Sen biliyor musun Al Yazmalım Selvi Boylumu Biliyor musun Asya’yı İlyas’ı İşte İlyas’ı gitti Asya’nın, bir devir gitti. Sen bakma Asya’nın Cemşit’e gidişine O film icabıydı İlyas Asya’nın yüreğinden o zaman değil Şimdi gitti, film yeni bitti… Ali İhsan Konuklu
Fan sayfanla kıyaslıycan önüne düşse beş bin am Ben kalemle cenge çıktım, menziline bi 5-1 al Adam yerine koymadınsa hudutlarını geçti bak Sokaklarda pahalı popon, internette 5 lira İlhamını sökerim oğlum bağladığın o periyi kesip Yeni bi manita buldun demek, başkasının eliylesin Devir devlet hazinesi, bu gerkeç Hiphop definesi Senin Hiphop ise Brooklyn'de Cemil İpekçi defilesi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bıraktığıma pişman değilim.
Herkesin ailesinin maddi durumu iyi değil. Benim ki de öyle. Burası Avrupa değil. Kirada kalmak için bile asgari ücretli olarak ek maaş gerekebilir. Öğrenciler tek maaşla hem okuyup hem çalışarak bir evde kalamaz. Ancak birkaç kişi ev tutarsa ortak kiraya çıkar ve çalışırlar. Onda bile para her şeye yetmez. Devir değişti. Bu çağın insanları sürünmek değil, yaşamak istiyor. Aklı çalışmayan anlamaz. Doğru söylüyorlar. Ben kendime yeni kıyafetler üniversitede alamadım.Eski üniversitemde mesela yemekhanedeki yemekler o kadar kötüydü ki aç kalıyordum. Devletin verdiği üç kuruş burstu. Bursu krediye çevirip kullanmaya başladım. Halam bana para verirdi. Annem bana para verirdi. Ama asla yetmezdi. Aldığım para 4 bin bile değildi. Yurt kirası, telefon faturası ve aç kalınca dışarıdan yenen yemekler. Eğitim kitapları. Ben dışarıda keyfi harcama genelde yapamazdım. Yol ücreti falan derken zaten sıkışırdım.Sürekli borçlanırdım. Onu ödemekle uğraşırdım. Kesinlikle devlet öğrencileri adam yerine koymuyor. Ama çözüm okulu bırakmak değil. Ben mesela açıköğretime en son geçtim maddi sorunlardan dolayı. Aile evinde kalıyorum artık. Eski bölümü bıraktım maalesef. Yemeğim evde, kıyafetim evden. Tek sorun ders ödemesi. Onu da güç bela ödüyoruz. Mesela şu an dışarıda işe girsem ancak böyle hem çalışıp okuyabilirim. Başka türlü örgün öğretimde hem okuyup hem çalışmak zor.
1000Kitap
Küresel Güç Siyasetinde "Kasıtlı Çözümsüzlük" ve Güvenlik Paradoksu: Böl-Yönet Mirasından Bölgesel Kırılmalara Uluslararası siyasetin tarihsel akışı incelendiğinde, coğrafi sınırların ve egemenlik alanlarının belirlenmesinde küresel güçlerin bıraktığı yapısal mirasın, bugünkü jeopolitik krizlerin temel yakıtı olduğu görülmektedir. Emperyalist vizyonun bir sonucu olan ve siyaset biliminde emperyal miras olarak tanımlanan bu durum, sömürgeci güçlerin bir bölgeden fiziki olarak çekilirken arkalarında kalıcı barış hatları yerine pimi çekilmiş el bombalarını andıran kronik sorunlar bırakması esasına dayanır. Kasıtlı çözümsüzlük olarak nitelendirilebilecek bu strateji; egemenlik çatışmalarını körüklemek, yeni kurulan yapıları eski hamilerine bağımlı kılmak ve bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek amacıyla yüzyıllardır sistematik bir biçimde uygulanmaktadır. Fiziksel varlığını sonlandıran sömürgeci irade, ardında bıraktığı istikrarsızlık alanları sayesinde bölgenin geleceğine ipotek koymaya devam etmekte, krizlerin kendisini sistemin devamlılığını sağlayan birer yakıta dönüştürmektedir. Bu sistematik mirasın en somut ve kanayan örnekleri, Güney Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bugün bile sıcak çatışma potansiyelini korumaktadır. İngiltere’nin bin dokuz yüz kırk yedi yılında Hindistan alt kıtasından çekilirken apar topar çizdiği sınırlar, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ancak yöneticisi Hindu olan Keşmir bölgesini tam bir belirsizliğe mahkûm etmiştir. İngiliz sömürge aklının arkasında net bir hukuki statü bırakmadan çekilmesi, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürüklemiş ve Keşmir’i kalıcı bir istikrarsızlık merkezine dönüştürmüştür. Benzer bir sınır mühendisliği, bin sekiz yüz doksan üç yılında çizilen
Tarih
19.06.26 | değişim
Bölüm bitiyor sanırım, saçmalamıyor abartmıyorum.. artık bu bölümün son demlerimde gözümdeki ışıltı manasını kaybediyor daha çok cinnete yaklaşır oldu sanıyorum. bu aralar birçok şey de sanıyorum, sanmak güzelşey, hüzünlü şey, değişik bişey biliyorum. velhasıl bakışlarım değişti devir kapanıyor ve benimmm hiiiççç yetişesim yok. hayata, kendime...geleceğimin imar planları da var evimiz her köşesinde okul bitiyor ve yeni muhtemeller şenlendiriyor akşam yemeklerimizi ve yine muhtemelen geçmişine söveceğim geleceğim kapının eşiğinden yahut yok yok şu kitapların arasından bana bakıyor, kafama hangi kitabı fırlatıyor kim bilir? ne olacak neler göreceğim meçhul...merakla mı geçirmeliyim ki bekleyişi? çağrışım kanunum beni sürekli "çaresizilik" kelimesine mahkum ediyor, bu sözcüğün etrafında tavaf etmeden "ah" etmem öylede prensip sahibiyim.. beklemek arafın zulmü, evet evet oranın cezası... ve ben sürekli ama sürekli "çare'yi" arıyorum yokluk vaadine rağmen.. gidipte çareye "siz" demesem "sen" desem olay çözülecek biliyom da ne geldiyse başımıza kibarlıktan geldiği için biliyorsun yine hitabımı değiştirmeyeceğim :) hayır benim adım hıdır da değil ki elimden geleni neden yapıyorsam... keşkeleri mi? pişmanlığı mı? havuz başında mankenliği mi? heykelliği mi? birisini seçebilsem böylemi olurdu sonumuz... ah ah neyse kim olduğunuzu bilmediğim sevgili dostlarım bugün bir tostt yemişim olaayyys (hemde çiftkaşarlı) hastane tostları cihangirdeysen çok dostane tosttur bu da kulağınıza küpe olsun.. baaayyys
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap