Annemler bir saat almışlardı. Bu, benim için bir saatten çok daha fazlasıydı. Medeni dünyanın, "Aramıza hoş geldin!" partisinin en önemli anıydı. Gerçek hayatın altın anahtarıydı saat. Bir hayat olduğunu, bir gün ve içinde yirmi dört saat olduğunu, iş, yemek, uyku, seks, tuvalet, sohbet için ayrılan zamanlara bölündüğünü bana hatırlatacak dev bir eşyaydı. Günün hangi saatinde olunduğunu sekiz yıldır merak etmemiş bir insana verilecek en güzel hediyeydi. Bu saat, beni hayata döndürecekti. Bir yerlere yetişecektim, bazılarına geç kalacaktım saatim sayesinde. Ama, gideceğim daima bir yerler olacak anlamına geliyordu, koluma taktığım deri kemerli, Omega bir saat. Medeniyetimin kanıtı olacaktı, denize girerken çıkardığımda sol bileğimde kalacak olan izi...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yarın, bugünü yaşanılabilir hale getiriyordu. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı! Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük: yarın. Gelecek iyi bir sermayeydi.