Y

Kendimizi sevmenin, bencil olmanın tam tersi olduğunu öğreniriz. Kendi içinde iyi hissetmek, içi sevgiyle dolu bir kuyuya sahip olmaya benzer: Başkalarına verecek çok şeyimiz olur. İçimizde kendimize karşı nefret ve güvensizlik varsa, başkalarına da sadece bunları verebiliriz. Birinin bizi sevdiğini kanıtlamasına o kadar odaklanırız ki, bütün o süre boyunca sevilebilir biri olduğumuzu kabul etmeyi beceremeyiz.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgiyi başkalarını manipüle etmek ve onların hayatlarını kontrol etmek için kullanıyoruz. Onu bir araç, öyle ki ilişkilerimizin savaş meydanlarında bir silah gibi kullanıyoruz. Peki bu savaşlar ne için? Sevgi için! Ben sevilecek biri miyim? Beni seviyor musun? Seni seviyor muyum? Başkasını mı seviyorsun?
İlişkilerin bize geçmişimizdeki eski, sağlıksız örüntüleri iyileştirmek veya değiştirmek için bir fırsat vermesi durumudur. Geçmişin; geçmiş yaşamlar mı olduğu, yoksa kendi ailemizin geçmişi mi olduğu buradaki temel konu değildir. İlişkilerimiz aracılığıyla kendimizi ve diğerlerini sevmeyi öğrenmek zorundayız. Bu, bu kadar basittir.
Ne kadar çok odaklanırsak korkularımız o kadar gerçek olurlar. Bu, bir hücreyi mikroskobun altında incelemeye benzer; kocaman görünürler. Korkularımızı düşünmeye devam ettikçe, aynı zamanda çocuklarımıza yansıtmaya başladığımızda korkularımız orantısız bir şekilde büyürler. Çocuklar korkularımızı hisseder, kendi korkularıymış gibi sahiplenirler. Geri kalan her șey gibi korkular da öğrenilir.
Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. Haksızlık edenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini ileride bileceklerdir. (Şu‘arâ 26:227)