Bu sırada etrafımız fotoğraf meraklıları ile sarılmış... Sağdan soldan çat, çutlar... Öyle ya Hinduların süngüsü altında vapura götürülen bu perişan kılıklı harp esirleri, her yerde bulunmayan kişiler. Bunlar Medine'den geliyorlar... Hani şu çölü birbirine katan Lavrens'ın bile baş edemediği Fahreddin Paşa askerleri... Başkalarına benzemezler. Durma çek... Bir kaçırırsan bir daha bulamazsın...
..."Burada kalacağız" dedi ve ağır ağır ekledi: "Mücaviriz... Herhangi bir mücavir gibi... (Yani dünyanın dört bir yanından gelip de ayrılamayarak, ömürlerinin sonuna kadar Medine'de, Harem-i Şerif yakınında yerleşen Müslümanlar gibi)
Nebiyyi Muazzam civarından ayrılamayız. Onun şefaatine sığınıyoruz."
Harp tarihinde açlık da yazar, susuzluk da yazar, vefiyat da yazar, fakat doğrusu Emin Bey (!) siz ve hempalarınız gibi hayasız ve kansızları pek nadir yazar!