“Yaşamanın en iyi yolu, sonu akılda tutmaktır: ölümü" değil, "sadece söylediğine, düşündüğüne, inandığına değil, gerçekte ne yaptığına ve sonunda gerçekten ne olduğuna bak”tır.
Zira insanlar pek çok konuda ekseriyetle hiçbir kesin inanca sahip değildir; ne istediklerini ya da bir şeyi neden yaptıklarını çoğu zaman bilmezler bile; hatta ne istediklerini bilseler ya da bildiklerini iddia etseler bile, genelde istediklerini iddia ettikleri şeyi neden tam olarak istediklerine dair tutarlı bir açıklamaya sahip değillerdir; -belli inanç ve arzulara sahip oldukları sürece- inanç ve arzu sistemlerinin hangi kısımlarının "etik ilkeler”den ve hangi kısımlarının (salt ampirik) "çıkarlar”dan teşekkül ettiğine dair hiçbir fikirleri yoktur.
Ali Rıza Paşa bir gün Ahmet İzzet Paşa'yı ziyaret eder. Sohbet esnasında aleyhimde birtakım dedikodular yapar ve bu dedikodulara mühim bir keşfini de ilave eder: "Cumhuriyet yapacaklar, cumhuriyet!" diye bağırır.
Devletin, içine düştüğü çöküş uçurumunun korkunç derinliğini görmeyen zavallılar, elbette ciddi ve gerçek çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü o ciddi ve gerçek çare kendilerini daha çok korkutur. Bunun sebebi de akıl ve anlayışlarındaki sınırlılık, tabiat ve ahlaklarındaki zaaf ve yozlaşmadır.