Bazı insanlar, varlığıyla gönlümüzü her daim çiçeklendirir; bazı insanlar çiçek olsaydı, eksiltmezdik yakamızdan; bazı insanlar incili kaftan... Bir merhabalarıyla dağılır göğümüzün kara bulutları. Zarafetlerini, o incelikli ve hikmetli sözlerini düşünmek bile çiçeklendirir gönlümüzü Bazı insanlar diyorum ama az bulunur böylesi. Benim hayatımda da tam anlamıyla böyle olan tek bir kişi var. Dervişane üslubuyla kendi köşesinde olduğu kadar, toplumun içinde, toplumun problemleriyle dertlenen biri... O, benim göğümün en parlak yıldızı, benim kutup yıldızım.
Ne zaman moralim bozuk, canım sıkkın olsa ya da çok mutlu olup güzel haberler alsam, herkesten önce o gelir aklıma ilk onu arar, ona anlatırım. Beni kendime döndürüyor desem abartmış olmam sanırım. Bazen hayat koşuşturmasında insanın kendini unuttuğu ya da yapabilecek miyim acaba? korkusuyla yüz yüze geldiği anlar olur ya o, hep bana kim olduğumu, neler yapabileceğimi, hayallerimi ve hedeflerimi hatırlatır. Onun yol göstericiliği, rehberliği diğer hocalarımın ya da büyüklerimin rehberliğine hiç benzemiyor. "Şunu yap, bunu yapma," demez hiç mesela, kendi tecrübelerini asla dayatmaz. Belki kendisinin asla tavsiye etmeyeceği bir şey bile yapsam, "Dur bakalım, sen nasıl bir yol çizeceksin, neler yapacaksın... Yaparsın," der hep bana. İyi ya da kötü her olayın insana bir şeyler öğrettiğini, böylece büyüdüğümüzü ve farklı tecrübeler edindiğimizi savunur. Bana, bana rağmen, benden çok güveniyor; ona güzel haberler verebilmek için hep çok çalışıyorum.
Şiir gibi bir insan... Çok güzel bir düşünce dünyası ve yüreği var. Hani romanlarda, hikayelerde olur ya, ufku geniş, olanın bitenin farkında, çevresine bir mefkure kazandırmaya çalışan ama bir o kadar da kendi halinde, kendi köşesinde olan bilge karakterler... Tam olarak böyle