İmparatorluğun İçtimai Evrimi
Esaslı hatlarıyla imparatorluğun evrimi şu safhalardan geçmiştir: 1. Merkezleşme Devri 2. İstila Devri 3. Kuruluş Devri 4. Mücadele Devri 5. Statik Devir 6. Dağılma Devri İmparatorluğun parçalanması birçok devirlerde ayrı ayrı neticeler doğurur: 1. Kuvvetli bir feodalizm doğurmuştur. 2. Yeni istilalar, yeni imparatorluklar meydana getirmiştir. 3. İmparatorluk bazen de büyük endüstri kurmuş milletlerin hükmüne girmiştir.
Sayfa 122 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
İstanbul'da iki devir oldu: Biri İstanbulin; diğeri redingot devri.. Osmanlılar hiçbir zaman bu lstanbulin devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar olmadılar. Tanzimatı Hayriye'nin en büyük eseri, İstanbulinli Istanbul Efendisidir. Bu kIyafet dünyaya yeni bir insan tipi çıkardı ve Türkler bu kıyalet içinde ilk defa olarak vahşi Asya ile haşin Avrupa'nın arasında gayet hususi yeni bir millet gibi göründü.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Merkezî otoritenin sarsıldığı dönemde, Osmanlı idaresindeki bozuklukları bize en yetkili bir biçimde yansıtan kaynak, hiç süphesiz, adâletnâme'lerdir. Adâletnâme, devlet otoritesini temsil edenlerin, reâyaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmalarını, kanûn, hak ve adâlete aykırı tutumlarını; olağanüstü önlemlerle yasaklayan beyannâme şeklinde pâdişah hükümleridir. Anadolu Beylerbeyine, sancak beylerine ve kadılara 1595'te III. Mehmed'in cülûsunda gönderilmiş olan adâletnâme, ilk defa imparatorluğun içine düşmüş olduğu kargaşayı ve yaygın hale gelmiş yolsuzlukları, alışılmamış bir dille ifade eden ve aykırı hareket eden görevlileri şiddetli cezalarla tehdit eden bir adâletnâmedir. Bu adâletnâmede, I. Süleyman dönemi kanûnlarının çiğnendiği, kanûna aykırı birtakım "bid'at"lerle reâyadan alınan resim ve vergilerin ziyadesiyle artırıldığı, genel bir şekilde belirtildikten sonra başlıca yolsuzluklar şöyle sıralanmaktadır: 1. Vezirler, beylerbeyiler, onların vilâyetlerdeki ajanları olan voyvodalar, sancak beyleri, subaşılar, evkaf ve emlâki idare edenler, saray gözdelerine verilmiş köylerdeki kâhyalar, vergi toplayan emînler ve mültezimler, kadı nâipleri sık sık, 10 veya 15 atlı ile vilâyete devre çıkmakta, her indikleri köyde reâyaya kendilerini ve hayvanlarını bedava besletmekte, yetkilerini aşarak fazladan para toplamaktadırlar. 2. Vilâyetin güvenliğinden en çok sorumlu olan sancak beyleri ve subaşılar, eşkiyayı yakalayacakları yerde onlarla ortak olmaktadırlar. 3. Vilâyetlerdeki pâdişah kapıkulları veya bu adı takınmış olan bazı kimseler, gruplar halinde köy ve kasabalar üzerine gidip reâyayı soymakta, onların kaçıp dağılmalarına sebep olmaktadırlar. Adâletnâme, reâyanın bu zulümler yüzünden köylerini bırakıp dağılmış bulundukları noktasını vurgulamaktadır. Bu adâletnâme,
Sayfa 324 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
"Klasik devir Osmanlı Şurayı, bizim Topkapı Sarayı dediğimiz Saray-ı Amire de 19. yüzyılın modern dünyasında devletler sistemi içindeki bir büyük devletin klasik evi olarak işlevini tamamlamış ve görevini yeni saraylara devretmek zorunda kalmıştır. Topkapı’nın bu görevini ilk olarak Dolmabahçe Sarayı üstlenmiştir."
I. Bayezid devrinde (1389-1402) Toroslar'dan Tuna'ya kadar ilk Osmanlı merkezî imparatorluğu kuruldu. Osmanlı sultanı bu devirde dahi Arap kaynaklarında "Ucların hükümdarı" (Sâhibu'l-Ucât) sıfatıyla anılırsa da, o büyük bir İslâm imparatorluğunun sahibi olarak kanûn koyma ve idareyi teşkilatlandırma sahasında yeni bir aşamayı temsil eder. Eski Osmanlı rivâyeti onun devrini, merkezî hazineyi takviye, yeni vergiler koyma, defter ve tahrîr usullerinin uygulanması, kadılık kurumunda reform gibi birçok yeniliklerin uygulandığı bir devir olarak sunar. Böylece, Şerîatın çiğnenmiş olduğu iddia olunur. Bununla beraber, devrinde Mısır uleması tarafından büyük saygı ile kendisinden bahsedilen meşhur Osmanlı âlimi Mehemmed Fenârî, Şerîatın temsilcisi sıfatıyla onun zamanında devlet işlerinde nüfuz sahibi oldu. Keza, Câmi'u'l-Fusûleyn adlı eseri yüzyıllarca kullanılmış olan meşhur fıkıh âlimi ve ihtilalci Şeyh Bedreddîn Mahmud aynı devirde yetişmiştir. 1416'da Şeyh Bedreddîn ayaklanması, bir bakıma, merkezin gittikçe kuvvetlenen Sünnî ve devletçi karakterine karşı, askerî sınır uc eyâletlerinde ve göçer Türkmenler arasında kendini gösteren hoşnutsuzluğun bir sonucudur. Devletin bu hareketi ezmesi, Şerîatı temsil edenlerin idarede güç kazanmasını, hatta Bayezid devrinde uygulanmış bir kısım önlemlerin kaldırılması sonucunu vermiştir. Bunu, evkaf ve emlâkin idaresinde, yerel bey ailelerine verilen ödünlerde tespit etmek mümkündür.
Sayfa 229 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Çağdaş buhranın bașlangıcı ise 14. asır. Çözülüş bu dönemde başlar, inanç birliğinin yerine kan birliği, yani kavmiyet geçer. Bașka bir deyişle Yeniçağ, 16. asırda değil, 14. asırda başlamıştır. Rönesans'la Reform birer sonuç, ama her ikisi de bir yükseliş veya kalkınma değil, birer çöküş. Rönesans, bilgi ve sanat sahasında, ananevi olandan kopuşu ifade eder; Reform, din sahasında. Şașılacak olan, Ortaçağ'ın çabucak unutulması. 17. asır aydınları için, böyle bir devir âdeta olmamıştır. Uzun zamandan beri bilinen fakat halka yayılmayan bazı hakikatler. yeni keşiflermiş gibi takdim edilir. Matbaanın keşfi gibi Amerika'nın keșfi gibi. Oysa, Ortaçağ boyunca da, Avrupa ile Amerika arasında devamlı temaslar vardır. Ortaçağ'ın bir karanlıklar devri, bir cehalet ve barbarlık devri olduğu da gerçeklere pek uymuyor.
Sayfa 440 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu