giriş yapıyorsunuz ve sadece size açıklıyor kimseye anlatamadığı sırlarını.. Bir anda yazarla dostluk kuruyorsunuz, siz artık bir okuyucu değil bir dert ortağı,bir dost , bir buluşma yerisiniz . Herşeyden önemlisi okuyucu yerine yazarın sığınağı oluyorsunuz. . Biraz da sen anlat diye başlıyorsunuz kitaba iyi bir okuyucu iyi bir dinleyicidir aynı zamanda , yargılamıyorsunuz. Ben de böyle hissetmiş ben de böyle düşünmüştüm diyerek bölüşüyorsunuz sizde uyandırdıklarını. Elimizde iyi bir dostlukla sonlandırıyoruz hayatı..
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,674 okunma
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 21:26
Bu kitap aslında klasik bir “günlük”ten biraz daha ağır. Çünkü Sylvia Plath sadece gününü anlatmıyor; kendini didik didik ediyor. Yani okurken olaylardan çok bir zihnin içine giriyorsun. Ve o zihin… oldukça yoğun, bazen yorucu, bazen de rahatsız edici derecede dürüst. İlk bakışta, bir genç kadının hayatını, aşklarını, okulunu ve yazarlık hayallerini anlattığını sanabilirsiniz. Ama kitap, yüzeydeki olaylardan çok, zihnin derinliklerine iniyor. Plath burada kendisiyle tamamen yüzleşiyor. Ve o yüzleşme öyle bir yüzleşme ki, bazen okuyanı rahatsız ediyor, bazen hayran bırakıyor. Kitap, Plath’ın gençlik yıllarından başlayarak hayatının farklı dönemlerini kapsıyor. Üniversite yılları, yazarlık hevesi, aşkları, kırılmaları, kendine duyduğu güvensizlik… Hepsi var. Ama bunlar “şu oldu, sonra bu oldu” şeklinde değil. Daha çok “ben neden böyle hissediyorum” üzerinden ilerliyor. Bu yüzden klasik bir hikâye akışı beklemek pek mantıklı değil. Plath’ın en belirgin tarafı şu: Kendisiyle asla nazik değil. Sürekli kendini eleştiriyor. Yetersiz buluyor. Bazen yazdıklarını beğenmiyor, bazen dış görünüşünü, bazen de kişiliğini. Hatta bazı yerlerde, kendine karşı acımasız denecek kadar sert. Bu durum bir noktadan sonra insanı ikiye bölüyor; bir yandan “bu kadar da yüklenilmez kendine” diyorsun, diğer yandan o dürüstlüğe saygı duyuyorsun. Aşk konusuna geldiğinde de durum çok farklı değil. Seviyor ama rahat sevmiyor. Hep bir kaybetme korkusu, yetememe hissi, karşı tarafın gözünde küçülme endişesi var. Özellikle ilişkilerinde kendini sürekli tartan, ölçen, yeterli olup olmadığını sorgulayan bir tarafı var. Bu da okurken biraz iç sıkıyor açıkçası. Yazarlık meselesi ise kitabın omurgası gibi. Plath için yazmak sadece bir uğraş değil, var olma biçimi. Ama işin ironik tarafı, en çok da burada
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,674 okunma

Yazar Hakkında

Sylvia PlathYazar · 16 kitap
Sylvia Plath, Amerikalı şair ve yazardır. Trajik yaşamı ve intiharıyla tanınan Plath, aynı zamanda yarı otobiyografik bir roman olan ve depresyonu üzerine ayrıntılı bilgiler veren Sırça Fanus kitabının yazarı olarak bilinir. Anne Sexton ile birlikte, Plath gizdökümcü şiirin önemli isimlerinden biridir. Hayatı; 1932 yılında Alman bir baba ve ABD'li bir anneden, Massachusetts'te doğdu. Profesör olan babası 1940 yılında öldü. Plath ilk şiirini 8 yaşında yayımladı. Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu. 1950 yılında bursla girdiği Smith College'deki ikinci yılında ilk intihar girişimini gerçekleştirdi ve bir akıl hastanesine yatırıldı. 1955'te Smith College'den summa cum laude derece ile mezun oldu. Kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi'ne giderek çalışmalarını burada sürdürdü ve şiirlerini üniversitenin öğrenci gazetesi olan Varsity'de yayımladı. Plath burada 1956 yılında evleneceği İngiliz şair Ted Hughes'la tanıştı. Evliliklerinin ardından Boston'da yaşamaya başladılar. Plath, hamile kaldıktan sonra ise İngiltere'ye geri döndüler. Plath ve Hughes, Londra'da kısa süre yaşadıktan sonra North Tawton'a yerleştiler. Çiftin Sylvia'nın kıskançlık krizleriyle başlayan sorunları bu dönemde başladı ve ilk çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Sylvia Plath Londra'ya geri dönerek boşanma işlemlerini başlattı. Kiraladığı evin eskiden İngiliz şair William Butler Yeats'e ait olduğunu öğrenen Plath bunu iyi bir işaret olarak değerlendirdi. 1962-1963 kışı Plath için çok zor geçti. 11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti. İntiharıyla ilgili olarak kocası Ted Hughes eleştirilere maruz kaldı. Hughes yıllarca bu konuda konuşmadı. Daha sonra anılarını yayımladı. 1963 yılında daha 30 yaşındayken intihar eden Plath'ın hayatı, Oscarlı oyuncu Gwyneth Paltrow'un ünlü şairi canlandırdığı "Sylvia" filmine de aktarıldı. Plath'ın Türkçe'ye çevrilen eserleri arasında bulunan "Sırça Fanus" adlı romanı, birçok kişi tarafından ilk Amerikan feminist romanı olarak değerlendirilir.