Yunan yazar Nikos Kazancakis tarafından 1946 yılında yayınlanan Zorba kurgu bir metin olmanın üzerine çıkarak felsefik ve varoluşsal dinamikler barındırması açısından yaşama dair yol gösterici bir kılavuzdur. Yazarımız kitapta kendi hayatının bir yansıması olarak geçirdiği evreleri bizlere göstermektedir.
Zorba kitabı entelektüel bir adamın yaşamı anlamaya ve değerlendirmeye çalıştığı bir dönemde Zorba isimli bir işçiyle yollarının kesişmesiyle başlar. Hayatın içinde etiyle kemiğiyle, kanıyla, korkusuyla, öfkesiyle, dansıyla, sevinciyle bulunmuş olan Zorba; tüm yaşadıklarını süzgeçten geçirip şimdiki yaşam felsefesini oluşturmuş, mutlu ve anın tadını çıkaran gerçekten yaşayan ve hisseden bir insandır. Tüm filozofların, liderlerin ,entelektüellerin ulaşmak istediği bu son noktaya sıradan bir insanın nasıl ulaşmış olduğu entelektüel kahramanımız tarafından merak konusu olur. Nitekim biri hayatı kitaplardan okuyarak diğeri ise hayatı yaşayarak öğreniyordu. Beraber çıktıkları bu yolculukta bizleri de yanlarında götüren bu ikili sayesinde akılda yer edici bir serüven yaşamış oluyoruz.
Kimi zaman Zorba’ya çok imrendim. Kaba tavrının altındaki ince ruhuna, cesaretine ve dogmaları silip atmış olmasına.. Etinin ve kemiğinin altında yalnızca Zorba var. Ne bir şeyin parçası ne de bir amacın peşinde yalnızca kendi ve o anın içinde. Bu yüzdendir ki Zorba bu yeryüzünde en özgür insanlardan biri. Yazarımızın mezar taşında yazılı olan bu söz doğrudan Zorbanın dilinden dökülmüş gibi: “ Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm”.
Kitabı bir kurgu metin olarak değil de felsefi bir metin olarak okursanız daha çok zevk alabilirsiniz. Ayrıca Roman 1964'te Yunan yönetmen Mihayil Kokoyannis tarafından Alexis Zorbas adıyla sinemaya aktarıldı. Bu filmde kitaptan