📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biri şöyle der: Ben sizden üstünüm, çünkü babam konsül olarak atandı. Başka birisi ise şunu der: Ben bir yargıç oldum ama sen olamadın. Eğer bizler at olsaydık, ' Benim babam daha hızlı; bende daha fazla arpa ve yem var, dizginlerim gösterişli.' mi demeliydik? Sen bunu söylersen ben de şunu söylerim: "Madem öyle, haydi onları yarıştıralım." İnsanıb içinde de atların yarışma arzusuna benzeyen bir şey yok mudur ki neyin üstün olduğunu neyin bayağı olduğunu onun sayesinde biliyoruz? Dürüstlük inanç ve doğruluk yok mudur? Bu konularda üstün olduğunu gösterirsen, belki insanca bir üstünlüğe sahip olduğunu göstermiş olursun. Eğer bana çok iyi çifte atabildiğini söyleyip bununla övünürsen, ben de sana bir eşeğin sahip olabileceği üstünlükle övündüğünü söylerim.
Evet, değil üç, hatta inanan ve direnen bir tek adamın bile ayaklarının altında dünya titreyebilir. Böyle bir tek adamın bile azmi ve kuvveti âlemi idare edebilir.
Devletin tarihi ve mülkün coğrafyası bile yazılmamıştı. Elde tarih diye dolaşan küçük derleme ve özetlemeler, basit, çorak, kısa ve kısırdı. Saray kendi hanedanlarının eski asırlardaki zaferlerinin ve kudretli şahsiyetlerinin bile eşelenmesini istemiyordu. Çünkü o takdirde, içinde yaşanılan devrin sefaleti, padişahın aczi meydana çıkacaktı. İstenilen; basit, iddiasız ders kitaplarından ibaretti. Bunların da her birinin başına padişahı ve onun maarif ve medeniyete bağlılığını öven birer övgü yazısı yazmak esastı. Hulâsa saraya bilgin, düşünen ve hareketli subaylar değil, sadık, her türlü yokluğa şikâyetsizce dayanacak, gözü kapalı robotlar lâzımdı.