Babamla yaşadığı yıllarda İstanbul ve Paris salonlarında yazarlar ve entelektüellerle ahbaplık etmiş, Berlin'de renkli ve aktif bir sosyal yaşamı olmuştu. Üstelik aile üyelerinin canlı, yaratıcı, duygusal kişiliklerine alışkındı... Ama şimdi, kadınların cahil bırakıldığı, ancak ailelerine bakıp günlerini alılveriş ya da birbirlerini ziyaretle geçirdiği, erkekleriyle kaynaşmadığı bu sınırlı toplumda bunalıyordu. Yalamındaki boşluğu sanatıyla doldurmaya çalışıyordu. Gerçi evde bir odayı kendine atölye yapmıştı ama oraya gittikçe daha az uğruyor, barınağı olarak düşündüğü yatağında çalışmayı yeğliyordu.