Ayşe Şasa: Bir Ruh Macerası kitabı üzerine inceleme:
Bir Ruh Macerası kitabını ele alırken öncelikle kitabın baş karakteri olan Ayşe ŞASA‘dan kısaca bahsedilmelidir. Kitap analizine başlamadan önce 1941 İstanbul doğumlu olan Ayşe Şasa’nın Türk sinema senaristi olduğunu belirterek giriş yapmak daha doğru olur. Ayşe Şasa geçmişten günümüze kadar olan düşünceleri gerek isteyerek gerek istemeyerek kendi hayatında yer vermiştir. Hayatını engelleyen bir ruhsal bunalıma girmiş ve çok sevdiği sinema alanına ara vermeye mecbur kalmıştır. Ruhsal bunalımı için ne kadar çözüm arasa da içinde yaşadığı bunalım son bulmamıştır ta ki geçmişte kaçmış olduğu İslam ile tekrardan karşılaşana kadar. Hayatı boyunca kimlik arayışında olup aradığı benliğini sonunda İslam’a yönelerek bulmuştur.
İçerisinde yaşadığı zihinsel fırtınayı bizlere aktarırken sade ve akıcı bir dil kullandığını görüyoruz. Kitabın diline baktığımızda yalın bir dil kullanılsa da günümüz hayatında kullanılmayan sözcüklere de yer verildiğinden dolayı okur kendini bu kelimelerin anlamlarını ararken bulmuştur. Kitapta resimlere de yer verilmesi okuyucunun o hatıraları içselleştirmesine yarar sağlamıştır. Olay örgüsünün de bir o kadar sürükleyici olması bir okur olarak beni, sıkmadan kitabın son sayfasına kadar götürdü.
Ayşe Şasa’nın biyografisinden oluşan Bir Ruh Macerası kitabı, Ayşe Şasa’ya sorular yöneltilerek vermiş olduğu cevapları neticesinde ilerlemiştir. “Ayşe Şasa Olmak Nasıl Bir Şey?” sorusuyla başlamıştı sözlerine hayat hikayesini resmederken. Geçmişinden, geçmişinde yaşadığı travmatik olayları aktarmaktan korkup yine de hayat hikayesini kaleme almış birisiydi...
Ayşe Şasa’nın içsel olarak yaşadığı bunalımın nedeni içinde bulunduğu çevreyi anlamaktan geçer. İçerisinde bulunduğu çevre; modernleşmenin sadece Batılı