Bu kitabı sevmememin birkaç sebebi:
1) Daha önce Oğuz Atay okumasaydım belki bende Türk Edebiyatı'nın gizli kalmış bir cevheri derdim ancak gerek kurgusal şablonun aynılığı, gerek karakter benzerliği, dil ve retorik benzerliği bana Oğuz Atay'ın varyantı/taklidi olarak göründüğü için sevmedim.
2)Aynı olayların tekrarlanması kısır döngüde hissettiriyor. Tamam içki ve cinsellik, yeraltı edebiyatının sarsıcı unsurlarıdır fakat bunlar sürekli ve amaçsızca tekrarlandığında sarsıcı etkisini yitirip klişeleşiyor. Bunalımdaki aydın değilde sığ bir profil çiziyor bence sevmedim.
3) Kitapta kadınlar, derinlikten uzak, nesneleştirilmiş cinsel bir obje olarak ele alınması dışında pek yer almaması da ayrı bir feminist atak geçirtiyor. Sevmedim.
4) Bilinç akışı tekniği öyle yoğun kullanılıyor ki bir noktadan sonra kitapla da karakterle de bağ mağ kalmıyor. Dozunda yapılsa kitap akıp gidecek aslında. Zorluk ya da karmaşıklık arttıkça nitelik artar anlayışıyla bazı yerler zorlama olmuş sevmedim.
5) Ne gerçek, ne hayal acaba dedirten anlatımdan kalan boşlukta karakterin şizofren ya da sınırda kişilik bozukluğu (borderline) olduğunu düşündüğum için sevmedim.
6) Kutsal değerlere yönelik aşağılayıcı tavrını hiç sevmedim.
Tüm bunlar da edebi bir derinlikten ziyade bir anlatı labirentinde tıkılı kalmış gibi boğucu geldi. Sırf başladığım işi bitirmek istediğimden bitirdiğim bir kitap oldu. Sevmedim.