Fetih, büyük rüyalar sonrasında hayat bulur; işgal ise amansız ve acımasız hayallerin zuhuratı ve vukuatı olan şeytani bir eylemdir.
İşgal, hayalcilerin tahrip ve yıkım eylemidir; fetih ise, hayata ruh katan, insana oluş ve varoluş sırrını keşfettiren, herkese ve her şeye hayat bahşeden bir büyük rüyanın tahakkuk etmesi, “barış/İslam” , esenlik ve adalet yurdunun tesis edilmesi fiilidir.
Ana diliniz bir şekilde kelimeleri verir size ama medeniyet dili, ana dilinizi zenginleştirecek bu medeniyet dili ise kavramları verir. Bizim medeniyet dilimiz temelde Arapçadır ama Kur’an Arapçası. Medeniyet dili, kavramları verir ve kavramlarımıza ruh üfler. Aynı şekilde İngilizceye, Fransızcaya bakın göreceksiniz Latinceyi, özellikle de Grekçeyi çekip çıkarın aradan, Batı uygarlığı düşünme yetisini yitirir.
Vaktinde üç büyük ihanetten bahsetmiştim. Tanpınar’ın sözünü ettiği propagandist, yeni bir dünya icat etmek, sahte bir dünya icat etmek; köksüz, ruhsuz, temelsiz, tabansız, tavansız, gök kubbesiz bir dünya icat etmek. Tarih yapan bir toplumun, tarihin akışını değiştiren bir toplumun, dünya tarihini değiştiren bir toplumun tarihte tatil yapan bir figürana dönüşmesidir bu. Artık müslümanlar tarih yapmıyor, tarihte tatil yapıyorlar. Birileri tarih yapıyor biz o tarihin önünde sürükleniyoruz. Yüz sene önce böyle değildi. İki yüz sene önce hiç böyle değildi. “Bugün” burada değil çünkü biz burada değiliz. “Dün” buradaydı çünkü biz buradaydık. İslam hâkimdi buraya.