Esma Nur

Bazı insanlar, varlığıyla gönlümüzü her daim çiçeklendirir; bazı insanlar çiçek olsaydı, eksiltmezdik yakamızdan; bazı insanlar incili kaftan... Bir merhabalarıyla dağılır göğümüzün kara bulutları. Zarafetlerini, o incelikli ve hikmetli sözlerini düşünmek bile çiçeklendirir gönlümüzü Bazı insanlar diyorum ama az bulunur böylesi. Benim hayatımda da tam anlamıyla böyle olan tek bir kişi var. Dervişane üslubuyla kendi köşesinde olduğu kadar, toplumun içinde, toplumun problemleriyle dertlenen biri... O, benim göğümün en parlak yıldızı, benim kutup yıldızım. ​Ne zaman moralim bozuk, canım sıkkın olsa ya da çok mutlu olup güzel haberler alsam, herkesten önce o gelir aklıma ilk onu arar, ona anlatırım. Beni kendime döndürüyor desem abartmış olmam sanırım. Bazen hayat koşuşturmasında insanın kendini unuttuğu ya da yapabilecek miyim acaba? korkusuyla yüz yüze geldiği anlar olur ya o, hep bana kim olduğumu, neler yapabileceğimi, hayallerimi ve hedeflerimi hatırlatır. Onun yol göstericiliği, rehberliği diğer hocalarımın ya da büyüklerimin rehberliğine hiç benzemiyor. "Şunu yap, bunu yapma," demez hiç mesela, kendi tecrübelerini asla dayatmaz. Belki kendisinin asla tavsiye etmeyeceği bir şey bile yapsam, "Dur bakalım, sen nasıl bir yol çizeceksin, neler yapacaksın... Yaparsın," der hep bana. İyi ya da kötü her olayın insana bir şeyler öğrettiğini, böylece büyüdüğümüzü ve farklı tecrübeler edindiğimizi savunur. Bana, bana rağmen, benden çok güveniyor; ona güzel haberler verebilmek için hep çok çalışıyorum. ​Şiir gibi bir insan... Çok güzel bir düşünce dünyası ve yüreği var. Hani romanlarda, hikayelerde olur ya, ufku geniş, olanın bitenin farkında, çevresine bir mefkure kazandırmaya çalışan ama bir o kadar da kendi halinde, kendi köşesinde olan bilge karakterler... Tam olarak böyle
Reklam
Haberlerime kulak asmayıp-Duymadık Demeyesiniz kardeşlerim Ülkem bugün Yariyle buluşmuş gizlilerde Tepeden tırnağa yeni yıkanmış Ve örtüler içinde Göz kapakları kale kapıları Gibi örtülü Yassı gözlü kabarık alınlı Kalbine ve beline zengin Düzgün bedenli bol saçlı erkekler gibi Ülkem Tepeden eteğe yıkanmak için Aşıdan sonra paklanan Ovalara yayılmış kadınlar Evi uçsuz bir yol gibi bekleyen Yavruya verilecek süt gibi En sıcak yerinde bekleten O kadınlar gibi ülkem - Yürürüm bayırlarda Gücüm ne merkezde tartmak için Kulak verir Dinlerim ağacı Geçerken beton döşeli apartman kaykılı toprakta Sesim nasıl etkili yoklamak için Durdurur sorarım kentliyi Ne haber böyle: Nereye:
/bütün gün badem çırptım üzümün tehini armudun çürüğünü ayıkladım uykuya geç vardım yatağın içine elimi daha yeni koydum rahatıma doymadım ama.../ ÜMMETİ GÖZETMEN GEREKLİ Ben seni beyaz haber ustası Olasın DİYE boğmadım -DOĞURDUM
Bundan böyle yekinmeye hevesli yüreğim /sanatsever halkımıza duyurulur/ Aklım eski izlerde şimdi İz demek Bir geniş Bir kendine dönük bir en ileriye Yol demek Usulca kalkıp gidene: Dur Ki çevrileceksin Toydun cesurdun Gençtin atıldın Bilmezdin atıldın Kabuğu oydun oydun Kabukta kaldın Sis iner örter mermeri ağacı binayı Sis kalkar kalkmaz Görünür mermer Ağaç ve dev
6/10
·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:23
Fas’ın Cedîde şehrinde 1944 yılında doğan Taha Abdurrahman, Muhammed el-Hâmis Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldıktan sonra Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde başta dil felsefesi ve mantık olmak üzere çeşitli alanlarda öğrenimini sürdürmüştür.1972 yılında “Ontoloji Sorunsalının Dilsel Yapısı” teziyle doktorasını tamamlamış; 1985 yılında “Doğal ve Argümantatif İstidlalin Mantığı” isimli teziyle de ikinci kez doktor unvanını almıştır. 2005 yılında emekliye ayrılan yazarımız birçok ülke ve üniversitede dil felsefesi ile mantık dersleri vermiştir. İncelemekte olduğumuz kitabımızın asıl adı el-Amelu’d-Dinî ve Tecdîdü’l-Akl olup Mehmet Emin Güleçyüz tarafından Türkçeye tercüme edilen eser Pınar Yayınlarınca İstanbul’da 2020 yılında 296 sayfa olarak yayınlanmıştır. Eserde; Soyut Akıl (el-‘aklu’l-mucerred), Rehberlik Edilmiş Akıl (el-‘aklu’l-musedded) ve Desteklenmiş Akıl (el-‘aklu’l-mueyyed) olmak üzere üç farklı akıl türü detaylıca ele alınmış. 1. Soyut Akıl (el-'Aklu'l-Mücerred) : Soyut aklı, metinde "sahibini herhangi bir şeye bir yönden bilgili kılan eylem" veya "nazar" olarak tanımlayan Taha Abdurrahman aklın özellikle bir eylem niteliği taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre Yunan düşüncesindeki gibi akıl insanı bilgi edinmeye hazırlayan bir öz, zat olarak tanımlanması birçok problemi de beraberinde getirir. Zira aklın bu şekilde tanımlanması, onu nesneleştirdiği gibi, insanı da eylem ve tecrübe boyutundan koparmaktadır. Abdurrahman’a göre Mucerred akıl ( soyut akıl) özel ve genel olmak üzere bazı sınırlılıklara sahiptir. Özel sınırlılıklar; soyut akıl dilin sınırlarına, zanniliğe ve mecburi teşbihe (Tanrı'yı maddileştirme tuzağına) mahkûmdur. Genel sınırlılıklar; soyut aklın, mantığın sınırlarına takıldığını, delillendirmelerde kesinlik ve tamlığın bulunmadığı ,
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Reklam