10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:21
En son ne zaman bir kitaba kendimi bu kadar kaptırdım bilmiyorum. İkinci cildin sonuna geldiğimde bile keşke devamı olsa diyordum. Öncelikle bu kitabın yazarı, üstün zekâsına hayran kaldığım Alexandre Dumas'ya teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Kitabın ana konusunun intikam olduğunu zaten arka kapağında da okuyoruz. İçerisindeki, her biri ayrı bir olayla var olan onlarca karakter bana okuma zevkinden çok izleme zevki verdi. Evet, sanki film izliyor gibi bütün olayları izledim, tanık oldum. Her şey çok akıcı ve merak uyandırıcıydı. Kitap bitince; başka bir ülkeye gezmeye gitmişim, çok sevdiğim insanlar tanımışım ve bir sürü olaya şahit olduktan sonra artık evime dönmek zorunda kalmışım gibi hüzünlendim. Ah Kont! Benim üzümlü kekim...
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,3bin okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ" Gece vagonun içi karanlık. Annemin anlattığına göre kadının biri bana, 'Hadi Vartan bir şarkı söyle de biraz şenlenelim,' demiş. Ben de şöyle bir şarkı tutturmuşum: 'Elinde bir deste gül Gülistan'dan geliyor, Yavuklusu yanında Al yanaktan öpüyor.' Vartan İhmalyan, 1913’te Konya’da doğdu. 1944’te Robert Kolej’in mühendislik bölümünden mezun oldu. Ardından Fransa, Macaristan, Polonya ve Çin derken 1961’de Moskova’ya yerleşti ve 1987’deki ölümüne kadar orada yaşadı. Bir mühendis, bir göçmen, bir dil sever. Ve Türkiye’yle bağı hiç kopmayan bir yürek. Edebiyatımızda “İhmal Amca” olarak tanınan, çocuklara armağan ettiği masallarla hafızalara kazınan Vartan İhmalyan’ın Bir Yaşam Öyküsü, 20. yüzyılın çalkantılı coğrafyasında bir Ermeni, bir Türkçe sever, bir komünist ve bir entelektüel olarak var olma mücadelesinin belgeseli. Kitap, onun “Benim iki anadilimden ilki Türkçe’dir” sözünü edebi bir kimlik tanımı olmaktan çıkarıp derin bir tarihsel ve siyasi bağlama oturtuyor. Eserin, Vedat Türkali ve Mete Tunçay’ın değerlendirme yazılarıyla birlikte sunulması bakımından da kıymetli; çünkü bu isimler hem İhmalyan’ın tanığı olduğu dönemin hem de Türkiye sol hareketinin önemli aktörleri. Peki, bu anı kitabını diğerlerinden ayıran şey ne? Neden hâlâ okunmayı hak ediyor? İhmalyan anılarına 1915’e, Konya’dan kalkan bir trenle başlıyor. Henüz iki yaşında olmasına rağmen aile büyüklerinden dinlediği bu travmayı şöyle aktarır: “Derken, günün birinde katar katar hayvan vagonlarına binmiş, Doğu’ya gidiyoruz. Bende bir sevinç, bir sevinç ki trene binmişim diye. Oysa sürgüne gidiyormuşuz.” Bu masum bakış açısıyla söylenen söz, Ermeni tehciri gibi bir kırılma anını edebiyata taşırken, aynı zamanda ailesinin nasıl kıl payı kurtulduğunu (Ereğli’de ambar müdürü olan bir
Edebiyat
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201211 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Görünmeyen gerçekler
10/10
·352 syf.·
2026 80. kitabı
Öncelikle bu kitabın incelemesine başlamadan önce ✯Bellisperennis✯ Melda ablaya gerçekten teşekkür etmek istiyorum. Çünkü beni Hizmetçi ile tanıştırdı ve iyi ki de tanıştırdı. Melda abla gerçekten bu işi biliyorsun :) O an hiç düşünmeden kitabı aldım ve okumaya başladım. Şimdi size bu kitabı anlatıyorum ama şimdiden söyleyeyim:Ben ne okudum böyle… Gerçekten uzun zamandır bu kadar içine çeken, bu kadar ters köşe yapan bir kitap okumamıştım. Okurken resmen kitap okuduğumu unutuyorum. Sanki ben o evin içindeyim… sanki Millie benmişim gibi… Beş saat boyunca yerimden kalkmadım. Kalkamadım yani. Her sayfada kalbim biraz daha hızlandı. Sanki lunaparktayım da en hızlı gondola binmişim… yukarı çıkıyorum, aşağı düşüyorum ama durmak yok. Sürekli bir gerilim, sürekli bir “bir şey olacak” hissi. Şimdi gelelim konusuna: