“Tanrı onu cezalandırdı ve bir kadının ellerine teslim etti.”
Leopold von Sacher Masoch’un ilk aşk
romanı olan Kürklü Venüs mazoşizmi edebi bir dille harmanlayan büyük bir başyapıttır. Burada birçoklarının gördüğü pornografik bir ilişki, sapkınlık. Fakat özüne indiğinizde burada aşka farklı bir bakış açısı, kimlik oluşumu, erkek çocuklarının psikoseksüel gelişiminde baba figürünün önemini görebilirsiniz.Yazar bu kitabı kölelik sözleşmesi imzalayıp, İtalya’ya beraber yanında uşak olarak gittiği Fanny von Pistor ile olan ilişkisinden etkilenerek kaleme almıştır. Kürklü Venüs kitabındaki ögeler otobiyografik özellikler taşır. Bir açıdan kitabın ana karakteri Severin, Masoch’un kendisi diyebiliriz. Diğer karakterimiz olan leydi Wanda, tıpkı Titian’ın Aynalı Venüs’ündeki Venüs gibi bir kadındır. Hep Venüs gibi bir kadın hayal etmiş olan Severin için o büyük bir şanstır. Onu tanıdığı andan itibaren onun aşkıyla acı çekmeye başlar.
Wanda’nın Yunan mitolojisine duyduğu ilgi, bilgeliği, bu kadar kültürlü oluşu ve güzelliği ile Severin’in aklını alır. Kadın her ne kadar onun bu hallerine biraz mesafeli baksa da bir süre sonra içindeki kadın uyanır ve bir erkeğe hükmetme düşüncesi ile baştan çıkar. Bu kitap bir açıdan kadın ve erkeğin kendini keşfedişi, ortaya koymadığı yönlerini ifşa edişidir. Konusunu gerçeklikten aldığı için güçlü bir yapıta dönüşmüştür. Kurgusu, karakterler ve buradaki sado-mazoşist ilişki tıbbi anlamda yol gösterici olurken sanatın her dalına da ilham kaynağı olmuştur.
Çocukluğunda yaşadıkları, isyanlar, hapishaneler Masoch’ta izler bırakmıştır. Kitapta da okuduğumuz çocukluk anılarından yola çıkacak olursak, aşkı yorumlayışımızın temelinde o yıllarımızın olduğunu anlarız. Severin’i yaptığı şımarıklıklardan dolayı cezalandıran güzel, dolgun vücutlu,
" Al bir bilmece, al ezbere koy sepete, mini mini bir kayıkta, willie winkie koşar içinde geceliğiyle, küçük bir kocam var parmağım kadar, küçük arı Jack onu bir eriğe sokar."