"Dünyaya cevap bulmak için değil, aksine soru sormak için geliyoruz. İnsan, deyim yerindeyse kesintisiz bir karanlığın içinde el yordamıyla yolunu bulmaya çalışır ve ancak çok şanslıysa bazen bir ışık noktasının parıltısını görür. Ve yine insan, ancak yeteri kadar cesur ya da sebatlı yahut aptal ise veya en iyisi hepsine birlikte sahipse bizzat kendisi ardında bir işaret bırakır!"
"Aşk hakkında bir şeyler bilip bilmediğimi soruyorsun. Hakikat şu ki, bu konu hakkında hiçbir fikrim yok. Aşkı daha önce tatmış olmama rağmen üstelik. Kimse aşkın ne olduğunu bilemez. Fakat yine de insanların çoğu onu deneyimlemiştir. Aşk gelir ve gider, kimse öncesinde onu anlamaz, sonrasında da anlamaz, hatta aşk en az oradayken, yani yaşanırken anlaşılır. İşte bu nedenle sana şunu söylememe izin ver lütfen: Kimse aşka uygun değildir, buna rağmen ya da belki tam da bu nedenle aşk, hemen herkesi en az bir kez yakalar."
"Belki de böyle yapmalı, diye düşündü, olduğu yerde durmalı ve bir daha kıpırdamamalıydı. Böylece zaman insanın yanından öylece akıp giderdi, dahası insanın zamanla birlikte yüzmesi veya zamana karşı tepinmesi gerekmezdi artık."