Millie hizmetçi olarak Winchester ailesinin evine geliyor. İlk başta her şey aşırı normal ve hatta “perfect” gibi duruyor. Büyük bir ev, zengin bir aile, düzenli bir hayat… Millie için de bu iş bir çıkış kapısı gibi. Ama aslında her şey burada başlıyor. Evde Nina var. Nina ilk başta sinirli ve dengesiz gibi görünse de aslında durum çok daha derin. Çünkü onu bu hale getiren kişi Andrew. Andrew dışarıdan bakınca tam anlamıyla “perfect erkek.” Sakin, saygılı, kontrollü ve kusursuz görünen biri… ama gerçekte Nina üzerinde ciddi bir psikolojik baskı kuruyor. Onu kontrol ediyor, kısıtlıyor ve adım adım hayatını daraltıyor. Nina bir noktada artık bu evde nefes alamaz hale geliyor. Ve bu ev onun için bir kafese dönüşüyor. Burada işin en çarpıcı kısmı başlıyor: Nina aslında Andrew’dan kurtulmak için bir plan yapıyor ve bu planın içine Millie’yi de dahil ediyor. Ama Millie bunu en başta bilmiyor. Millie’nin
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,6bin okunma
10/10
·328 syf.··
2026 54. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 03:10
Ağlamak istiyorum Mutlu sonlu bir kitabın sonunda nasıl bu kadar kalbim kırılabilir. Saklıca bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Kitabın çoğu şeyi tahmin edilebilir olsa da beni o kadar hafifleten, içine çeken bir kurgu oldu ki bir günde bitirdim resmen. Okurken düşündüğüm şey hasret kalmışız böyle mahallelere, dostluklara, sevda ve bağlara oldu. Dönem hikayesi sever misiniz? Peki ya mahalle kurgusu? Benim çok severek okuduğum iki tür olur kendileri. Ve Saklıca bu iki türün harmanından oluşuyor. Şimdi gelelim konusuna; Sami Ata küçüklüğünden beri mahallerinin kızı Narin' e sevdalıdır. Her ne kadar dile getirilmemiş olsa da Narin de onu sevmektedir. Ama belli bir süre ayrılık yaşamak zorundalardır zira Narin üniversite için şehir dışına gitmek zorundadır. Kitabımız seksenli yıllarda geçtiği için telefonlarla ulaşım falan yok mektuplar aracılığı ile beş yıl boyunca birbirlerinden haber alırlar çiftimiz. Ama beş yılın sonunda öyle bir mektup gelir ki Sami Ata' nın dünyası başına yıkılır. Narin aşık olup evlendiğini söylemektedir. O günden sonra ne kimseyle olur, ne de Narin' i unutabilir... Ta ki yıllar geçer ve arkadaşlarının zoruyla biriyle nişanlanmaya karar verir. Ama kader bu ya Narin yıllar sonra yanında bir çocukla çıkagelir. İşte şimdi Sami Ata' yı bir seçim beklemektedir. Ya sevdasına kavuşacaktır ya da nişanlanıp o kızın yüzünü yere eğmeyecektir. Narin o evlendim dediği süreçte neler yaşamıştır? Sami Ata ile bir geleceği olabilecek midir? Bunların hepsi kitapta sizleri bekliyor. Kitaba dair sevdiğim detaylara gelecek olursam; alabildiğine Green Flag erkeklerden oluşuyor bayıldım.( Özellikle son dönemde kitaplarda böyle adamlara hasret kaldık kabul edelim) Arkadaş ortamları o kadar samimiydi ki sanki okurken oraya aitmişim gibi hissettim ben. Ama kitabın sonu
SaklıcaHavva Çetiner · Ulysses Yayınları · 202519 okunma
6/10
·172 syf.··
2026 1. kitabı
kitabın konusunu anlatmadan direkt görüşümü yazacağım, spoiler içerir. öncelikle kitabın yazım dilinden hoşlanmadım. şiddet sahnelerini o şekilde anlatması belki bize o kötü, tiksinç hissiyatı tam anlamıyla geçirmiş olabilir ama onun dışındaki anlatımlar da rahatsız edici geldi bana. bu tedavi olayının, iradenin tartışılmasını 3. kişi ağzından ve daha detaylı okumak isterdim. kitabı bitirdiğimde bana sadece iğrenç bir çocuğun yaptığı iğrenç şeyleri okumuşum ve bitimişim gibi hissettirdi. yine de bu tedavinin yapılışını ve sonuçlarını görmek için okuma merakım arttı ve kısa sürede bitirdim. keşke okumasaydım denecek bir kitap değil fakat daha iyi olabilirmiş gibi geldi.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma