Kendini dış dünyadan soyutlamış, iş çatışmaları olan yeraltı denilen karanlığa çekilmiş tutarsız bir adam. Karakterimiz ailesiz büyümüş, hayatı boyunca kimse tarafından istenmemiş, hor görülmüş. Sevginin ne olduğuna dair en ufak fikri yok. Sevgiyi sadece sevenini zorbalamak, aşağılamak, hükmü altına almak gibi eylemler ile bağdaştırıyor. Kendisini aşağılık, zavallı, aciz gördüğü için diğer insanlarıda böyle tanımlıyor. Her şeye gücenen, fazlasıyla hassas ve kırılgan karakterimiz bu sebeple insanlardan nefret ediyor ve intikam duygusunu benimsiyor. Kendi hayal dünyasında yaşayan bu adam zorunda olduğunu bildiği için gerçek dünyada rol yapıyor. Oldukça karmaşık bir psikolojiye sahip. Okb'den tut anksiyeteye, kişilik bozukluğuna kadar bir çok psikolojik rahatsızlığın izlerine rastlıyoruz. Eğer bu karakter günümüzde yaşıyor olsaydı ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde olurdu. Bir hipotez ortaya atmak isteseydim belki de yeraltı diye adlandırdığı yerin akıl hastanesi olduğunu söyleyebilirdim. Karakterimiz romanın başından beri hür iradesi olduğunu kendisine kanıtlamak için bilinçle yanlış seçimler, hatalar yapıyor. Eğer kendi kötülüğünü isteyemiyorsa hür irade ne işine yarar ki? İşte gerçek bir başkaldırı. İşte özgürlük...
“Liza, iyi biri… olmama… izin vermiyorlar.”