“İşte benim sefil şiirlerim de bin yıl sonra, çömlek parçalarına, sonsuza dek toprağa gömülmüş bir uygarlığın kalıntılarına dönecek. Bir şehirden geriye, yarı sarhoş bir şairin onun üzerinde dolaşan umursamaz bakışlarından başka bir şey kalmaz.”
“İlmin kanunu budur; şiirde ise böyle bir kanun yoktur, kendinden önce gelmiş hiçbir şeyi yadsımaz ve ardından gelenler tarafından da yadsınmaz, huzur içinde aşar geçer yüzyılları.”
“…gerçekten de salondan çıkmadan önce hükümdara sırtını dönmek yasaktı. Tuhaf bir alışkanlık. Saygınlığına fazlasıyla düşkün bir hükümdar mı çıkarmıştı bu âdeti? Yoksa aşırı kuşkucu bir ziyaretçi mi?”
“Nâsır Han'ın ataları yemeklerini orduyla birlikte yer, her fırsatta kendi iktidarlarının cengâverlerin yiğitliğine dayandığını hatırlatırlardı, deniyordu. Ama kuşaklar değiştikçe, Türk hanları Pers hükümdarlarının tatsız alışkanlıklarına kapılmışlardı. Kendilerini yarı-tanrı gibi görüyor, etraflarında giderek karmaşıklaşan teşrifat kuralları oluşturuyor, subaylar bu kuralları hiç anlamadıkları gibi aşağılayıcı da buluyorlardı.”
“
— Ben kendi payıma ağzıma bir damla şarap koymam, mekânım cennet olsun isterim. Sen oraya, yanıma gelmeye pek istekli değilsin herhalde.
— Durmadan hikmetler yumurtlayan ulema takımıyla sonsuza dek bir arada kalmak için mi? Hayır, teşekkürler, Allah bize başka şeyler vaat ediyor.
“