Yarı kurt yarı insan melez Serena kendi tabirleriyle buçukluk Serena ve Alfa Koen’in hikayesini okuyoruz. Ben aşırı merak ediyordum. Beklentimi karşılamadı ama olaylar açısından ve Serena’nın parlak karakterinden dolayı da sevmedim de diyemiyorum. Gelin kadar güzel değil ama yerden yere vurulacak kadar kötü değil. Güzel başlayıp ortalama bir kitap olarak bitiyor. Serena’nın hikayesini, herkesten sakladığı tarafını ve bol bol olaylar karşısında ki bakış açısını okuyoruz ki aşırı üzüldüğüm bir karakter oldu. Gelin de okuduğumuz her şeyi alaya alan kızın başka türlü davransa hayatta kalamayacağını öğreniyoruz. Gelinde ki hislerimden dolayı çok pişmanım çünkü orada sevmemiştim.
Kitabın konusunu anlatmaktansa hislerime yer vermek istiyorum mesela yan karakterlere verilen ağırlık Koen ve Serena’nın arasındaki aşka verilseydi keşke. Kitap çok güzel olabilecekken aynı çizgide ilerliyor. Bu da bir yerden sonra sıkıyor. Aralarında ki aşkı okumak istiyorsunuz ama yazar bir türlü o kısma geçiş yapamıyor bu da haliyle sıkılmanıza sebep oluyor. Son sayfalara kadar da itiraf yok bir şey yok aşk yok Koen’in bakış açısı yok. Kurguyu sevdim, Serena’ya bayıldım, Koen eahhh işte o da tamamen olayları onun gözüyle okumamamızdan dolayı. Tamamen ezbere gidiyoruz tahmin ediyoruz hımmm dişlerini mi sıkıyor seviyor demek ki, yumruğunu mu sıkıyor arzuluyor demek ki, gözlerini mi kapıyor onun yanında olmak istiyor demek ki. Klasik Ali erkek karakterin duygularını kapalı yazıyor ki biz tahmin edebilelim.
Kitapla ilgili eleştireceğim tek şey şu yaa hee fırsatta Serena’nın araya sıkıştırdığı eski erkek arkadaşları yok öyle sevişti yok şöyle erkek arkadaşları oldu bizene ya sorsana bize okumak istiyor muyuz Serena’nın eski erkek arkadaşlarıyla olan ilişkilerini. Tam unutuyorsunuz yeniden bahsi