Kaderi tenkit eden başını örse vurur, kırar. Rahmeti ittiham eden rahmetten mahrum kalır. Kırılmış elle intikam almak için o eli istimal etmek nasıl kırılmasını tezyid ediyor. Öyle de musibete giriftar olan adamın şekva ve merakla onu karşılaması musibeti iki katına çıkarıyor.
Yarın öbür gün aç olacağım,susuz olacağım diye bugün su içmek ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de gelecek günlerdeki, şimdi yok olan musibet ve hastalıkları düşünüp müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belahattir ki hakkında şefkat ve merhamet liyakatını selbediyor.
Cenabı hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa her musibete karşı kafi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fanı hayatı baki tevehhüm etmesiyle sabır kuvvetini mazi ve müstakbele dağıtıp hali hazirdaki musibete karşı sabrı kafi gelmez.
Madem o var,sana bakar,sana her şey var.
Asıl gurbette,kimsesizlikte kalan odur ki iman ve teslimiyetle ona intisap etmesin veya intisabına ehemmiyet vermesin.