İnanç, bilgi açısından ne reddedilebilecek ne de sadece kabul edilebilecek bir mahiyettedir. Bu durum, kendini eleştirel biçimde sorgulayan ve öğrenmeye açık bir aklın, dini inançların mevcudiyetiyle yürüttüğü tartışmanın henüz tamamlanmadığını yansıtır.
Dinler her zaman kültürel süreçlerin bir parçası olmuş ve farklı biçimlerde çeşitlenmiştir. Modern bir din tanımı, dini gerçekliğin bu çeşitliliğini yansıtabilmeli ve aynı zamanda onun çelişkili yönlerini de tartışmaya açabilmelidir.
Modern toplumlar arasında yalnızca, salt insani olanın ötesine uzanan dini geleneklerinin asli muhtevalarını sekülerlik alanına aktarabilen toplum, insani olanın özünü muhafaza edebilecektir.
“Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.”
Mustafa Kemal Atatürk