"Kimi şeyler doğma telaşında, kimileriyse ölme telaşında. Doğmakta olanların bir parçası şimdiden ölmeye başladı ya da çoktan öldü bile. Ama bu sonsuz akış ve dönüşüm dünyayı sürekli yeniler, tıpkı hiç durmadan akıp giden zaman ırmağının sonsuzluğu yenilemesi gibi. Hiçbir şeyin tutunamadığı bu ırmakta hızla akıp giden şeylerin hangisine değer verebilir insan? Uçarken görüp gönül verdiği bir serçenin, ona sevdalanır sevdalanmaz kanat çırparak gözden yitip gitmesi gibi."
"... aşkın tamamen beyin kimyasındaki bir sapmadan ibaret olduğunu düşünmeye başlamıştı. Uyuşturucu gibi, alkol gibi, insanı hem hasta eden hem de büyüleyen bir şeydi aşk. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın insanın bünyesinden atamadığı kimyasal bir bağımlılık."
"Bazen insan, konuştuğu kişi daha ağzını açmadan neler söyleyeceğini bilir. Bilir ama duymak istemez. Çünkü duymak üzere olduğu şeyleri zamanında gayet güzel paketleyip sağlam bir sandığın içine kilitlemiş ve zihninin tavan arasında en karanlık köşeye saklamıştır. Şimdi tavan arasının kapısının açılacağını, içeriye ışık girmeye başlayacağını bildiği için duymak istemez."